Bölüm 6
Yazan: Hayber Celal
4. İbadet ve İtaatte İtidal
İslam’da itidal ve dengenin bir diğer güzel tezahürü, ibadet ve itaatteki ölçülülüktür. İslam, bir Müslümandan ibadet adı altında kişisel, ailevi veya toplumsal sorumluluklarını ihmal etmesini istemez, ne de kişiyi kendine aşırı zorluk yüklemeye teşvik eder. Aksine, insanları güçleri dahilinde, tutarlı ve dengeli bir ibadet biçimine çağırır.
Nitekim Allah Teala şöyle buyurur:
“Allah hiçbir kimseyi gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz.” (Bakara Suresi, 286)
Peygamberimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) her zaman ashabı kiramı ibadette aşırılık ve ifrattan sakındırmıştır. Daha önce belirtildiği gibi sahabelerden bir grup ibadetlerini artırmaya karar vermişti. Biri her gün oruç tutmaya, diğeri her geceyi namazla geçirmeye, üçüncüsü ise evlilikten tamamen kaçınmaya karar vermişti.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu öğrendiğinde şöyle buyurdu:
“Allah’a yemin olsun ki ben sizden daha çok Allah’tan korkarım ve O’na karşı en derin saygıya sahibim. Buna rağmen oruç tutar, bazen de tutmam. Gece namaz kılar, bazen de uyurum. Ve kadınlarla evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”
Bu hadis, İslam yolunun denge ve itidal yolu olduğunu açıkça göstermektedir. Ne ruhbanlık ve dünya hayatından el çekme yoludur, ne de ibadet ve Allah’ı anmayı ihmal etme yoludur. Bir Müslüman’dan, Allah’ın hakları, kendi nefsinin hakları, ailesinin hakları ve toplumun hakları arasında denge kurması beklenir.
Bu nedenle, itidal, samimiyet ve devamlılık ile yapılan ibadet, kişinin sürdüremeyeceği ağır ibadetlerden Allah’ın sevgisine daha layıktır.
İslam, Müslüman’ın hayatın her evresinde orta yolu izlemesini ister; öyle ki, ibadetin bereketinden faydalanırken diğer sorumluluklarını da en iyi şekilde yerine getirebilsin.


















































