Şeytan Üçgeni ve Askeri Rejimin Uygulamaları!

Yazan: Arsela Hassan

“DAEŞ”, cumhuriyet düzeninin kaçak unsurları ve Pakistan askeri rejimi; şer, Müslümanlara düşmanlık ve küfür dünyasının maksatlarını gerçekleştirmek üzere tesis edilmiş adlardır.

Kim Müslümanların üzerinde ittifak ettiği imama ve hakka karşı çıkar ve ona itaati inkar ederse ister sahabeler döneminde raşit halifelere karşı olsun, ister tabiine ve onlardan sonra gelen emirlere karşı olsun, Harici sayılır. (Kitap: Şeytanın Ordusu, s. 28)

Hariciler, ortaya çıkışlarından bugüne kadar İslam’a, İslami düzene, İslami şiarlara, hatta Resulullah’a ve bugüne kadar bütün Müslüman emirlere düşman ve bidatçı olagelmişlerdir. Onlar İslam tarihinde ortaya çıkan ilk bidatçı ve sapkın fırkadır; zira Haricilerin fikri ve varlığı Resulullah döneminden itibaren belirmiştir; nitekim Zu’l-Huveyrısa et-Temimi (veya rivayetlerin ihtilafına göre Harkus b. Züheyr es-Sa’di), Resulullah’ın makamına karşı küstahlığa cüret eden ilk Harici olmuştur. (Kitap: Şeytanın Ordusu, s. 20-21)

“DAEŞ”, aşırı fikri ve şiddetiyle Müslümanlar arasında geniş çaplı öldürme ve dehşet dalgalarına yol açtı. Saldırıları birçok kez sivilleri, camileri ve umumi mekanları hedef aldı; kendileri, operasyonlarını İslam adına icra etmekte, ancak politikaları ve fiilleri İslam’ın özüyle tamamen çatışmaktadır.

Sinsi maksatlarını gerçekleştirmek için Pakistan, bu şeytani fikrin bir aracı olarak seçildi; zira Pakistan askeri rejimi küfür komplolarının uygulayıcısı olarak çalışmakta ve menfaatlerini gerçekleştirmek uğruna bütün çizgileri aşmaya hazır bulunmaktadır. Bu rejim, Afganistan’a herhangi birinin hakim olduğu her seferinde krizler, istikrarsızlık, zulüm ve dehşet çıkarmayı adet edinmiş, hatta Afganistan’daki işgalcilere hava ve kara desteği sunmak suretiyle onlara ortak olmuş, İslam’ın örtüsü altında sahte işbirliği iddiasında bulunarak Afganları aldatmaya çalışmıştır.

Bunun yanı sıra askeri rejim, bekasının dizginlerini de kaybetmiş durumda; zira zulmüyle halkına öyle bir baskı uygulamıştır ki her fert ona karşı bir tutum almaya mecbur hale gelmiştir. Askeri rejime karşı iç muhalefet tırmanmış; mezhepsel muhalefet, Pakistan Taliban Hareketi (TTP) ve Belucistan bağımsızlığını talep edenler onun için büyük bir baş ağrısı haline gelmiştir. Bu çıkmazdan kurtulmak için rejim Afganistan’ı kendisine hedef edinmektedir; kimi zaman Afgan hava sahasını ihlal etmekte, kimi zaman sınır bölgelerini bombalamakta, kimi zaman da suç gruplarının Afganistan’a girmesine zemin hazırlamaktadır.

Rejim bu fiilleri, halkının zayıf hükümetlerine dair zihni kanaatını değiştirmek, iç sorunları silmek ve insanları temel ıstıraplarından ve meşru taleplerinden oyalamak amacıyla gerçekleştirmektedir.

Askeri rejim, propaganda aracı olarak kullanacağı bir başka noktayı da seçmiş durumda; o da Afganistan’ı Hindistan’ın bir aracı olmakla itham etmektir; bu, halkına Afganistan’ın Hindistan’ın ve “Pakistan Talibanı”nın maksatlarını gerçekleştirmek için Pakistan’ın işlerine müdahale ettiği vehmini vermek içindir; böylece halk duygularını tahrik etmeye çalışmaktadır; oysa hakikat bundan çok uzaktır.

Bunun yanı sıra, önceki cumhuriyet düzeninden geriye kalan birtakım şer unsurları, Afganistan’daki mevcut duruma karşı çıkmak için “DAEŞ” ve Pakistan askeri rejimiyle ortak bir ağ içinde çalışmaktadır. Bu sebeple “şeytani üçgen”in tahlilindeki en önemli nokta şudur: Şayet farklı grupların hedefleri, propaganda tutumları veya bölgesel menfaatleri bir noktada yakınlaşırsa bu onların doğrudan işbirliğinin kesin delili sayılır.

Önceki cumhuriyet düzeninden geriye kalan unsurlara gelince; Ağustos 2021’de düzenin düşüşünden sonra cumhuriyet düzeninin üst düzey yetkililerinden, siyasetçilerinden, güvenlik görevlilerinden ve diğer simgelerinden birçoğu Afganistan’dan ayrılmış ve aralarında Pakistan’ın da bulunduğu farklı ülkelere yerleşmiştir.

Düşüşün ardından önceki düzenden bazı siyasetçiler mevcut duruma karşı siyasi muhalefetlerini sürdürmüş ve Pakistan askeri rejimi bu fırsatı sinsi hedeflerine hizmet etmek için istismar etmiştir; zira bu şer unsurlarını örgütlemeye, onlar için kamplar kurmaya, onları siyasi ve medya alanlarında kullanmak üzere eğitmeye başlamış, hatta onlar için sınır yakınında noktalar ve merkezler tesis ederek onları fiilen Afganistan’a karşı kullanmıştır.

Sonuç olarak şöyle denilebilir: Askeri rejim, bekası peşinde, menfaatlerine hizmet eden her şer unsuru memnuniyetle karşılamakta ve kendisini dünyanın önünde terörün mağduru olarak göstermek suretiyle para ve uluslararası tanınma elde etmeye çalışmaktadır; oysa hakikat şudur ki bu askeri rejim terörün ta kendisidir, teröristleri eğiten odur ve onların destekçisi de odur.

Exit mobile version