DAEŞ; Hayatın ve Huzurun Açık Düşmanı

Celil Arman

 

Kabil’in Şehr-i Nev bölgesindeki acı verici ve korkunç patlama olayı, insanlara DAEŞ örgütünün gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi; kan ve yalanlarla lekelenmiş, hayata ve huzura açıkça düşman olan o yüzü. Bu saldırı bir güçten değil, acizlik ve yenilgiden kaynaklanıyordu. Yıllardır din adına suç işleyen bu grup, bugün halen bu suçlu şiddet yoluyla Afganistan’da umut ve istikrar yolunu kapatmaya çalışıyor, halkımızın artık bu kirli oyunların kurbanı olamayacağını fark etmiyor.

ABD’nin kukla hükümetinin düşüp işgalin sona ermesinden sonra sevgili vatanımız Afganistan, yeni bir hayat nefesi aldı. Halkın özünden doğan İslami bir nizam kuruldu; güvenliği, sosyal düzeni ve ekonomik yapılanmayı öncelikleri arasına alan bir nizam. Bugün ülkenin birçok vilayetinde pazarların canlanmasına, yolların güvenli hale gelmesine, insanların iş ve ticarete daha fazla güvenle yönelmesine tanık oluyoruz.

Ayrıca Afganistan’ın komşu ülkeler ve bölge devletleriyle ilişkileri karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde genişlemektedir. Bu dönüşümler, Afganistan’ın artık dış güçlerin oyun alanı olmadığı, aksine bölgedeki tabii yerine dönüş yolunda olduğu mesajını taşıyor.

Ancak bu başarılar, barış düşmanlarını, kaos, savaş ve kan dökülmesinden faydalananları memnun etmiyor. Güvenlik ve refahı gördüklerinde şiddete başvuruyorlar. DAEŞ de bu gruplardan biri; İslam’ı temsil etmeyen, insanlık ahlakıyla hiçbir bağı olmayan bir grup. Haksız ve insanlık dışı saldırılar yoluyla güven atmosferini yıkmaya, komşu ülkelere Afganistan’ın güvenli olmadığına dair yanlış bir mesaj iletmeye çalışıyor; oysa sahadaki gerçeklik bu iddiaları açıkça yalanlıyor.

İşte Kabil’deki Şehr-i Nev patlaması, bu noktadan hareketle analiz edilmelidir. Bu saldırı, mevcut sistemin imajını lekelemek ve Afganistan’ın bölgeyle gelişen ilişkilerine zarar vermek için bir girişimdi. DAEŞ, Afganistan’ın komşularıyla saygı ve işbirliği atmosferinde ilerlediğini görmeye tahammül edemiyor ve bu nedenle güvensizlik duvarları örmek için insanlık dışı sabotaj eylemlerine başvuruyor. Ancak tarih, kötü niyetlerin asla başarıya ulaşamayacağını kanıtlıyor.

DAEŞ, gizli efendilerini memnun etmek için her zaman İslam adına suç işlemeye çalıştı; oysaki İslam hayat, adalet ve insan onuru dinidir ve Kuran-ı Kerim ayetleri bu gerçeği açıkça ifade etmiştir. Bu nedenle masumların öldürülmesi, din ve insanlığa karşı en büyük ihanettir. DAEŞ yüzünden gerçekleşen her patlama, her cinayet, her yetim gözyaşı, bu örgütün İslam’dan tamamen kopuk olduğunun açık kanıtıdır.

Afganistan halkı bugün her zamankinden daha bilinçli. Bu saldırıların dini bir kaygıdan değil, onun adının kötüye kullanılmasından kaynaklandığını çok iyi biliyor. Halkın fedakarlıkları ve sabrı sayesinde sağlanan güvenlik, tek bir patlamayla yıkılmaz. Aksine, her terör eylemi, milletin istikrarı ve normal hayatı koruma azmini artırır.

Sonuç olarak Kabil’deki Şehr-i Nev patlaması, DAEŞ’in gücünün değil zayıflığının ve çaresizliğinin açık ifadesidir. Güvenlik ve umudun ışığı, şiddet karanlığını dağıtır. Ve Afganistan bugün ölüme değil hayata, yıkıma değil inşaya doğru ilerliyor. Ve tüm komplolara rağmen bu ilerleyiş, Allah’ın izniyle devam edecektir.

Exit mobile version