Pakistan Uçurumun Eşiğinde! Bölüm 11

İkbal Hamza

Pakistan’ın çöküş ihtimalini daha da hızlandıran on birinci faktör, bölgedeki ve dünya çapındaki mevcut durumdur.
Pakistan’ın kuruluşundan bu yana, belki de ilk kez dünya genelinde öyle savaşlar ve çatışmalar yaşanıyor ki Pakistan bunlardan herhangi bir fayda sağlayamıyor.
Geçmişte, dünyanın herhangi bir yerinde savaşlar veya büyük krizler patlak verdiğinde Pakistanlı askeri generaller neredeyse halay (Attan) çekerek kutlama yapıyorlardı.

Her Müslüman ülkenin yıkımını ve savaşlarını kendi ilerlemeleri, yükselişleri ve çıkarları olarak görmüşlerdir.
Afganistan işgallerinden Sudan, Yemen ve Suudi Arabistan’daki savaşlara ve hatta Gazze’deki savaşa kadar her çatışmada her zaman kendi kazançlarını aramaya çalışmışlardır. Tüm bu çatışmalarda, Pakistan askeri kurumu içindeki belirli bir kötü niyetli çevre muazzam faydalar elde etmiştir.

Pakistanlı generaller için savaşları körüklemek ve ardından bunları kendi çıkarları için sömürmek artık alışkanlık haline gelmiş bir uygulamadır.
Acı bir gerçektir ki İslam dünyasının her felaketinde Pakistan, ordusunun varlığını ve ekonomisini görüyor. Pakistanlı askeri generaller, İslam dünyasında barış hakim olursa Pakistan’ın ekonomisinin sıfıra ineceğine inanmaya başladılar.

Bunun nedeni, Müslüman ülkelere dayatılan savaşlarda, gayrimüslim güçlerin kendi ajanları ve kiralık savaşçıları için deniz tesislerine ve askeri üslere ihtiyaç duymasıdır. Pakistanlı generaller için askeri güçlerini ve hava üslerini yabancı güçlere kiralamak fiilen birincil bir iş haline gelmiştir.

Ancak, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’a karşı saldırı düzenlediği ve İslam dünyası genelinde gerilimlerin bir kez daha yoğunlaştığı mevcut bölgesel durum ışığında, Pakistan artık geçmişte olduğu gibi paralı asker güçlerini ve askeri üslerini Batı’ya ve İsrail’e açıkça sağlayamaz; çünkü İran füze saldırılarına maruz kalma riskiyle karşı karşıyadır.

Şimdilik, esas olarak istihbarat faaliyetlerine devam ediyor ancak İran’ın Pakistan’ı her an hedef alabileceği tehlikesi halen mevcut. İran hükümeti, bölgede İsrail ve Batılı güçler adına yürütülen casusluğun büyük bir kısmının Pakistan askeri rejimi tarafından yapıldığını çok iyi biliyor.
Ayrıca Pakistan’ın Suudi Arabistan ile ortak bir savunma anlaşması var ve bu anlaşma Suudi Arabistan’a yapılacak herhangi bir saldırının Pakistan’a yapılmış sayılacağını ve Pakistan’ın onu savunacağını açıkça belirtiyor. Oysa şu anda, İran hükümeti Suudi Arabistan’a doğru füze saldırıları düzenlerken Pakistan kendisini sadece kınama yayınlamakla sınırlamıştır.

Bunun da Pakistan’ın geleceği için ciddi sonuçları olacaktır; çünkü Suudi liderliği artık Pakistan ordusu gibi zayıf güçleri kiralamanın pek faydası olmadığını fark ediyor. Bugün bile büyük ölçüde Suudi Arabistan ve diğer Arap devletlerinden alınan krediler ve mali yardımlarla ayakta kalan Pakistan, mevcut koşullar altında bu Arap ülkeleri desteklerini çekerse çöküşünün başlangıcıyla yüzleşecektir.

Mevcut bilgilere göre Suudi Arabistan, Pakistan’a önemli miktarda kredi sağlıyor ve özellikle enerji sektöründe Pakistan büyük ölçüde Suudi petrolüne bağımlı durumda. Suudi Arabistan’ın Pakistan’a yaptığı yardımın tam boyutunu detaylandırmak bu yazıyı gereksiz yere uzatacaktır. Ancak Suudi Arabistan’ın desteğini o kadar ileri bir derecede sunduğunu belirtmek yeterlidir ki her yıl Hac ve Ramazan sezonlarında elli bine kadar Pakistanlı dilencinin İki Kutsal Mescid’e girmesine izin vermekte ve bunlar milyonlarca riyal bağış toplamaktadır.

Suudi Arabistan, askeri rejimle bağlantılı bu yoksulluk ve organize dilencilik kanalına bile bir son verecek olsa bu mevcut koşullar altında Pakistan’a önemli bir darbe indirecektir.
Kısacası, mevcut koşullar altında, İran’ın ABD ve İsrail ile çatışma halinde olduğu ve Suudi Arabistan’ın da krizin içine çekildiği bir durumda Pakistan generallerinin aldığı her kararın ciddi riskler taşıdığı bir durumda buluyor kendini. Pakistan, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ı açıkça desteklerse İran füze saldırılarının hedefi haline gelebilir. Mevcut kırılgan ve savunmasız durumunda Pakistan, 100 füzeli bir saldırının etkisine bile dayanamayabilir.

Pakistan, Suudi Arabistan ve ABD’yi desteklememeyi ve bunun yerine sessiz kalmayı seçerse Suudi petrolünü ve mali yardımını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır ve tüm Arap ülkelerinde ordusunun güvenilirliği tamamen zedelenir. Gelecekte hiçbir Arap ülkesi Pakistanlı asker ve generalleri kiralamaz veya onlarla savunma anlaşması yapmaz.

Ayrıca, Suudi Arabistan petrol ihracatını Pakistan’a durdurursa bu askeri rejime ağır bir darbe olur. Pakistanlı generaller tarihlerinde ilk kez Müslüman dünyasının krizleri ve felaketlerinin artık çıkarlarına hizmet etmediği ve de lüks ve sefahatlerini sürdürmek için bu kargaşayı ve şerri yabancı güçlerle işbirliği içinde nasıl sömüreceklerini bilemedikleri bir durumla karşı karşıyadır.

Exit mobile version