İslam, barış, itidal ve merhamet dinidir. Yüce Allah şöyle buyurur:
“İşte böylece sizi, insanlığa şahitler olasınız diye vasat (orta yolu tutan) bir ümmet kıldık.” (Bakara Suresi, 143)
Dolayısıyla aşırılığa, tekfire, masum kanının dökülmesine ve fesada yol açan herhangi bir ideoloji veya hareket, İslam’ın apaçık öğretileriyle çelişir.
Gençler, DAEŞ gibi grupların dinin mukaddes adını kötüye kullandıklarının ve siyasi ile yıkıcı hedeflerini dini sloganlar altında gizlediklerinin farkında olmalıdır.
DAEŞ, gençleri ve hatta çocukları duygusal manipülasyon, heyecan ve yanlış yorumlama yoluyla ele geçirmeye çalışmaktadır. Cihat, hilafet ve İslam nizamı adına, Kuran ve Sünnet ile uyuşmayan yorumlar sunmaktadır. Oysa Allah Teala, Kuran-ı Kerim’de masum bir kişiyi öldürme konusunda şiddetli bir uyarıda bulunur:
“Kim, bir cana kıymamış veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (Maide Suresi, 32)
Peki masum insanları öldüren bir grup nasıl olur da İslam’ı temsil ettiğini iddia edebilir?
İslam hukukunda cihat, belirli şartlara, ilkelere ve düzenlemelere sahiptir. Bu, herkesin yapabileceği kişisel bir karar değildir; aksine meşru bir liderliğe, net bir amaca ve Müslüman toplumunun çıkarlarına tabidir. Alimler, aşırı ve tekfirci ideolojilerin Ümmet içinde bölünmeye ve zayıflığa yol açtığını sürekli vurgulamışlardır. Bu nedenle gençler, dinlerini sosyal medyada din adına şiddet yayan kişilerden değil, sahih ve güvenilir alimlerden öğrenmelidir.
Aynı şekilde İslam, akıl, bilgi ve içgörü dinidir. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Mümin akıllı ve basiretli (uyanık)dir.”
Genç bir insan, her sloganı, konuşmayı ve çağrıyı Kuran ve Sünnet ölçütlerine göre değerlendirmelidir. Müslümanlar arasında bölünmeye yol açan, kan döken veya yıkıma neden olan her eylem, ilahi bir rehberliğin değil, şeytani bir fitnenin işaretidir.
Liderler, ebeveynler ve toplumun saygıdeğer üyeleri de büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Gençlere sağlam dini anlayış, eğitim fırsatları ve sağlıklı bir ortam sağlamalıdırlar. Eğer bir genç yoldan saparsa suç sadece ona ait değildir; sorumluluğu toplum da paylaşır. Ailenin sıcaklığı, okuldaki rehberlik ve camideki doğru öğretiler, gençleri aşırı ideolojilerden koruyabilir.
DAEŞ, duyguları, yoksulluğu, işsizliği ve umutsuzluğu kendi ajandası için sömürmektedir. Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemleri değil, aynı zamanda entelektüel, eğitimsel ve sosyal reformlardır. Gençler, İslam’ın bilgi, çalışma, hizmet ve ahlak dini olduğunu anladıklarında asla DAEŞ’in tuzaklarına düşmeyeceklerdir.
Sonuç olarak, her birimizin sorumluluğu, dinin gerçek mesajını yaymaktır: merhamet, adalet ve itidal mesajını. Gençler, bilgi, takva ve basiret yolunu izlemeli ve DAEŞ’in aldatıcı planlarının kurbanı olmalarına izin vermemelidir. İslam, hayatı inşa eden bir dindir, onu yok eden değil.
