Arsela Hasan
Pakistan, krizlerin, zulmün, adaletsizliğin ve güven kaybının bugün zirveye ulaştığı bir ülke olmakla kalmayıp, başkalarına bağımlılığı yeni edinmiş bir ülke de değil. Aksine, Pakistan mevcut haliyle, İngilizlerin ve diğer dış güçlerin stratejik hedeflerine hizmet etmek için kurulmuş bir hükümettir.
Bu tarihsel miras, Pakistan siyasi sistemine olan güvenin, gerek sıradan halkta gerekse siyasetçilerin kendisinde her geçen gün azalmasının nedeni olmuştur.
Bugün güvensizlik sadece sıradan vatandaşlarla sınırlı değil; aynı zamanda birbirlerine ve devlet kurumlarına olan güvenini yitirmiş çok sayıda siyasi lideri de kapsıyor. İktidar mücadelesi, siyasi müdahaleler, yasanın eşit uygulanmaması ve yönetici değerlere yönelik sürekli eleştiriler, güvensizlik seviyesini yükselten faktörlerdir. Herhangi bir ülkenin istikrarı ancak hukukun üstünlüğü, adalet, şeffaflık ve halkın iradesine saygı ile sağlanır. Bu değerler zayıfladıkça siyasi ihtilaflar derinleşir, milli birlik zarar görür ve ülke krizlere daha açık hale gelir. Bu nedenle birçok analist, Pakistan’daki siyasi durumun kalıcı istikrarı sağlamak için köklü reformlara ve halkın güveninin yeniden inşasına ihtiyaç duyduğunu düşünüyor.
Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, “Ülkedeki mevcut hükümet ve idari sistemin mevcut sorunları çözmekten aciz olduğunu ve Pakistan’ın ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu” söyledi.
Nakvi, Pakistan Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada, temel reformlar uygulanmazsa ülkenin on yıl sonra da aynı ekonomik, idari ve hükümet sorunlarını yaşayacağını belirtti. Mevcut yapının Pakistan’ın krizlerini çözemediğini ve ülkenin kapsamlı reformlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı ve şunu ekledi: “İçinde yaşadığımız sistem, ister kabul edelim ister etmeyelim, çöküşe doğru gidiyor.”
Bu açıklamalara bakıldığında şu soru sorulabilir: Bu düzeydeki bir hükümet yetkilisi kendi hükümetine olan güvenini yitirdiğinde, askeri rejimin durumu ne hale gelmiştir? Bu, yazara göre, çöküş aşamasının yaklaştığının, düşüşü için geri sayımın başladığının ve sonuçlarının belki de yakın zamanda sahada görülebileceğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Öte yandan, Cemiyet-i Ulema-i İslam (CUI) lideri Mevlana Fazlurrahman’ın kardeşi Mevlana Ataurrahman, “Beluçistan ve Hayber-Pahtunhva’ya seyahat etmek için bir gün pasaport gerekebilir” dedi. Ayrıca ordu ve hükümetten, bu iki bölgenin sakinlerine karşı işlendiğini söylediği zulmü durdurmasını talep etti.
Ataurrahman’ın açıklamaları, Pakistan’ın parçalanmanın eşiğine geldiğine işaret etmekte ve Beluçların Beluçistan’ın bağımsızlığını ilan edip başka herhangi bir tarafın kendi toprakları üzerinde otorite kurmasını engelleyebileceği anlamına gelebilir. Beluçların hedeflerine yaklaştığını ve bunun onlar için meşru bir hak olduğunu düşündüklerini gösteriyor.
Pakistan Cemiyet-i Ulema-i İslam lideri Mevlana Fazlurrahman da askeri komutanların başkalarının işlerine müdahale etmek yerine geçmiş hataları için kendilerini sorgulaması gerektiğini belirtti. Görüntülü bir mesajında, Pakistan ordusunun 1971 savaşındaki tarihi yenilgisine atıfta bulunarak şunları söyledi:
“Doğu Pakistan’daki, yani bugünkü Bangladeş’teki askerleriniz teslim olup herkesin önünde aşağılandığında, Hindistan’a o zaman ne mesaj veriyordunuz? Ordu geçmişinden ve performansından utanmalı, benim sözlerimden değil.”
Hatırlanacağı üzere Pakistan, 1971 savaşında Hindistan ve Bangladeş ortak kuvvetlerine karşı girmiş ve on binlerce Pakistan askerinin teslim olması, Doğu Pakistan’ın ayrılması ve bağımsız Bangladeş devletinin kurulmasıyla sonuçlanan tarihi bir yenilgiye uğramıştır.
Fazlurrahman’ın Urduca yaptığı son açıklamaları, Pakistan ordusunun iç ve bölgesel gelişmelerdeki rolü hakkında geniş tartışmalara yol açtı.
Ayrıca, itiraf artık sadece siyasetçiler ve liderlerle sınırlı değil; birçok Pakistan vatandaşı da Beluçistan’ın ordu kontrolünden çıktığını, hatta suikastlar, bombalı araçlar, gerilla savaşı saldırıları ve pusuların Pakistan askeri rejiminin kapısına dayandığı ortamda Pakistan’da tamamen güvenli hiçbir bölge kalmadığını düşünüyor.
Eski Beluçistan Başbakanı Navab Eslem Raysani’ye, yeniden Beluçistan Başbakanı seçilirse koşulların iyileşip iyileşmeyeceği sorulduğunda şu yanıtı verdi:
“Sadece ben değil, Beluçistan Başbakanı olarak başka biri bile seçilse koşulların iyileşmesi için umut yok.”
Genel olarak, hükümet yetkilileri, siyasi liderler ve bölgesel şahsiyetler tarafından Pakistan’ın siyasi ve güvenlik durumu hakkında yapılan son açıklamalar, ülkenin derin siyasi, ekonomik ve idari zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Üst düzey yetkililer ve muhalefet liderleri sistemin kapasitesini, ordunun rolünü ve ülkenin geleceğini eleştiriyorsa bu, siyasi güvensizlik durumunun arttığının bir göstergesidir.

















































