DAEŞ: Haricilerin Yeniden Dönüşü! Bölüm 9

Ahmed Aziz

Ortaya Çıkışın Toplumsal ve Siyasi Koşulları
“DAEŞ” örgütünün yıkıcı çağdaş bir olgu olarak ortaya çıkışı, büyüme ve yayılma zeminini hazırlayan siyasi ve toplumsal koşullar anlaşılmadan açıklanamaz. Bu örgüt, Ortadoğu’nun yirmi birinci yüzyılın ilk on yıllarında boğuştuğu krizler ve güvensizlikle dolu bir ortamda ortaya çıktı. Bu olgunun doğru bir analizini yapmak için böyle bir örgütün ortaya çıkışı için bir tek zincirin halkaları gibi hazırlanan karmaşık ve birbirine bağlı faktörler dizisini incelemek gerekir.

Bu faktörlerin en belirgin olanlarından biri, 2003 yılında Amerikan kuvvetlerinin Irak’ı işgaliydi; bu durum ülkenin siyasi yapısında köklü bir değişime yol açtı. İşgalcilerin ordunun dağıtılması ve Baas Partisi üyelerinin siyasi sahneden dışlanmasına dayanan politikaları, çoğunluğu Sünni toplumun evlatlarından olan binlerce askeri subay ve hükümet çalışanının siyasi ve toplumsal alandan dışlanmasıyla sonuçlandı.

Bu durum sadece Irak toplumunda büyük bir hoşnutsuzluk dalgasına yol açmakla kalmamış, aynı zamanda çok sayıda eğitimli askeri gücü muhalif silahlı grupların saflarına katılmaya da itmiştir. Ayrıca Irak halkı arasında yayılan güvensizlik ve ayrımcılık hissi ortamı, isyancı grupların eleman kazanması ve devşirmesi için verimli bir zemin oluşturmuştur.
Bununla eş zamanlı olarak, 2011’de patlak veren Suriye krizi, DAEŞ’in ortaya çıkışı ve yayılması için başka bir tetikleyici olarak işlev görmüştür. Suriye’nin geniş bölgelerinde devlet kurumlarının çöküşü, DAEŞ’in doldurmak için acele ettiği bir güç boşluğu doğurdu. Ayrıca mezhepsel çatışmalar ve Esed rejiminin göstericilere yönelik şiddetli baskısı, aşırı grupların kolayca istismar ettiği bir nefret ve intikam ortamı doğurdu. Suriye’nin doğu bölgeleri, özellikle Rakka ili, DAEŞ için güvenli bir sığınak haline geldi ve faaliyetlerinin genişlemesinin yolunu açtı.

Üçüncü faktör ise, Ortadoğu’daki ulusal hükümetlerin başarısızlığında yatıyordu. Yaygın yolsuzluk, kamu hizmeti sunamama, muhalifleri bastırma, halkların merkezi hükümetlere olan güvenini ciddi şekilde zedeledi. Bu koşullar altında DAEŞ, bazı temel hizmetleri sunarak ve şeriata dayalı bir hükümet kurma iddiasıyla yerel halkın bir kısmının desteğini kazanmayı başardı. Kontrol ettiği bölgelerde idari ve hizmet yapıları kurarak kendisini müfsid hükümetlere bir alternatif olarak sundu.
Arap gençliği arasındaki kimlik bunalımı ve yabancılaşma hissi de DAEŞ’in büyümesinin önemli toplumsal faktörlerinden birini oluşturdu. Küreselleşme ve de geleneksel değerler ve modernite arasındaki çatışma, yeni nesillerde bir tür fikri şaşkınlığa ve pratik hayatta anlam krizine yol açtı. Bu bağlamda DAEŞ, dinin basit ve keskin bir yorumunu sundu ve de amaç ve anlam dolu bir hayat vaat etti; ki bu, birçok genç için özel bir albeni oluşturdu. Bu örgüt, dini duyguları harekete geçirerek ve belirli dış düşman imgeleri çizerek takipçilerine sahte ama güçlü bir kimlik kazandırdı.

Ayrıca, bölgesel ve uluslararası güçlerin rolü de göz ardı edilemez. Bazı devletlerin bölgedeki nüfuzlarını genişletme rekabetleri, mezhepsel şiddeti şiddetlendirdi. Bu devletlerden bazıları, farklı silahlı gruplara maddi ve askeri destek sağlayarak -istemeden de olsa- aşırı akımların güçlenmesi için koşulları hazırlamış oldu. Öte yandan, Batılı devletlerin Ortadoğu’ya yönelik, temelde ekonomik ve güvenlik çıkarlarına dayanan politikaları da bölgenin istikrarını sarstı.
Son olarak, modern iletişim ve bilgi teknolojisinin rolü göz ardı edilemez. DAEŞ, sosyal ağları ve gelişmiş propaganda araçlarını akıllıca kullanarak mesajını dünyanın en uzak noktalarına ulaştırmayı başardı. Örgüt bu araçları sadece eleman kazanmak için değil, aynı zamanda rakiplerine korku ve dehşet salmak için de kullandı.

Exit mobile version