Ümmetin Asil Evladı Ebu Ubeyde (Allah ondan kabul etsin

Abdülbasir el-Ömeri

Medine-i Münevvere’de, Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) önderliğinde İslami kurallar üzerine Nübüvvet Devleti kurulunca sorumluluklar ve görevler de o gümden itibaren aziz sahabeler (radiyallahu anhum) arasında Nebevi Devlet çerçevesinde dağıtıldı. Zira dönem bir mücadele ve çatışma dönemiydi ve Nebevi Devlet, dünyanın kafirleri ve tağutlarıyla askeri bir yüzleşme içindeydi. Bu nedenle bu görevlerin çoğuna cihat ve askeri bir karakter hakimdi. Birçok sahabeye seriyye komutanlığı, sancak taşıma, sağ ve sol kanat komutanlığı gibi sorumluluklar verildi.

O çağda, en önemli ve en gerekli sorumluluklardan biri de şiir göreviydi; bu, çağımızdaki medya ve beyanın yerini tutuyordu. Nebevi Devlet’teki savaş olaylarını ve askeri faaliyetleri aktarmak, zafer haberlerini yaymak, müşrik ve kafirlerin zayıf noktalarını ifşa etmek, onların kötü niyetli eylemlerini ortaya çıkarmak, bunların hepsi, sahabenin büyüğü Hassan b. Sabit (radiyallahu anhu) tarafından şiir diliyle üstlenilen görevlerdi.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), savaş haberlerinin yayılması istendiğinde Hassan b. Sabit (radiyallahu anhu) için şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekle.”
Başka bir yerde de ona şöyle buyurmuştur: “Onları hicvet -veya onlara hicvediyorsun- ve Cebrail seninledir.”
Böylece Müslümanların zaferlerini yaymak, kafirlerin kusurlarını açıklamak, fetihleri ve İslami başarıları insanlar arasında duyurmak, Nebevi Devlet’teki büyük görevlerden biriydi ve en şerefli ve en faziletli amellerden sayılırdı.

İçinde Bulunduğumuz Çağda
Günümüzde, yaklaşık yetmiş yıldır, ilk kıblenin dokunulmazlığı ve peygamberler diyarının toprakları üzerinde, İslam’ın en azılı ve en sert düşmanlarıyla, şiddetli ve ateşli bir savaş sürüyor. Yahudilere karşı bu mübarek ve dehşet verici yüzleşmede, Hamas hareketinin askeri kanadı olan Kassam Tugayları da üzerine düşen rolü oynadı; binlerce Yahudi’yi kanlara buladı, yüksek binaları yıktı, Mescid-i Aksa’nın mübarek haremi çevresinde düşmanın güvenlik hissini yok etti. Ayrıca binlerce savaşçıyı fedakarlık meydanlarına takdim etti ve onlarca komutanı şehadet mertebesine yükseldi.

Bu önde gelen komutanlar arasında, ümmetin evlatlarından ve liderlerinden biri olan Komutan Huzeyfe el-Kehlut (Ebu Ubeyde) de vardı. Ebu Ubeyde, İslam’ın yüce dağlarından biriydi; Hassan b. Sabit (radiyallahu anhu) gibi belagatli diliyle emaneti yerine getirdi ve tüm ömrünü en büyük farz olan cihat görevini yerine getirmekle geçirdi.

El-Cezire televizyonu ekranında göründüğünde, önemli mesajlar taşıyordu; İsrail askerlerine tehditler yöneltir, melekuti sesiyle Yahudilerin kalplerine korku ve dehşet salardı ve bu nedenle Arap dünyasında etkili bir şahsiyet olarak tanınıyordu.

Ebu Ubeyde’nin gerçek adı Huzeyfe Semir Abdullah el-Kehlut’tur ve 1985 yılında Gazze Şeridi’nde doğdu. Gazze’nin diğer çocukları gibi o da çocukluğundan itibaren İsrail düşmanlığı ile yaşadı. 2004 yılında Kassam Tugayları’nın sözcüsü olarak atandı ve o zamandan beri İsrail’e karşı medya faaliyetine başladı; Kassam Tugayları’na bağlı medyanın merkezi şahsiyeti ve fikri temel taşı olarak kabul edildi.

Ebu Ubeyde ilk kez, İsrail askeri Gilad Şalit’in esir alındığı haberini duyurduğunda medyada göründü. Her zaman askeri üniforma ve kırmızı bir kefiye ile görünür, alnını Kelime-i Tayyibe (La İlahe İllallah) yazılı ve altında Kassam Tugayları ifadesi bulunan bir maskeyle bağlardı; kefiyenin ortasında ise Kassam Tugayları’nın resmi amblemi bulunurdu.
7 Ekim 2023’te Ebu Ubeyde, El-Aksa Tufanı operasyonunun başladığını duyurdu, İsrail askerlerine uyarılarda bulundu ve İslam dünyasını Mescid-i Aksa’yı desteklemek için pratik bir tutum almaya çağırdı.
Nihayetinde, İslami Hamas Hareketi 29 Aralık’ta Ebu Ubeyde’nin şehit olduğunu duyurdu ve onun yerine başka bir sözcü atadı.
Ebu Ubeyde’nin (Allah ondan kabul etsin) İslam dünyasında geniş yankı bulan sözlerinden bazıları:
1. Direnişimiz, işgal sona erene, abluka kaldırılana ve mülteciler evlerine dönene kadar halkımızın haklarını savunmak için sabit kalacaktır.
2. Düşmanın savaş meydanında başaramadığını, ne tehditle ne de hileyle başarabilecektir.
.
3. İşgalin zulmü ve vahşi savaşı devam ettiği sürece, düşman cenazeler ve cesetlerle yüzleşmeye devam edecektir.
4. Özgürlük yolundaki mücahitlerimiz, nadir görülen bir cesaret ve eşsiz bir fedakarlık ruhu sergilediler ve düşmana karşı gerçekleştirilen pusulardaki başarılar, tarihin sayfalarındaki canlı tanıklardır.
5. El-Aksa Tufanı savaşı, bölgenin denklemlerinde yeni dengeler oluşturdu ve düşmana, onun iddia ettiği kadar güce sahip olmadığı mesajını net bir şekilde iletti.
6. On binlerce masumun kanı, İslam ve Arap ümmetinin liderlerinin, seçkinlerinin ve alimlerinin boynundadır; çünkü onlar bu halkı yalnız başına ve sessizce bıraktılar.

Exit mobile version