Yazan: Ecmel
Pakistan askeri rejimi ellerini bir kez daha masum Afgan kadınlarının ve çocuklarının kanıyla lekeledi. Dünya, Gazze’de Siyonist varlığın işlediği suçlara seyirci kalırken Pakistan da savunmasız Afganlara karşı aynı acımasız politikayı izliyor ve insani hukuka karşı aynı küçümsemeyi sergiliyor; sanki İsrail’in izinden gitmekten başka bir şeye aldırış etmemeye yemin etmiş gibiler.
Son saldırılarda Pakistan savaş uçakları Afgan hava sahasını ihlal ederek Kunar vilayetine bağlı “Şelten” idaresi ile Hilmend vilayetine bağlı “Germsir” idaresindeki yerleşim bölgelerini hedef aldı. İslam Emirliği sözcüsü Zebihullah Mücahid, aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu 9 sivilin şehit olduğunu, 11 kişinin de yaralandığını, ayrıca üç konutun yıkıldığını duyurdu. Bu rakamlar, tek günahı sınır bölgesinde ikamet etmek olan insanlara aitti.
Buna karşılık Pakistan Enformasyon Bakanlığı, bütün yüzsüzlüğü ve küstahlığıyla, teröristlerin mevkilerini hedef aldığını ve bunun 22 kişinin ölümüne yol açtığını iddia etti. Bu bağlamda, bölge sakinlerinden 32 yaşındaki Muhammed Habib, mağdurlardan birinin koyun güderek geçimini bu meslekten sağlayan bir sivil olduğunu, Pakistan Taliban Hareketi veya herhangi bir başka silahlı grupla hiçbir ilgisi bulunmadığını belirterek tek günahının Pakistan makamlarının teröristlerin sığınağı saydığı bir evde yaşamak olduğunu ifade etti.
Son saldırılar münferit bir olay değil; zira geçtiğimiz aylar boyunca Kunar, Paktika, Paktia, Host ve Nangarhar’daki birçok bölge defalarca Pakistan hava ve topçu bombardımanına maruz kalmıştır. (UNAMA), 2026 yılının Şubat ayının sonundan Mart ayının başına kadar en az 185 Afgan sivilin öldürüldüğünü ve yaralandığını, mağdurların çoğunluğunun kadınlar ve çocuklar olduğunu teyit etti. Bu saldırıların tekrarlanması, Pakistan’ın çatışmalarının ve güvenlik hesaplarının bedelini Afgan halkının ödediğini göstermektedir.
Pakistan rejimi, Siyonist yapının Gazze’de uyguladığı yaklaşımın aynısını izliyor; nitekim önce bir bölgeyi bombalıyor ardından bütün küstahlığıyla teröristleri hedef aldığını iddia ediyor. Ancak sahada geriye kalan, çocukların cesetlerinden ve yıkılmış evlerden başka bir şey değil. Siyonist yapı saldırılarını defalarca terörle mücadele adına gerekçelendirmiş ve sonuç, yerleşim mahallelerinin tahrip edilmesi ve muazzam sayıda kadın ve çocuğun mağdur olarak düşmesi olmuştur. Şimdi Pakistan aynı yolda yürümektedir; buradan hareketle, ona “İsrail’in Asya versiyonu” denilmesi tam olarak bu davranışa işaret ediyor.
Pakistan ekonomisi uluslararası kredilere dayanmakta, ordusu başkentinde dahi güvenliği tesis etmekten aciz kalmaktadır; bu, tam olarak yok oluşunun eşiğinde duran ve başarısızlıklarını örtbas etmek için her türlü suça dalan düzenlerin davranışıdır. İslam Emirliği, Afgan topraklarının hiçbir devlete karşı kullanılmayacağını teyit etmiştir; ancak aynı zamanda Afganistan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesini de kabul etmemektedir; bu sebeple bu tür saldırılara karşılık, düşünülmüş, kesin ve milli menfaatlere dayalı olmalıdır.
Pakistan’ın son saldırılarına karşı açık bir mesajımız var; o da Afganların kanının ucuz olmadığı ve sivillerin evlerinin tahrip edilmesinin askeri iddialarla örtbas edilemeyeceğidir. Zira çocukların kanıyla beslenen düzen, nihayetinde o kanların kendisinde boğulacaktır. İsrail’in suçlarının Pakistan’a intikal eden mirası, bir gün bu rejimin kendi eteğine de dokunacaktır.
