IEA’nın Hakikat Aynasındaki Başarıları ve İthamlara Cevaplar Bölüm 2

Yazan: Eyyub

Kalıcı Güvenliğin Tesisi

Bir zamanlar bu ülkenin üzerine gölgesini salan o karanlık güvensizlik günlerini hatırlayın; patlama ve silah seslerinin Afganistan’ın bütün vilayetlerinde, şehirlerinde ve farklı bölgelerinde gündelik hayatın bir parçası haline geldiği günleri; annelerin, akşam olduğunda çocuklarını yeniden kucaklayıp kucaklayamayacaklarını bilmeden onları titreyen yüreklerle okula gönderdikleri günleri.

O karanlık dönemde Afganistan halkı yabancı işgalcilerin çizmeleri altında eziliyordu ve kukla Cumhuriyet sistemi, halkın güvenliği için bir kalkan olmak yerine bizzat güvensizlik sorununun bir parçası haline gelmişti. Yolsuzluk, polis ve ordu saflarının tamamında kök salmıştı; her ilçe yerel savaş baronlarınım avı durumundaydı ve de insanların canı ve malı, o dönemin merkezi otoritesinin hesaplarında hiçbir ağırlık taşımıyordu.

Bütün bu kaos ve korkunun ortasında İslam’la ve insanlıkla hiçbir bağı olmayan tekfirci bir grup olarak DAEŞ belası da başını kaldırdı . Bu grup, camilerde, okullarda, üniversitelerde ve pazarlarda düzenlediği bombalamalarla masum insanların kanını döktü ve ülkenin bazı vilayetlerini korku ve dehşet alanlarına çevirdi. Afganistan halkı o karanlık yıllarda iki ateş arasında yandı; bir yanda yabancı işgalin ateşi, diğer yanda tekfirci vahşetin alevleri. Bu, yabancıya bağımlı yirmi yıllık Cumhuriyet’in mirasıydı.

Ancak tarih kendi sayfasını çevirdi. İslam Emirliği’nin yeniden iktidara gelmesiyle Afganistan yarım yüzyıldır ilk kez gerçek güvenliği tattı. IEA, birleşik komuta, örgütlü liderlik ve silahlı kuvvetleri arasında geçmiş dönemlerde eşi benzeri bulunmayan eşgüdüm tesis ederek DAEŞ’e ve diğer fitne unsurlarına karşı yorulmak bilmez bir mücadele başlattı.

Bu mücadelenin sonucu şudur ki adı bir zamanlar vahşetle, terörle ve kan dökmekle anılan DAEŞ’in bugün kontrolü altında geniş bir alanı, bir kalesi ve operasyon yapma kabiliyeti yok. Sistem yetkililerinin kendi ifadelerine ve hatta uluslararası kurumların raporlarına göre bu grup, Afgan topraklarından fiilen sökülüp atılmıştır. Bu başarı sıradan sayılmamalıdır; binlerce Afgan mücahidinin fedakarlığı ve kanıyla yazılmış büyük bir başarıdır.

Bugün, onlarca yıldır ilk kez Afganistan’ın sınırları tamamen milli kuvvetlerin kontrolü altında. İnsanlar mayın, pusu veya ani silah sesi korkusundan uzak, rahat bir yürekle yollarda ve sokaklarda yürümektedir. Pazarlar kaygıdan ve güvensizlikten uzak, dolu ve canlı. Okullar ve camiler bombalanma korkusu olmadan işlerini sürdürmekte ve insanlar geceleri silah seslerinden ve patlamalardan uzak, güvenli bir ortamda huzurla uyumaktadır.

Bu yalnızca bir iddia veya boş bir slogan değil; her Afgan’ın, bu topraklarda yaşayan herkesin gündelik hayatında bizzat deneyimlediği bir gerçekliktir. Dünün Afganistan’ı ile bugünün Afganistan’ını karşılaştıran herkes, ikisi arasındaki farkı gün gibi açık görecektir. Buna rağmen bazı taraflı ve düşman medya organları ile varlıkları ve çıkarları kaosa ve güvensizliğe bağlı olan grupların kalıntıları, yalan yaymak, küçük olayları büyütmek ve gerçekleri çarpıtmak suretiyle Afganistan’ın güvenlik durumuna dair gerçeklikten farklı bir tablo sunmaya çalışmaktadır. Bir zamanlar Afgan kanından manşet üreten aynı medya, bugün krizin yokluğundan tedirgin durumda.

Onlar her küçük olayı abartı ve gürültüyle yayınlamakta, bazen olayları kendileri imal etmekte, bazen de ısmarlama analizler aracılığıyla Afganistan’ın kalıcı güvenliğini inkar etmeye çalışmaktadırlar. Ancak bütün bu çabalar açık gerçekler karşısında sönüyor; çünkü güvenlik, bir düşmanın kalemi ve diliyle silinebilecek bir olgu değil.

Güvenlik, şehirlerin ve köylerin sokaklarında, canlı pazarların gürültüsünde ve kalabalığında, okulların ve camilerin açık kapılarında ve başlarını silah seslerinden ve patlamalardan uzak biçimde yastığa koyan insanların huzurlu gecelerinde görülmelidir. Güvenlik, hakikati kendi siyasi hedeflerine kurban etmiş taraflı medya organlarının yazılarında ve manşetlerinde değil, oralarda aranmalıdır.

IEA defalarca açık bir dille şunu söyledi: Bizim kırmızı çizgimiz milletin güvenliğidir. Hangi adı veya etiketi taşırsa taşısın hiçbir bozguncu grubun Afgan topraklarını suistimal etmesine izin verilmeyecektir. Bu sağlam duruş yalnızca bir iddia değil, pratikte ispatlanmış bir politikadır.

Afganistan’ın bugün sahip olduğu güvenlik, bir sistemin stratejisinin, fedakarlığının ve teyakkuzunun sonucudur; bu sistem, bir ülkenin güvenliğinin dış yardım veya destek olmadan da sağlanabileceğini uygulamada göstermiştir. Bugünkü güvenlik yalnızca bir sistemin başarısının işareti değil; uzun bir savaş ve güvensizlik döneminin ardından Afganistan’ın istikrar ve barışa doğru kendi adımlarını atabildiğinin canlı kanıtıdır. Bu ülkenin bugün sahip olduğu güvenlik, açık hakikati itham, propaganda ve şüphe perdesi arkasına gizlemeye çalışan herkese verilen en güçlü cevaptır; bu toprakların insanlarının sakin yüzlerinde, güvenli hareketlerinde ve sıradan hayatlarında her gün yansıyan hakikattir.

Exit mobile version