DAEŞ: Amerika’nın En Kullanışlı Projes Bölüm 9

Yazan: Ebu Umeyr el-Afgani

Eğer DAEŞ Bir Amerikan Projesi İdiyse Bununla Ne Elde Edilmek İsteniyordu?
DAEŞ, Baasçı generaller ve Hariciler tarafından yürütülen bir Amerikan projesiydi. Aşağıdaki hedeflere ulaşmak için tasarlanmıştı:
1. Hilafetin, İslam nizamının ve İslami yönetimin, modern dünyada uygulanamayacak zulüm ve baskı biçimleri olduğu yönündeki Batı iddiasını güçlendirmek. Haşa.
2. Cihadı terörizm, masum insanların öldürülmesi, vahşet ve zulüm olarak göstermek. Haşa.

3. İslami düşünceyi itibarsızlaştırmak ve Müslümanlar arasında nefret edilir hale getirmek.
4. Müslümanlar arasında bölünme yaymak ve Müslümanları İslam adına birbirini öldürmeye teşvik etmek.
5. Batı’nın geleceği için tehdit olarak gördüğü her İslami hareketi bastırmak ve zayıflatmak.
6. Batı’da cihat yanlısı görüşlere sahip binlerce yeni Müslümanı cezbederek onları Batı’dan çıkarmak ve DAEŞ saflarında tuzağa düşürmek.
7. Batı’nın karşı koymakta zorlandığı birkaç yöntemden biri haline gelen şehadet operasyonlarını itibarsızlaştırmak.
8. Genel olarak İslam’ı, özellikle de temel direklerinden biri olan cihadı karalamak, Müslümanların zihninde şüphe oluşturmak ve Müslüman gençliğin düşüncesini çarpıtmak.
9. Batı ideolojisinin meşruiyetini güçlendirirken demokrasi ve kapitalizmi dünya için geçerli tek sistem olarak sunmak.

Bu hedeflere artık Oryantalistler veya Batı ile uyumlu bilinen laik isimler aracılığıyla ulaşılamazdı. Bu sefer, Batılı istihbarat teşkilatları perde arkasında kaldı, Hariciler projenin görünür yüzü oldu ve deneyimsiz, samimi Müslüman gençler onun yakıtı olarak kullanıldı. Bu, DAEŞ’i Batı’nın en başarılı projesi yaptı çünkü kendi düşmanlarının adını, fikirlerini ve ilan edilmiş hedeflerini kullanarak Batı’nın hedeflerini ilerletti.

DAEŞ’in neden Harici olduğunu tartışmayacağım çünkü bu konuda kitaplar yazılmıştır. Müslüman dünyasında, onları Harici olarak tanımlamayan tanınmış bir alim neredeyse yoktur. Benim asıl noktam farklı. Harici ideolojilerinin yanı sıra, bence onlar aynı zamanda Amerika ve İsrail’in yukarıda belirtilen hedefleri takip eden gizli bir projesi olarak hizmet ettiler. Tarih, Haricilerin İslam’a verdiği zararı yazar ve bu konuda birçok kitap telif edilmiştir. Eğer Hariciler tek başlarına İslam’a zararlıysa gayrimüslim güçlerin istihbarat teşkilatları tarafından kullanılmaları durumunda zarar daha da büyük olurdu.

DAEŞ’in Temellerinin Atılması
DAEŞ oluşumundaki en önemli merkez, büyük bir CIA istihbarat tesisi olan Bucca Kampı cezaeviydi.
Orada hapsedilen DAEŞ liderleri arasında şunlar vardı:
– Ebu Bekir el-Bağdadi
– Eski Baasçı subay Hacı Bekir
– Ebu Müslim el-Türkmani
– Ebu Ali el-Enbari
– Ebu Ahmed Elvani
Bu adamlar daha sonra DAEŞ’in çekirdek liderliğini oluşturdular. Hepsi, Irak’ın güneyinde Basra’ya yaklaşık yetmiş kilometre uzaklıkta bulunan Bucca Kampı’ndan geçti. Bu nokta üzerinde bir az duralım.
Ebu Gureyb ve iyi bilinen Camp Cropper da dahil olmak üzere Irak’ın ana cezaevleri, çoğu siyasi mahkum ve üst düzey şahsiyetin tutulduğu Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında bulunuyordu. Ancak dikkat çekici olan, tüm kilit DAEŞ liderlerinin bunun yerine taşra cezaevi olan Bucca Kampı’nda nihayet bulmasıdır. O zamanlar, CIA dışında hiç kimse orada neler olduğunu bilmiyordu. Daha da çarpıcı olanı, WikiLeaks tarafından daha sonra sızdırılan dört yüz bin Pentagon belgesi arasında, Pentagona gönderilen bir raporun Bucca Kampı içinde DAEŞ üyeleri arasında güçlü biatlerin gerçekleştiğini belirtmesidir. Başka bir rapor ise Baasçı subaylar ve cihat liderlerinin orada birlikte aktif olarak plan yaptıklarını söylüyordu.

2012’de sızdırılan bir başka gizli CIA belgesi, Suriye ve Irak’ta radikal bir devletin ortaya çıkmasının Ortadoğu’da Batı baskısı için bir araç olarak hizmet edeceğini belirtiyordu. Ayrıca Suriye ve Irak’ta katı bir Selefi emirliğinin kurulmasının İran ve Beşar Esad ile yüzleşmede faydalı olacağını da belirtiyordu. WikiLeaks tarafından Irak Savaş Günlükleri başlığıyla sızdırılan Amerikan askeri raporlarının 2010’da kamuoyuna açıklandığını, CIA belgesinin ise 2012’de sızdırıldığını belirtmek gerekir. DAEŞ’in kendisi 2014’e kadar ortaya çıkmadı. Bu, DAEŞ projesi için hazırlıkların 2010’dan çok önce başlamış olabileceğini düşündürmektedir.
El-Bağdadi’nin hikayesini kısaca özetlemek gerekirse o çok az bilinen yerel bir imamdı. Amerikalılar onu bir düşman olarak hapse attılar, daha sonra masum bir adam olarak serbest bıraktılar ve 2014’e gelindiğinde dünyanın en çok aranan teröristi ve yeryüzündeki en tehlikeli adamlardan biri olmuştu. Böyle bir dönüşüm sadece birkaç yıl içinde doğal olarak gerçekleşemezdi.

Exit mobile version