Daha önce belirttiğim gibi bölgedeki mevcut durum, Pakistan’ın çöküşünün bir başka nedenidir.
Generaller, Suudi ordusunu desteklerse bu kayıptır; desteklemezse yine kayıptır.
Keza, bu çöküşe katkıda bulunan diğer faktörler arasında, Pakistan ordusu generallerinin Afganistan’a karşı yürüttüğü savaş da yer almaktadır.
Tarih, Afganların hiçbir savaşı kaybetmediğine ve Pakistanlı generallerin hiçbir savaşı kazanmadığına tanıklık etmektedir.
İşte bu Afgan halkıdır ki büyük Britanya İmparatorluğu’nu küçük Britanya’ya, Sovyetler Birliği’ni de Rusya’ya dönüştürmüştür.
Allah Teala, Afganların kılıcına şu eşsiz özelliği vermiştir: Onların yendiği her düşman mutlaka bölünür ve parçalanır.
Pakistanlı generaller, savaşlara her zaman proje açısından bakmış ve Afganlara karşı savaşa da aynı yüzeysel bakış açısıyla yaklaşmışlardır.
Onlar, bu savaşın manevi boyutunu hiçbir zaman incelememişlerdir ve halen Afganlar karşısında yenilginin mutlaka dağılma ve parçalanma anlamına geldiğini idrak edememektedirler.
Pakistan ise bölünmenin eşiğinde durmaktadır. Eğer düşmanlarını parçalama konusunda uzun bir geçmişe sahip bir halkla savaşa girerse Pakistan’ın bölünmesi bir an meselesi olacaktır.
Pakistanlı generaller, bu kez alışılmışın aksine sarhoş bir halde uyandılar.
Geçmişte, kendi halklarına yönelik zulümleri zirveye ulaştığında, Hindistan’a doğru birkaç temsili el ateş eder, İslam ve cihat adına halkı yatıştırır ve onları birliğe çağırırlardı.
Ancak bu kez yolu şaşırdılar; çünkü savaşlarının İslam’a, şeriata ve uluslararası yasalara aykırı olduğunu ve buna hiçbir şekilde meşru veya yasal bir gerekçe bulamayacaklarını idrak etmeye başladılar.
Dahası, bu savaş, Pakistan’daki İslamcı gençler için generallerine karşı cihat etmenin gerekliliğine dair bir delil haline geldi. Zira bu savaşta İslam’ın şiarlarını açıkça hedef aldılar; medreseleri yıktılar, Kuran-ı Kerim’i yaktılar, mazlum kadınlar ve çocuklar şehit edildi.
Böylece, Pakistanlı generallerin Kuran-ı Kerim’in ve İslami şiarların düşmanları olduğu yönündeki İslamcı gençlerin iddiasını fiilen somutlaştırmış oldular.
Bu, Pakistanlı generallerin tarihindeki herhangi bir halk desteği görmeyen, tam aksine bütün halkın düşman haline geldiği ilk savaş olabilir. Çünkü Kuran-ı Kerim tüm dünyada birdir ve onda Afgan, Pakistanlı veya başka isimler yazmaz.
Kuran-ı Kerim’e karşı çıkan ve ona hakaret eden herhangi bir tarafa karşı hangi ülkede olursa olsun, İslam ümmetinin gençleri, istisnasız onu savunmak için ayağa kalkar. Mesele Kuran-ı Kerim’e hakaret olduğunda Müslüman genç vatana, sınıra veya milliyete bakmaz, sadece intikam almayı düşünür.
Pakistanlı generallerin Afganistan’a karşı savaşlarının ilk gecesinde, bedeli ağır olabilecek bir düşmanlığı, Kuran-ı Kerim ve Allah’ın şiarlarına olan düşmanlığı da üstlenmiş oldular. Pakistan ordusu saflarında, Kuran-ı Kerim’in intikamını almak için silahlarının namlularını kendi generallerine çevirebilecek, alt rütbeli Müslüman gençler bulunabilir.
Tarihte, Kuran-ı Kerim’e düşmanlık başlatan hiç kimse hiçbir zaman hayır yüzü görmemiştir; bilakis onun payına her zaman zillet, rezillik ve utanç düşmüştür.
Bu yazı ve makale aracılığıyla Pakistanlı askerlere, özellikle de İslam akidesini taşıyan ve Allah’a inanan alt rütbeli gençlere bir mesaj iletiyorum: Ey genç! Yüce Allah, kollarına kuvvet vermiş ve silah da elindedir. Kuran-ı Kerim’in intikamını şimdi almazsan ne zaman alacaksın?
Hayatta Kuran-ı Kerim’den daha büyük bir şey var mıdır?
Anne babasına Kuran-ı Kerim’den daha fazla önem veren Müslüman’ın imanı şüphelidir; peki ya bir generale Kuran-ı Kerim’den daha fazla önem verirse?
Yüce Allah sana Kuran-ı Kerim’in intikamını almak için büyük bir fırsat verdi.
Allah’ın sözünü bombalayan, medreseleri yıkan, elleriyle masum Müslüman çocukların ve kadınların şehit edilmesine sebep olan general şimdi karşında duruyor.
Evet, ey genç! İşte Allah Teala, sana bu fırsatı verirken diğer yandan da seni büyük bir imtihana tabi tutmuştur.
Eğer tüfeğinin şarjörünü bu generale boşaltırsan şüphesiz Allah’ın imtihanında başarılı olmuş ve bu fırsattan istifade etmiş olursun.
Ancak sessiz kalıp ona destek olursan şüphesiz Kuran-ı Kerim’e düşmanlıkta ortak olursun ve ebedi zillet ve aşağılanmaya uğrarsın.
Bize düşen sadece tebliğ etmektir.
