Yazan: Ecmel Gaznevi
Uluslararası siyasette, devletlerin gücü, yalnızca silahlarının veya ordularının büyüklüğüyle değil aynı zamanda stratejilerinin rasyonelliği, bölgesel istikrara katkıları ve uluslar arasında inşa ettikleri güvenle de ölçülür. Ancak bir rejim, istikrarın inşacısı olmak yerine istikrarsızlık arenasına girdiğinde sonuç uzun vadeli krizler şeklinde ortaya çıkar. Pakistan askeri rejimi, onlarca yıldır bu politikayı temsil etmiştir.
Bu rejimin güvenlik düşüncesinde her zaman tehlikeli bir fikir canlı olmuştur: Bölgeye karşı vekil grupların kullanılması. Bu politika gereği, bazı aşırı ağlar stratejik araçlar olarak kullanılmıştır.
DAEŞ-Haricileri, bölgesel istikrarsızlık denkleminde adı defalarca gündeme gelmiş olan bu gruplardan biridir. Hayber Pahtunhva’daki saklanma yerleri, eğitim merkezleri ve lojistik ağları hakkındaki raporlar, bir soruyu gündeme getiriyor: Bu tür grupların faaliyetleri neden tamamen durdurulmamaktadır?
Bu durum sadece tek bir grubun meselesi değil aksine bir stratejinin işaretidir. Aşırı ağlara alan, saklanma yeri ve kaynak sağlandığında bunlar hızla bölgesel istikrarsızlık projelerinin araçları haline gelirler. Afganistan’ı istikrarsızlaştırmayı amaçlayan planların çoğu, istikrarı zayıflatmak ve krizleri uzatmak için tasarlanmış bu gizli merkezlerin gölgelerinden ortaya çıkmıştır.
Tarih bir gerçeği defalarca kanıtlamıştır: İstikrarsızlık tohumları eken güç, eninde sonunda bu istikrarsızlığın sonuçlarını biçecektir. Aşırılık, sınır tanımayan bir ateştir. Siyasi bir stratejinin aracı olarak kullanıldığında hızla kontrolden çıkar ve bölgenin tamamında atmosferi ısıtır.
Afganlar, tarihleri boyunca baskıya, işgallere ve gizli planlara direnme konusunda geniş deneyim kazanmışlardır. Savaş sadece bir silah yarışması değildir; sabır, iman ve kanaat gerektirir.
Milletlerin, tüm baskı biçimlerine karşı dimdik ayakta durmalarını ve duruşlarını korumalarını sağlayan da işte bu güçtür.
Bugün Pakistan, kritik bir tarihi seçimin eşiğinde durmaktadır. Ülkenin siyasi ve sivil kesimleri, askeri rejimin hatalı stratejilerine karşı reform talep etmezse şu anda sadece belirtilerini gösteren kriz yarın derinleşecek ve genişleyecektir. Tarih, başkalarının istikrarsızlığı için plan yapan devletlerin kısa sürede kendilerini istikrarsızlık dalgalarıyla karşı karşıya bulduklarını göstermektedir.
Bölgenin geleceği savaş haritalarıyla değil istikrar felsefesiyle şekillenir. Bu gerçeği anlayanlar öndeki yolu bulacak, güvensizlik ateşiyle halen oynayanlar ise onun alevlerinden güvende kalamayacaktır.