DAEŞ; Askeri Rejimin Gizli Savaş Aracı!

Sultan Muhammed Sakıb

Tarihin sayfalarını incelersek Haricilerin silahlarını her zaman İslam şeriatının egemenliğine ve özgün İslami değerleri gerçekten savunucu olan düzenlere ve şahsiyetlere karşı yönelttikleri açıkça görülecektir. Müslümanlar bir emirin liderliğinde her toplandığında aynı anda Haricilerin fitnesi ortaya çıkarak Müslümanlar arasında ayrılık, korku ve istikrarsızlık ateşini tutuşturmuştur.

Ayrıca önemli bir gerçek de Haricilerin İslami düzenlere karşı isyanlarının çoğunun, İslami yönetimin en şiddetli hasımları olan istihbarat çevrelerinin himayesinde başlatılmış olmasıdır. Bunun nedeni açıktır; düşman, gerçek hedeflerini başka isimler ve sloganlar altında gerçekleştirmeye çalışıyor, böylece bir yandan suçlarını gizliyor, diğer yandan İslam toplumlarını iç krizlere, kötü zanna ve kaosa sürüklüyor.

DAEŞ örgütü ile askeri rejim arasında gizli ve derin ilişkilerin varlığını ispatlamak için birkaç açık delil vardır. Bunlardan ilki, DAEŞ örgütünün faaliyet gösterdiği ülkelerin bu gruba karşı geniş kapsamlı ve ciddi operasyonlar düzenlemesi, unsurlarının yakalanması ve cezalandırılmasıdır. Oysa Pakistan’da, alimlere, dini şahsiyetlere ve İslami düşüncenin sembol isimlerine yönelik suikast zinciri yıllardır devam ediyor.

DAEŞ bu saldırıların her birini üstlenmesine rağmen, askeri rejim ciddi bir soruşturma yürütmüyor, gerçek faillerin yakalanması veya cezalandırılması için somut ve etkili bir adım görülmüyor. Bu süregelen sessizlik, ihmal ve muğlak tutum, tek başına DAEŞ ile askeri rejim arasında gizli ilişkilerin varlığının ve örgütün belirli hedeflere ulaşmak için bir araç olarak kullanıldığının delilidir.

Aksine, Afganistan İslam Emirliği, DAEŞ’e karşı somut ve ciddi tedbirler almış, unsurlarının büyük bir kısmını etkisiz hale getirmiş, alimlerin, dini şahsiyetlerin ve umumi Müslümanların öldürülmesine karışanları yakalamıştır. Bu, Emirliğin DAEŞ’e karşı tutumunun sadece siyasi bir ihtilaf olmadığını, aynı zamanda itikadi ve pratik bir tutum olduğunu göstermektedir.
İkinci güçlü delil ise İslam Emirliği tarafından yakalanan DAEŞ unsurlarının, sorgulamalar sırasında örgütün Afganistan sınırları dışında da aktif merkezlerinin ve fiili varlığının olduğunu ve bazı istihbarat örgütlerinin onları siyasi ve güvenlik hedeflerine ulaşmak için kullandığını itiraf etmiş olmalarıdır. Ayrıca tutukluların itirafları, elde edilen deliller ve belgeler, DAEŞ’in bağımsız ve doğal bir hareket olmadığı, aksine bölgesel bir istihbarat oyununun parçası olduğu fikrini daha da güçlendirmiştir.

Ey özgür Pakistan halkının evlatları!
Artık gaflet ve ihmal uykusundan uyanmanın zamanı geldi. Ülkeniz, askeri rejimin yanlış politikaları yüzünden uçuruma sürüklenmekte ve her geçen gün belirsiz bir geleceğe doğru kaymaktadır. Askeri rejimin zulmü, DAEŞ Haricileri ile olan ilişkileri, dış projeleri tatbik etmesi, alimleri ve dini şahsiyetleri öldürmesi gibi tüm bu uygulamalar ülkeyi yalnızlığa ve çöküşe itmektedir. Bilinen itikadi gerçeklerdendir ki sistemler küfürle varlığını sürdürebilir ancak zulümle varlığını sürdüremez.
Alimleri öldürmek, dini merkezleri hedef almak ve Müslümanlar arasında korku yaymak, dünyadaki zulmün en büyük biçimlerindendir. Bu nedenle, sizin bu fitnelerle basiret, birlik ve entelektüel bilinçle yüzleşmeniz, düşmanın gizli planlarını kavramanız ve onun İslam adını kullanarak ümmetin saflarını bölmesine ve İslam toplumunu zayıflatmasına izin vermemeniz farzdır.

Ülkeniz, askeri rejimin yanlış politikaları nedeniyle tehlikeli bir aşamaya doğru ilerlemekte, kaos, güvensizlik ve belirsiz gelecek riskleri her geçen gün artmaktadır. Alimleri ve dini şahsiyetleri öldürmek, İslami merkezleri hedef almak, dini değerleri zayıflatmak ve terör ortamı yaymak – bunların hepsi toplumu derin zihinsel, itikadi ve sosyal krizlere sürükleyen eylemlerdir.
Sabit bir gerçektir ki hükümetler küfürle varlığını sürdürebilir, ancak zulüm ve adaletsizlikle varlığını sürdüremez. Fikri ve dini sembollerini koruyamayan veya halkının endişeleri karşısında sessiz kalan bir sistemin doğal olarak halkın güvenini kaybedeceği açıktır. Bu nedenle, sizlerin bu fitneler ve gizli oyunlar karşısında uyanık olmanız, basiret, birlik ve entelektüel bilinçle donanmanız, dini sloganların ardında gizlenen hedefleri ortaya çıkarmanız ve ümmetin saflarının daha da parçalanmasına, İslam toplumunun daha da zayıflamasına izin vermemeniz gerekmektedir.

Exit mobile version