Saldırgan Pakistan ordusu, devam eden vahşi saldırılarının bir parçası olarak, Paktia, Paktika ve Kuner vilayetlerini yine acımasız hava saldırılarıyla hedef aldı; bu saldırılarda, özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olmak üzere çok sayıda masum sivil şehit oldu ve yaralandı. Bunlar, savaşın en karanlık koşullarında bile öldürülmeleri şer’i metinlerde haram kılınmış olan silahsız insanlardır. Bu suç, tüm uluslararası yasaların, İslami ilkelerin ve iyi komşuluk standartlarının açık bir ihlalidir.
Bölgede kriz çıkararak ve savaşları ateşleyerek varlıklarını sürdürmeye çalışan Pakistan’daki askeri ve siyasi çevreler, bu vahşi saldırılarla bir kez daha kanıtladılar ki bölge istikrarının ve iki ülke halklarının huzurunun en büyük düşmanı bu generallerdir. Onlar, iç siyasi ve ekonomik başarısızlıklarını örtbas etmek için masumların kanını dökerek hedeflerine ulaşmaya çalışan sürekli aynı başarısız politikaları tekrarlıyorlar.
Ancak tarih, bu kibirli ve zalim askeri yapıların sonunun çöküş ve kendi kendini yok etme olduğunu kanıtlamıştır. Bu askeri çevreler, suçu Afganistan hükümetine yüklerken “Pakistan Taliban Hareketi” (TTP) ve Beluç ayrılıkçıları gibi grupların tamamen Pakistan’ın iç sorunları olduğunu görüyoruz. Bu gruplar, Pakistan topraklarının kendi içinde oluşmuş, eğitimlerini orada almış, Pakistan içinde merkez ve imkanlara sahip ve esasen o ülkenin yanlış ve adaletsiz iç politikalarının sonucunda ortaya çıkmışlardır.
İslamabad yöneticileri bu derin krizi akıllıca ve yapıcı bir şekilde çözmeye çalışmak yerine, istihbarat ve güvenlik başarısızlıklarının sorumluluğunu Afganistan’a yüklemek için çabalıyor; bu, asla gerçeğe dönüşmeyecek umutsuz bir girişimdir. Gerçek şu ki Afganistan İslam Emirliği’nin egemenliğiyle birlikte, ülke bugün herhangi bir silahlı grup varlığından tamamen arındırılmış durumda. Kapsamlı güvenliğin sağlanması ve tüm eski çatışma odaklarının kökünden kazınması, Afganistan topraklarında teröre zemin olmadığının en iyi kanıtıdır.
Afganistan’daki mevcut nizam, son yıllarda büyük fedakarlıklara rağmen, ülkede güvenlik kontrolünü sağlamayı ve halkın güvenliğini tehdit eden tüm akımları yenmeyi başarmıştır. Bu nedenle, Afganistan’da silahlı grupların varlığına dair iddialar ve propaganda, saldırganların saldırılarını meşrulaştırmak için ortaya attıkları sadece bir bahane ve asılsız suçlamalardan ibarettir.
Binaenaleyh, Afganistan İslam Emirliği’nin resmi politikası açık ve disiplin üzeredir. Dış politikasının temel ekseni, diğer devletlerin iç işlerine karışmamak ve aynı zamanda Afgan topraklarının diğer devletlerin güvenliğine karşı kullanılmasını önlemektir. Afganistan, sorumlu bir devlet olarak tüm komşuları ve dünya devletleriyle karşılıklı saygı ve barış içinde bir arada yaşama temelinde ilişkiler talep etmektedir.
Ancak bu politika, Afgan topraklarına yönelik saldırganlık ve müdahale karşısında susmayı gerektirmez; çünkü toprağımızı ve halkımızı savunmak bizim meşru ve doğal hakkımızdır. Bu nedenle, bu vahşi saldırılar ve Afgan sivillerin şehadeti karşılıksız kalmayacak ve Pakistan askeri çevreleri için ağır sonuçlar doğuracaktır. Bu tür vahşi eylemler, Afganistan’da saldırganlara karşı halkın bilincini, dayanışmasını ve genel nefretini artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Tarih göstermiştir ki bu onurlu millete ne zaman bir saldırı olsa iç anlaşmazlıklar bir kenara bırakılır ve herkes ortak düşmana karşı birleşir. Paktia, Paktika ve Kuner’deki mazlum halka yönelik saldırı, aslında tüm Afgan halkına yönelik bir saldırıdır. Bu suç, halkın ve hükümetin ülkenin birliğini savunma iradesini her zamankinden daha güçlü ve kararlı hale getirecektir. Bu sonuç, saldırganlara ancak ebedi bir utanç ve pişmanlık getirecektir. İnşallah.

















































