Gazze Alevler İçinde! Bölüm 6

Yazan: Ahmed Yahya

Cephe Gerisindeki Savaş: Algı Savaşı
Gazze amansız ateş altında yanarken onunla birlikte başka bir savaş daha yaşanıyor. Daha sessiz, ancak daha az önemli değil. Bu, algıyı kimin kontrol edeceği üzerine verilen savaştır. Medya, görüntüler ve kamuoyu aracılığıyla yürütülen bir savaş; gerçeklerin kendisi silah haline geliyor ve dünyanın sempatisini kazanmak stratejik bir zafere dönüşmüş durumda. Bir tarafta, Gazze halkının ellerindeki cep telefonlarının kameraları ve bağımsız medya kuruluşları dünyaya bir görüntü seli gönderiyor. Enkaz altından çıkarılan çocuklar. Bir anda parçalanan aileler. Kameraya korku dolu gözlerle bakan çaresiz yüzler. Bu ham, filtrelenmemiş görüntüler, acı ve direniş hikayesine olağanüstü bir güç vererek dünyanın vicdanıyla yüzleşiyor.

Bu felaketin kalbinden fotoğraflar, videolar ve raporlar yayınlamak, bir başka direniş biçimi haline geldi. Her kısa video ve her fotoğraf, başkalarının gizlemeye veya çarpıtmaya çalıştığı bir gerçekliğin canlı tanıklığı olarak duruyor.

Diğer tarafta ise Siyonist rejimin muazzam bütçeler ve uluslararası platformlarla desteklenen güçlü medya mekanizması, olayların tamamen farklı bir versiyonunu sunuyor. Söylemi “meşru müdafaa hakkı” etrafında dönüyor, Demir Kubbe gibi gelişmiş savunma sistemlerini sergiliyor ve sivil kayıpları ya inkar etmeye ya da önemini azaltmaya çalışıyor. Medyası, sahadaki gerçekliği yumuşatmak için dili dikkatle seçiyor. Sivillerin öldürülmesi “tali hasar” haline gelirken bütün yerleşim bölgelerinin yok edilmesi “terör altyapısını ortadan kaldırma” olarak tanımlanıyor. Bu tür bir dil, şiddeti normalleştirme ve insani bir felaketi olduğundan daha az şiddetli gösterme çabasının bir parçasıdır.

Büyük sosyal medya platformları da bu savaşta tarafsız kalmadı. Algoritmaları genellikle Filistin ile ilgili içerikleri kısıtlıyor veya kaldırıyor; Siyonist rejimin resmi hesapları ise geniş görünürlük kazanmaya devam ediyor. Bu tür bir dijital sansür, muhalif sesleri susturmanın modern bir yolu haline geldi. Ancak bu medya savaşının gerçek ekseni insanlığın kendisidir. Filistin algısı, sıradan insanların hayatlarına odaklanarak başarılı oldu. Bir zamanlar birçok kişinin uzak bir jeopolitik çatışma olarak gördüğü şeyi, acil, acı verici ve son derece kişisel bir şeye dönüştürdü. İnsani acıyı hikayenin merkezine koyarak, kayıtsızlığı kırdı ve insanların vicdanını uyandırdı.

Buna karşılık, Siyonist rejimin söylemi büyük ölçüde soyut ve güvenlik odaklı kalmakta. Özellikle haberlerinin çoğunu sosyal medyadan alan genç nesiller arasında aynı düzeyde sempati kazanmakta zorlanıyor. Bunun sonucu, derinden kutuplaşmış bir küresel kamuoyu olmuş durumda.
Dünyanın birçok başkentinin sokakları, Gazze halkını destekleyen büyük gösterilere tanık olurken bazı ülkelerde geleneksel medya, resmi söylemi ihtiyat ve kısıtlama ile sunmaya devam ediyor. Kamuoyu ile bazı hükümetler ve yerleşik medya arasındaki bu uçurum, bu bilgi savaşının en çarpıcı sonuçlarından biri haline geldi. Sonuçta, bu savaşta zafer, yalnızca daha gür sesi veya daha büyük medya ağı olan taraf tarafından belirlenmiyor. Aynı zamanda daha büyük ahlaki ve duygusal ağırlığı taşıyan taraf tarafından da belirleniyor.

Bugün, sıradan bir Gazze sakininin cep telefonu kamerası, büyük bir uluslararası haber ağıyla aynı etkiye sahip olabilir. Bu bile başlı başına, etkileri Gazze’nin alevleri söndükten çok sonra da devam edecek olan algı savaşında derin bir değişime işaret ediyor.

Exit mobile version