Aynı Madalyonun İki Yüzü: Pakistan Askeri Rejimi ve İsrail

Yazar: Ecmel Gaznevi

Tarihi yakından incelersek bazı rejimlerin varlığının sadece kendi halklarını korumak için değil aksine yabancı güçleri tatmin etmek, onların çıkarlarını korumak ve uluslararası siyasette alınan kararları uygulamak için olduğu açıkça görülür. Pakistan askeri rejimi, işte bu mantığa göre hareket etmektedir. Kuruluşundan günümüze kadar, bu rejim sırf kendi egemenliğini sürdürmek için acımasızca hareket etmiştir ve Belucistan bu vahşetin yaşayan bir örneğidir.

Belucistan dağlarının, çöllerinin ve insanlarının tarihinin büyük bir kısmı, Pakistan ordusunun işgali altında zulmün bir göstergesi haline gelmiştir. Şehirleri tanklar altında yok edilmiş, evleri bombalarla yıkılmış ve halkının kalpleri korkunun gölgesi altında hapsedilmiştir. Bu rejimin operasyonları, nüfusun hayatları pahasına gerçekleştirilmiştir ancak onların mantığı her zaman basit olmuştur: Bu da dünyanın gözüne “istikrar” sunmak ve kendi egemenliklerini uzatmak için yabancıların onayını kazanmaktır.

Benzer şekilde, İsrail de Filistin’de benzer eylemler gerçekleştirmiş durumda. Evler yıkılmış, çocuklar öldürülmüş ve insanlar yerinden edilmiştir, tüm bunlar “güvenlik” ve “savunma” dili altında varlığının meşruiyetini dünyaya sunarken yapıldı. Bunların hepsi çağdaş işgal mantığının bir parçasıdır. Tek fark coğrafyadadır, prensipte değil. Her iki rejim de güç, terör ve mazlumların haklarını hiçe sayma felsefesini takip etmektedir.

Analitik bir perspektiften bakıldığında her iki durum da sadece silahlara, bombalara ve kuşatmalara indirgenemez. Gerçek şu ki işgalciler, varlıklarını meşrulaştırmak için uluslararası desteğe güveniyorlar. Pakistan askeri rejimi, Amerika’nın stratejik çıkarlarının bir koruyucusu olarak hareket ederken İsrail, küresel güçlerin desteğiyle faaliyet gösteriyor. Bunların zulüm eylemleri, sadece toprak ele geçirmek için değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik stratejiler uygulamak için ve bu da mahrum bırakılmış nüfusun haklarını kaybetmesiyle sonuçlanıyor.

Tarih, mazlumun sesini her zaman kaydetmiştir. Belucistan direniş sesini yükseltmiş, dağları zulme karşı sloganlarla yankılanmış ve halkı özgürlükleri için her fedakarlığı yapacağına söz vermiştir. Böylesi bir direnişin başka bir örneği de Filistindir. Silahların ve bombaların gölgesinde yaşasalar da mazlumların iradesi her türlü silahtan ve zulümden daha yüksektir. Her iki durum da bize derin ve kapsamlı bir ders vermektedir: İşgalci güçler ne kadar büyük veya vahşi olursa olsun halkın kararlılığı ve adalet çığlığı karşısında zayıftırlar.
Zulüm geçicidir ancak direniş ebedidir.

Tarihin her sayfasından öğrenebiliriz ki özgürlük, insan doğasının bir parçasıdır ve hiçbir güç, hiçbir siyaset ve hiçbir işgal, milletlerin iradesini asla kalıcı olarak kıramaz. Pakistan askeri rejimi ve İsrail birbirinin yansımasıdır; her ikisi de işgalin, gücün ve mazlumların haklarını hiçe saymanın simgeleridir ve aynı madalyonun iki yüzünü temsil ederler: Bir yüz gücü sergilerken diğer yüz, zulüm ve vahşet tarihini kaydeder. Ancak tarihin derinlikleri içinde, direniş ve özgürlük ışığı sonsuzdur ve nihayetinde zulüm tahtlarını sarsacak ve mazlumların haklarının güneş gibi doğmasına izin verecektir.

Exit mobile version