Bu serinin önceki bölümlerinde, Haricilere atfedilen on büyük günahı inceledik. Bu ihlaller yalnızca bireysel sapmalarının göstergeleri değil, aynı zamanda İslam ümmetine karşı derin bir ihaneti de temsil ediyor. Bu bölüm de tarihi boyunca Haricileri karakterize eden üç yıkıcı davranışa ışık tutacağız.
11. İslam’ın İmajını Bozmak
İslam barış, merhamet, adalet ve şefkat üzerine kurulu İlahi bir dindir. Buna rağmen bazı bireylerin kötü davranışları ve aşırılıkçı eğilimleri bu asil imajı ciddi şekilde zedelemiştir. Bu kişiler, çoğu zaman cehaletlerinden İslam’ı sert, barbar ve hoşgörüsüz bir inanç olarak tasvir ederler.
Yüce Allâh şöyle buyurur:
“وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ”
“Allâh’a karşı yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?”
(En’am Suresi 21)
Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.):
“من كذب علي متعمداً فليتبوأ مقعده من النار”
“Kim benim hakkımda bilerek yalan söylerse, ateşteki yerini hazırlasın.”
(Sahih Buhari)
Tarihsel olarak Haricîler gibi aşırılıkçı gruplar, İslam’ı denge, merhamet ve adalet yerine katı bir vahşet ve ayrım gözetmeyen bir şiddet inancı olarak yanlış tanıtmışlardır. Onların eylemleri, birçok gayrimüslimin İslam’ı baskı ve kan dökmeyle ilişkilendirmesine yol açmış; bu da bu tür vahşetleri en güçlü şekilde kınayan İslami değerlerle doğrudan çelişmiştir.
12. Düşmanın İslam Topraklarına Saldırmasına ve İslam’a Hakaret Etmesine Neden Olmak:
Haricîlerin kışkırttığı iç çekişmelerin en ağır sonuçlarından biri de dış düşmanların güçlendirilmesidir. İsyanları, aşırılıkları ve İslam’ı yanlış tanıtmaları yüzünden, düşmanların İslam topraklarına saldırmaları, İslam topraklarını işgal etmeleri ve dini kutsallıkları ihlal etmeleri için fırsatlar oluştururlar.
Cenab-ı Hakk, zalimlere destek verilmesi konusunda Kur’an-ı Kerim’de insanları şöyle uyarmaktadır:
“وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ”
“Zulmedenlere meyletmeyin, (sonra) size ateş dokunur.”
(Hûd Suresi, 113)
Bu ayet; zalimlerin elini güçlendiren, destekleyen her türlü eyleme ve ideolojiye karşı sert bir uyarı niteliğindedir. Ancak Hariciler, bölücü söylemleri ve isyanları yoluyla, Ümmeti içeriden defalarca zayıflatmış, düşman saldırganlığını ve İslami mukaddesatlara karşı hakarete neden olmuşlardır.
13. İslam Devleti’ni Zayıflatmak:
İslam devleti, toplumsal düzenin, adaletin ve İlahi yasaların uygulanmasının omurgasıdır. Onu istikrarsızlaştırmaya veya meşru otoritesine karşı hareket etmeye yönelik herhangi bir girişim, doğrudan Müslüman toplumunun birliğini tehdit eder ve fitneyi kışkırtır.
Yüce Allâh şöyle emreder:
“وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا”
“Allâh’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılmayın.”
(Al-i İmran Suresi, 103)
Müslümanlar arasındaki ayrılıklar kolektif güçlerini aşındırır ve kaosa davetiye çıkarır. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“من فارق الجماعة شبراً فقد خلع ربقة الإسلام من عنقه”
“Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, İslam’ın ilmiğini boynundan çıkarmış olur.”
(Sahih Müslim)
Haricîler bu ilkeyi de sürekli ihlal etmiş, meşru yöneticilere karşı ayaklanmış, ihtilafe neden olmuş ve ümmeti parçalamıştır. Birliği ve istikrarı korumak yerine, defalarca İslam düzenini baltalamış ve uzun süreli çatışma ve yıkıma kapı aralamışlardır.
