Dördüncü Kısım: Müslümanları Öldürmeleri, Onlarla Savaşmaları ve Müşrikleri Bırakmaları
Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Hariciler hakkında sahih hadislerinde varid olan en açık alametlerinden biri, onların Müslümanlara karşı şiddetli tutumları, onlarla savaşmaları ve İslam ehlinin kanını akıtmalarıdır.
Bu haslet, onların fikirlerinin ve tasavvurlarının en tehlikeli boyutlarından sayılmaktadır; zira onlar fikri ihtilafı ve dini anlamadaki içtihadı Müslümanlara karşı düşmanlığa ve şiddete dönüştürüyorlardı.
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
“İslam ehlini öldürürler, putlara tapanları ise bırakırlar.”
(Sahih-i Buhari, hadis no.: 7432)
Bu hadis, onların esas sapmalarından birinin Müslümanları birinci düşman yerine koymaları olduğunu gösteriyor; oysa şeriatta Müslümanın kanının hürmeti son derece büyüktür.
Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir; Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır.”
(Nisa, 93)
Bugün de bu grubun muasır tarihine baktığımızda bu fitneci grubun ortaya çıkışından bugüne kadar Müslümanlara düşmanlık ettiğini, onlarla savaştığını ve bütün enerjilerini ümmetin hayırlılarını ortadan kaldırmaya harcadığını görürüz. Bu grubun -yani Haricilerin- Müslümanlara düşmanlığının en kamil örneği, İslam Emirliği düzeniyle savaşı ve çatışmasıdır; öyle bir düzen ki başlangıçtan bugüne kadar bütün düşmanları kafirler, Yahudiler, Hristiyanlar ve dünyadaki diğer tağutlar olagelmiştir ve halen de öyledir. Bu düzen, yiğitliği ve fedakarlıklarıyla saldırganların ve firavunların burunlarını toprağa sürtmüş ve Allah Teala’nın yardımı ve desteğiyle muvaffakiyet ve zafere ulaşmıştır.
Bugün bu Harici grup ise İslam’ın eski düşmanlarının çağrısına icabet etmiş halde bu İslami düzenin karşısında duruyor.
Özetle söylenecek olursa: Bu babdaki nassların bütünü, İslam’ın fikri ve dini ihtilaflar babında Müslümanların kanının hürmetinin çiğnenmesine izin vermediğine delalet etmektedir. Zira şiddetli ihtilaf hallerinde dahi insanların canlarının ve haklarının hürmeti baki kalır ve sırf şahsi bir anlayış veya ferdi bir tevil sebebiyle bir Müslümanın kanı mubah kılınamaz.
Bu sebeple Hariciler hakkında varid olan hadislerden çıkarılan en önemli derslerden biri şudur: Dini aşırılık, tekfir ve şiddetle birleştiğinde İslam toplumunu içeriden ihtilafa ve kan dökülmesine boğabilir. Doğru yol ise Kur’an ve Sünnete Selef-i Salihin anlayışıyla dönmek, adalete bağlı kalmak, insanların canlarının hürmetini korumak ve müşkil meselelerde ilim ehline başvurmaktır.
Bizler bu yönde çaba sarf etmek ve İslam ümmetinin gençlerine bu sapkın fırkanın fikirlerini ve sapmış akidelerini tanıtmakla sorumluyuz.
