Eyyub Halil
Askeri rejimin koşulları, hesapları ve denklemleri değişiyor ve hesapların ortaya çıkması, tablonun ise netleşmesi çok uzun sürmeyecektir. İslam nizamının güvenliğine ve istikrarına karşı kurulan -ve halen kurulmakta olan- kötü niyetli planlar ve çirkin hedefler, başarısızlığını pratik olarak kanıtlamıştır. Pakistan askeri rejimi, bu hassas koşullar altında kendisini, yanlış stratejileri ve süregelen başarısız politikalarının bir sonucu olarak bölgesel ve uluslararası bir izolasyonun gerçek bir krizi içinde bulmuştur.
Askeri rejimin yönetici çevreleri, Haricileri himaye edip desteklemekle övünüyorlar. Ayrıca, savaş politikalarının, ekonomik krizlerin ve diplomatik başarısızlıkların devam etmesi, Pakistan’ı nüfuz alanının daraldığı ve güvenilirlik kaybının belirtilerinin açıkça görüldüğü bir aşamaya getirmiş durumda. Eğer baskı, müdahale ve çatışmaya dayalı politikalar devam ederse bu, bu askeri rejim için son şans olabilir.
Bu bağlamda, askeri rejimin son saldırıları, bölgedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik denklemlerinin bir dönüşüm aşamasından geçtiğini ve bugünden sonra herhangi bir askeri hareketin veya baskı politikasının, yeni olgular, önlemler ve hedefler ışığında değerlendirileceğini ortaya koydu.
Tıpkı son önlemlerin sadece sınırlı bir misilleme tepkisi olarak yorumlanamayacağı gibi, Afganistan’daki İslam nizamına karşı baskı ve çatışma çemberini genişletme ve askeri gerilim olasılığına dair açık bir mesaj olarak da kabul edilirler. Bu dönüşüm, sadece misilleme operasyonları çerçevesine girmez, aynı zamanda yeni bir aşamanın başlangıcına işaret eden göstergelerle de bağlantılıdır. Bu nedenle, hesaplanmamış herhangi bir karar veya politika, sert, keskin ve taktiksel koşullarla karşılaşacaktır.
Bundan sonra, Pakistan askeri rejiminin hesaplanmamış her adımı, eşdeğer bir karşılıkla ve yeni güvenlik hesaplamalarıyla karşılaşacaktır. Yıllarca hedeflerine savaş ve vekalet politikaları aracılığıyla ulaşmaya çalışan taraf, bugün kendi eylemlerinin sonuçlarını bizzat tadacağı bir gerçeklikle yüzleşmektedir.
Son dönüşümler, yeni hedefler belirleme, gelişmiş araçlar kullanma ve savunma önlemlerini aşma yeteneği aracılığıyla, bölgedeki güvenlik dengelerinin değişmekte olduğunu gösteriyor. Bu dönüşüm, askeri rejimin artık askeri gücüne veya savunma sistemlerine kesin bir üstünlük kaynağı olarak güvenemeyeceği mesajını veriyor.
Afganistan İslam Emirliği, stratejik politikaları, girişimleri ve taktiksel faaliyetleri aracılığıyla, hasımların birçok hesaplamasını ve planını başarısızlığa uğrattığı bir deneyim ve pratik bir sicile sahiptir. Bu deneyim ve pratik taktikler, düşmanın birçok planını ve denklemini etkisiz hale getiren ve hesaplamalarını yeniden şekillendiren unsurlardır. Ayrıca, zamanında ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılan girişimler ve taktikler, karşı tarafın güvenlik ve savunma önlemlerinin etkinliğini sınırlama ve hesaplamalarının dayandığı temelleri karıştırma yeteneğine sahip. Son olaylar ayrıca, askeri rejimin tüm propagandasına ve iddialarına rağmen, savunma sistemlerinde ve planlarında bir kusur olduğunu ve bunun ardında birçok zayıflık noktası ve soru işareti bulunduğunu gösterdi.
Askeri rejim için açık olmalıdır ki baskı, tehdit ve zorlamaya dayalı hesaplamalar kalıcı değildir. Afganistan’daki İslami nizama karşı komplo, yıkıcı faaliyet ve düşmanca politika yolunu seçen her taraf, hesap ve denklemin yönünün değiştiğini ve eski hesaplamaların artık pratik gerçekliği temsil etmediğini anlamalıdır. İslam Emirliği’nin stratejik vizyonu ve taktik esnekliği, düşmanın birçok hesaplamasını sıfırlayan ve onları daha başlangıçta etkisiz hale getiren özelliklerdir. Düşman sahaya yeni bir harita veya güncel bir senaryo ile her çıkışında pratik olgular, hesaplamalarını dağıtıp propagandasını çökertecektir.
Ayrıca, askeri rejimin Müslüman bir ülkeye yönelik saldırıları sadece gelip geçici olaylar değil; aksine bu tür baskı ve saldırılar, Yüce Allah’ın hikmetiyle, İslami nizamın daha da güçlenmesine, genişlemesine ve kenetlenmesine sebep oluyor. Bu tür eylemler, ümmette ve Müslüman halkta düzenlerini, değerlerini ve bağımsızlıklarını savunma ruhunu pekiştiriyor ve inşaallah, İslam nizamının kapsamının genişlemesine ve varlığının sağlamlaşmasına vesile olabilir.

















































