Pakistan Askeri Rejiminin Vahşeti ve Tarihin Sert Hükmü

Yazan: Vasif Ryan

Pakistan askeri rejiminin vahşi politikası dün gece bir kez daha Kabil semalarında yaşanan patlamaların dumanları içinde kendini gösterdi. Şehri sarsan bomba sesleri, sadece bir saldırının göstergesi değil; varlığını başkalarının kanında arayan bir rejimin çığlığıydı. Bir uyuşturucu rehabilitasyon merkezinin bombalanması, bir savaş eylemi değil insanlığa karşı açık ve utanmaz bir suçtur.
Orada siper yoktu, asker yoktu ve devam eden bir muharebe yoktu. İçeride, hayatlarını geri kazanma umuduyla tedavi gören çaresiz bireyler yatıyordu ancak Pakistan askeri rejiminin kör bombaları onları ölüm uçurumuna sürükledi.

Bu vahşet sadece tek bir gecenin olayı değil; Pakistan askeri rejimi içindeki kibirli ve acımasız bir çevrenin izlediği kanlı bir politikanın devamıdır. Bu politikanın ön saflarında Asım Munir ve rejimin savunma bakanı Hoca Asif yer alıyor; bunlar, iktidarlarını korumak için savaşın ateşini körükleyen ve bölgesel istikrarsızlığın devamını kendi stratejileri olarak gören figürlerdir.
Onların siyaseti barışın dilini anlamaz. Onların dili baruttur ve mantıkları bombalamadır.

Sözde Durand hattı boyunca bile bu kanlı senaryo her gün tekrarlanıyor. Pakistan askeri rejiminin topçuları Afgan evlerine ateş yağdırıyor, köyler barut bulutları içinde kayboluyor ve savunmasız insanlar bu kör saldırılara kurban gidiyor. Kadınlar, çocuklar, gençler ve yaşlılar, siperleri ve silahları olmayanlar, bu vahşi mermilerin kurbanı oluyor. Bu bir savaş değil; sadece ahlaki pusulası bozuk ve zalim bir zihniyete sahip rejimlerin gerçekleştirdiği bir barbarlık biçimidir.

Bu zalim ve kukla rejim, İslam’ın, insanlığın ve Müslüman değerlerinin tüm sınırlarını çiğnemiştir. Müslüman hayatlarını korumak için kaldırılması gereken eller, savunmasız insanları öldürmek için bir araca dönüştürüldü. Zulüm, insanlığın tüm sınırlarını aşan bu boyutlara ulaştığında tarihin tepkisi nazik olmayacaktır. Onun karşısında tüm sınırlar yıkılacaktır. Zulmün sütunları titreyecek, despot yöneticilerin kibri parçalanacak ve gurur taçları kendi suçlarının ağırlığı altında çökecektir.
Tarih, zalimler için her zaman acımasız bir yargıç olmuştur. Değişmeyen bir yasa vardır: Başkalarını istikrarsızlaştırmak için çalışan devletler ve rejimler, yakında aynı istikrarsızlık dalgalarıyla kendileri de karşı karşıya kalırlar. Komşusunun evini ateşe veren, kısa sürede alevlerin kendi çatısına ulaştığını görür. Başkası için hazırlanan barut, eninde sonunda ateşi yakan eli yakar.

Afganistan, güç imparatorluklarını yenilgiye uğratmış bir topraktır. Bu milletin acı bir tarihi vardır ancak yenilgi tarihi yoktur. Bombalamalar, şehirleri sarsabilir ancak bir halkın iradesini kıramaz, çünkü mazlumların kanı sadece kan değildir; o adalet için bir çığlık, tarihin sesi ve nihayetinde zalimin tahtının temellerini sarsacak ateştir.
Eğer bugün Pakistan askeri rejiminin kibri barutun gürlemesiyle sevinç duyuyorsa tarihin sert yargısı yarın o gururun sarayını devirecektir. O gün, zulmün yöneticilerinin suçlarının ağırlığı altında çökeceği gün mutlaka gelecektir. Her bir eylem hesaba katılacak ve adalet mahkemesinde son kararı masumların kanı verecektir.

Exit mobile version