Belucistan Krizi: Bir Dış Komplo Değil, Dahili Bir Harekettir!

Dr. Ferhan

 

Pakistan askeri rejimi, Belucistan eyaletindeki güvensizlik ve devam eden şiddet durumunun derin içsel kökleriyle ciddiyetle yüzleşmek yerine, defalarca sorumluluğu komşularına, özellikle Afganistan ve Hindistan’a yükleme yoluna gitmiştir. Bu tekrarlanan ve yorucu yaklaşım, gerçek bir güvenlik okumasını yansıtmamakta, aksine onlarca yıldır bu eyaleti yönetme ve idare etme konusundaki tarihsel başarısızlıktan kaçınma yolunda açık bir girişimidir. Hakim devlet sunumuna göre, Beluçlar meşru talepleri olan bir halk olarak tasvir edilemez ve sadece dış güçlerin elinde bir araçtır; fakat bu, ancak güven bunalımını derinleştiren ve merkez ile eyalet arasındaki uçurumu derinleştiren bir hikayedir.

Krizin özü ise dış iddialarda değil, somut ve acı verici iç gerçeklerde yatmaktadır. Beluçlar onlarca yıldır sistematik bir marjinalleştirmeye maruz kalıyor. Ekonomik ayrımcılık, yıpranmış altyapı, yüksek işsizlik oranları ve kalkınma projelerine yapılan yatırımların yokluğu kendini gösteriyor. Eyalet, doğalgazdan yeraltı madenlerine kadar muazzam doğal zenginliklere sahip olmasına rağmen bunların gelirleri, başka ceplere gitmekte, yerli halk ise sadece kirlilik ve mahrumiyet yaşamaktadır.

Durum, siyasi ve sosyal açıdan da daha az karanlık değil. Fiili siyasi katılım düzeyi neredeyse yok gibi, Beluç dili ve kültürü marjinalleşme tehlikesiyle karşı karşıya, hassas raporlar ise zorla kaçırılmalardan rastgele askeri operasyonlara kadar geniş çaplı insan hak ihlallerini ortaya koymaktadır.

Bir sistem, vatandaşlarının bir kesiminin meşru taleplerini karşılamakta veya kasıtlı olarak bunu yapmaktan kaçındığında, aciz kaldığında, en kolay yolu ona “dış komplo” suçlaması yapıştırmak ve “ortak bir dış düşman” var etmek olur. Kamuoyunu yönlendirmenin bu ünlü yöntemi, Pakistan toplumunu hayali bir düşmanla meşgul ederken ülkesi içindeki mevcut adaletsizliğe dikkat çekmekten alıkoyuyor. Resmi medya ve devlet söylemi ise olan biten her şeyin sınır ötesinden yönetildiği hikayesini yaymaya devam ediyor.

Ancak cevapsız kalan temel bir soru var:
Eğer tüm bunlar sadece dış manipülasyon ise nasıl bu derece kök saldı ve on yıllarca sürdü?
Bir halkın, kendi zenginliklerinden ve yönetimdeki payından mahrum bırakılmışken başkaları adına savaşa girmesi makul müdür? Yoksa isyanın temeli, içinde yaşadıkları acı gerçeklik midir?
Son saldırılar, resmi anlatının sahteliğini açığa çıkardı.
Belucistan’ın kalbinde gerçekleşen etkili operasyonlar ve daha da önemlisi, “Belucistan Kurtuluş Ordusu” liderinin eyaletin bizzat kendi içinde açıkça sahada görünmesi, “Afganistan veya Hindistan’daki güvenli sığınaklar” efsanesini tamamen yıkmaktadır.

Yerel bir direnişin liderliğinin dışarıdan yönetildiğine, üst düzey liderlerinin ise Belucistan’ın dağları ve çölleri arasında hareket edip operasyonlarını oradan yönlendirdiğine nasıl inanılabilir?
Tek başına bu çarpıcı gerçek bile İslamabad’ın yıllarca yaydığı hikayeyi yıkmaya yeterlidir. Ve protestoların dış destek ürünü olmadığını, iç mahrumiyet ateşinden kaynaklandığını teyit etmektedir.

İnkar, baskı ve propagandanın devamı hiçbir sorunu çözmemiş, aksine tarihi yarığı derinleştirmiş ve öfke duygularını artırmıştır. Belucistan gibi huzurun olmadığı bir eyalet, askeri üsleri yoğunlaştırarak veya geniş çaplı operasyonlar düzenleyerek değil adalet ve kalkınma yoluyla sürdürülebilir bir barışa kavuşabilir.

Pakistan rejimi, istikrarı tesis etme arzusunda samimi ise başkalarını sürekli suçlama politikasından vazgeçmelidir.
Pakistan’ın, sınırlarının ötesindeki hayali düşmanların peşine düşmek yerine kendi evinin içindeki Beluçların çığlığını dinleme zamanı gelmiştir. Çözüm zor olsa da açıktır:
Beluçların gerçek temsilcileriyle ciddi ve koşulsuz bir diyaloğun başlatılması, varlıkların adil dağıtımının benimsenmesi, gerçek ekonomik fırsatların oluşturulması, kültürel ve dilsel kimliğe saygı gösterilmesi ve fiili siyasi katılımın garanti altına alınması.
Bunlar olmadan, Beluçların çektiği acılar devam edecek ve Pakistan’ın tamamının ulusal güvenliği uzun vadede tehdit altında kalmaya devam edecektir.

Exit mobile version