Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Hadisleri Işığında Haricilerin Alametleri Bölüm 5

Yazan: AbdulVahid

Yaşın Küçüklüğü ve Akılların Sefihliği — Basiretsiz Gayretin Tehlikesi

Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Hariciler hakkında beyan ettiği diğer vasıflardan biri de yaşlarının küçüklüğü ve akıllarının sefihliğidir. Bu tabirden maksat gençleri veya yaşın küçük olmasını bizzat yermek değil, bilakis insanın ilmi ve fikri olgunluğa erişmeden dini büyük meselelere gayret ve heyecanla dalması, iman, küfür, cihat, toplum ve insanların canları hakkında yeterli ilim olmaksızın hükümler vermesi, Müslümanları en küçük meseleler sebebiyle tekfir edip İslam dairesinden çıkarması haline işaret etmektir. Müslümanların tekfirde acele etmelerinin sebeplerinden biri de yaşlarının küçüklüğü ve olgunlaşmamış olmalarıdır.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Ahir zamanda yaşları küçük, akılları sefih bir kavim çıkacaktır; yaratılmışların en hayırlısının sözünden bahsederler.”
(Sahih-i Buhari, h: 3611)
Bu hadiste dikkat çekici olan husus, Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yalnızca onların sözlerinin zahirine işaret etmemesi, bilakis sözün güzelliği ile anlayışın sıhhati arasında ayrım yapmasıdır; zira kişinin sözü, halis dini, güzel ve gayret uyandırıcı olabilir; ancak arkasında ilim ve sahih anlayış bulunmazsa neticesi şeriatın maksadına tamamen aykırı olabilir.
Dolayısıyla bu hadisin en önemli derslerinden biri dni meselelerde ilmin ve olgunluğun önemidir; zira iman, küfür, cihat, kanlar ve Müslümanların haklarına dair meseleler en tehlikeli meselelerdendir ve bunlarda sırf duygulara, duyulan sözlere veya şahsi anlayışa dayanarak hüküm vermek caiz değildir.
Ancak aziz İslam, gençleri dini ve toplumsal işlere katılmaktan men etmemiştir; zira Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ashabından genç yaşta niceleri ağır sorumluluklar üstlenmiştir. Sorun “insanın genç olması” değil, bilakis gençliğin cehalet, acelecilik ve basiretsizlikle birleşmesidir; zira hataya zemin hazırlayan budur.

Bu vasfı beyan etmekle aslında Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanların dikkatini ilmi ve fikri terbiyenin önemine çekmekte; zira gayret ve dini heyecan ancak ilim, hikmet, sabır ve de Kur’an ve Sünnetin sahih anlayışıyla birleştiğinde değer taşır.

Bu hadisin önemli mesajlarından biri de şudur: Hassas dini meselelerde yalnızca coşkulu sloganlar ve güzel sözlerle yetinilmemeli, bilakis şuna bakılmalıdır: Konuşan hangi kaynaktan konuşmaktadır? Kur’an ve Sünneti kavrayışı ne kadardır? Sözü ve davranışı şeriatın kat’i asıllarıyla uyumlu mudur, değil midir?

Bütün Müslümanların bu tür meselelere dikkat etmeleri ve başkalarını bu tekfirci fırkanın fikirleri ve itikatları hususunda bilinçlendirme sorumluluğunu üstlenmeleri gerekir. Çağımızda DAEŞ, Haricilerdendir; bütün dikkat ve inceliklerini Müslümanlara yönelten o taifedendir ve aziz İslam, en büyük darbeyi asrımızda onların cihetinden almıştır; zira onlar İslam ülkelerinin çoğunda büyük alimleri ve İslam ümmetinin ilim ehlini ortadan kaldırmaya çalışmış ve halen de bütün savaşları Müslümanlara yönelik durumdadır.

Bu taife -tıpkı İslam’ın başlangıcındaki Hariciler gibi- Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hadislerinde işaret ettiği aynı adetler ve hasletlerle ortaya çıkmış vaziyette. Öyleyse her Müslümanın onların bütün adetlerini tanıması ve İslam nizamıyla el ele vererek onların kökünü kazıma yolunda işbirliği yapması gerekir.

Mobil sürümden çık