Yazan: Refik
Afganların önceden sahip olmadığı, ancak bugün sahip olduğu şey nedir?
Afganistan’da onlarca yıl süren savaşa rağmen siyaset, siyasetçiler, etnik hizipler ve de dini ve aşırı hizipler, Afganları başarılarından, fedakarlıklarından ve değerlerinden yoksun bırakan şeyler yaptılar. Yabancılar tarafından Afganlara dayatılan ve sonra siyasetçiler tarafından darbeler ve diğer kanlı yöntemlerle zorla geçirilen farklı politika ve kanunlar, Afganları ağır biçimde ezen şeyler arasında oldu.
Etnik hizipler, Afganların birliğini ve dayanışmasını ezdiler. Müslüman kardeşleri tek bir ortak sofradan; parti, etnisite ve dil uğruna ayırdılar. Tarih, etnik ve dilsel liderlerin ve partilerin Afganları öyle bir dereceye kadar ezdiklerine tanıklık eder ki tarihin kendisi o dehşeti ve zulmü tam olarak tarif etmeye ve aktarmaya muktedir değildir.
İşin ilginç yanı şudur ki Afganları etnisite ve dile göre bölerken aynı akım bir dizi dini ve taklitçi hizip de doğurdu. Bu hizipler Afgan cihat ve mücadelesini hizip temelli taklitlere ve farklı yollara böldüler; öyle ki zaferden sonra birkaç cihadi hizip ve aşırı grup yüzünden Afganları birbirleriyle savaştırdılar.
Ancak bugün bütün bunlar sona ermiş durumda; Afganları izzet, yenilik ve ilerleme yerine kana, dilsel, etnik, mezhepsel ve aşırılık yanlısı çekişmeye sürükleyen şey artık yok. Burada birkaç önemli örneği sıralayayım:
1. Sahte Siyasetin, Siyasetçilerin ve Kanunun Sonu
Afgan birliğinin, ilerlemesinin, gücünün ve izzetinin önündeki en büyük engel, yabancı fikirler üzerine kurulu sahte düşünce ile siyaset, siyasetçiler ve kanunlardı; bunlar, onlarca yıl Afganları iç ve dış savaşlara sürükledi. Afganların düşmanları, kendi sahte, kukla siyasetçilerini ve liderlerini Afganların üzerinde yönetici olarak tutmakta ve onları savunmakta ısrar ediyorlardı; çünkü tam da o fikir, Afganların güç ve daha aydınlık bir şafak yolunu tıkayabilecek şeydi.
İşte bu yüzden onlarca yıl kendi fikirlerine ve Batılı modern kültüre trilyonlarca dolar ve sayısız fedakarlık döktüler; ancak Afganların imanla yönlendirilen, Müslüman, kararlı, mücahit azmi bütün bu entrikaları ve düşünceleri paramparça etti. Bugün sahte siyaset, siyasetçiler ve kanunlar yerine kendi inancımız, dinimiz, kültürümüz ve hakikatimiz üzerine kurulu siyaset, liderler ve şeriat kanunu var ve bu da onlarca yıl süren fedakarlık ve adanmışlığın sonucu olarak sayılmaktadır.
2. Sahte Batılı Ekonominin, İşsizliğin ve Ataletin Sonu
Onlarca yıl süren savaş ve yabancı müdahalenin bir sonucu olarak Batı ve Yahudiler, Afganları zihinsel, itikadi, askeri, siyasi ve kültürel olarak ezmenin yanında ekonomide, eğitimde, ahlakta ve ticarette de ezdiler.
Afganların ekonomik gücünü sahte, Batılı düşünce ile şekillenmiş bir siyasetin içine atmışlardı. O politikanın ve düşüncenin şemsiyesi altına girmeyen hiç kimsenin ekonomik olarak hayatta kalması mümkün değildi. Sistem kendisini kendi kazancının kaynağı olarak kullanıyordu; pazarların üzerinde ise dilencilik ve yoksulluğun kara bayrağı dalgalanıyordu. Pazarlar ve ticaret sisteme, siyasete ve siyasetçilere bağlıydı; onlar zayıflarsa pazarlar da zayıflıyordu. Afganları, toplumun huzurunu ve izzetini yıkan bir atalet ve işsizlik çukuruna attılar.
Afgan yoksulluk oranları yüzde seksen ile doksan arasına ulaştı. Üstelik eğitimi o kadar düşük kaliteli ve yolsuzluklarla dolu hale getirdiler ki Afganlar geleceklerini eğitimde değil, güçte ve parada görmeye başladılar. İslam Emirliği’nin iktidara gelmesiyle pazarların, ticaretin ve eğitimin üzerine çekilen aldatıcı kara perde geri çekildi. Sahte bolluk örtüsü kaldırıldı ve altındaki gerçek gizli açlık ve yoksulluk açığa çıkarıldı; onlarca yıl Afganları boş, aldatıcı bir pazar ve ticaret etrafında toplayan o örtü.
Böylece İslam Emirliği, Afganların geleceğini kendi çabalarına ve kararlılıklarına bağlayan gerçek bir ekonomi, eğitim ve ticaretin modeli haline geldi. İslam Emirliği yönetimi, Afganlar için eğitimde, ticarette, ekonomide ve her yönüyle yenilik ve ilerlemede çağın talepleriyle rekabet etme yolunu açtı. Afgan ticareti bağımsız hale geldi; eğitim ve her alanda yenilik bağımsız ve güvenli oldu. Siyaset, dil, etnik ve diğer aşırı fikirlerden tek bir şeriat ve İslami inanca yöneldi. Afgan topraklarında Afganların kendi inancına ve kültürüne göre kültürün teşvik edilmesinin yolu açıldı.
Bugün, geçmişteki onlarca yılın eski tehditleri ve engelleri tıkanmış durumda. İslam Emirliği Afganları hayata döndürdü. Bugün Afganların görevi, dünyayla rekabet etmek ve yüz yüze durmak için kararlılık ve çaba yolunu tutmaktır; çünkü artık şartlar ve zaman, Afganların kendi kendine yeterli hale gelmesi içindir.

















































