Yazan: Cemal
Sunbule’nin 30’u Pazartesi sabahı, Pakistan askeri rejiminin jetleri bir kez daha Afganistan’ın hava sahasını ihlal etti ve de Kunar vilayetinin Nurgal ilçesi ve Paktika vilayetinin Birmal ilçesindeki sivil bölgeleri vurdu. Nurgal’da bir konut evine yapılan saldırıda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu bir ailenin üç ferdi şehit oldu, dört kişi de yaralandı. Paktika’nın Birmal ilçesinde ise biri boş bir ev, diğeri yerel bir dükkan olmak üzere iki saldırı daha gerçekleşti. Bu saldırılar, Pakistan’ın Afgan topraklarına yönelik uzun askeri ihlaller zincirinin bir halkası daha oldu; son aylarda eşi görülmemiş bir yoğunluğa ulaşan zincirin halkası…
Bu saldırıları sıradan askeri eylemden ayıran şey, isabetli oluşları değil, vahşetleri ve hedef tanımamalarıdr. Pakistan askeri rejimi hedeflerinin “terörist merkezler” ve “militan sığınakları” olduğunu iddia ediyor; ancak sahadaki gerçeklik başka bir şey söylüyor. Birleşmiş Milletler, bu saldırıların sivilleri ve meskun evleri vurduğunu defalarca teyit etti. En kanlı örneklerden birinde, Kabil’de bir uyuşturucu rehabilitasyon hastanesine yapılan saldırıda dört yüzden fazla sivil öldürüldü; BM bu suçu bir tıbbi merkezin “tamamen yok edilmesi” olarak nitelendirdi. Şimdi, Kunar ve Paktika’ya yapılan son saldırılarda, aynı tanıdık durum tekrarlandı: evleri bombalamak, sivilleri öldürmek, ardından sessizlik veya inkar.
Ancak bu saldırılar yalnızca Afganistan’ın egemenliğini ihlal çerçevesinde anlaşılmamalı. Bu kör bombardımanların arkasında daha acı bir gerçek yatıyor: Pakistan askeri rejimi kendi iç güvenliğini sağlama konusunda çıkmaz bir sokağa girmiş durumda.
Rakamlar, bu yılın Temmuz ayında Pakistan güvenlik güçlerinin en az 112 üyesinin militan saldırılarında öldürüldüğünü gösteriyor; bu, Ocak 2023’ten bu yana en yüksek aylık rakam ve on yılı aşkın süredir en yüksek ikinci rakam. Bu veriler, kendi kabile ve sınır bölgeleri üzerindeki kontrolünü kaybetmiş ve şimdi kapsamlı bir güvenlik kriziyle boğuşan çaresiz bir devletin tablosudur.
Böyle bir durumda, Afgan sivillere saldırmak bir güç göstergesi değil, bir zayıflık itirafıdır. Kendi topraklarındaki militanları dizginleyemeyen Pakistan’ın askeri rejimi, Kunar ve Paktika’da masum insanların evlerini bombalayarak kendi iç kamuoyunun dikkatini başarısızlıklarından uzaklaştırmaya çalışıyor. IEA sözcüsü Zebihullah Mücahid tam da bu noktaya parmak basmış ve bu saldırıları “Pakistan içindeki güvenlik başarısızlıklarından kamuoyunu saptırma” girişimi olarak nitelendirmiştir. Bu bir propaganda parçası değil, kriz içindeki bir rejimin nasıl davrandığına dair gerçekçi bir okumadır.
Üzerinde durmaya değer bir başka husus da hedefin kendisinin mahiyetidir. Kunar’ın Nurgal ilçesindeki saldırıda bir meskun ev tamamen yıkıldı ve kurbanların hepsi, yerel sakin ve sivildi. Paktika’nın Birmal ilçesinde hedefler arasında boş bir ev ve eski bir dükkan vardı. Eğer hakiki hedef gerçekten “terörist merkezler” idiyse, neden yerel bir dükkan veya boş bir ev bombalanıyor? Bu çelişki, Pakistan’ın bu saldırılardaki “isabetlilik” iddiasının perdesini aralıyor ve bu eylemlerin her şeyden önce yurt içindeki başarısızlıkları telafi etmeye yönelik bir gösteri olduğunu kanıtlıyor.
En kötüsü de bu saldırılar uluslararası toplumun görece sessizliği veya kayıtsızlığı ortamında gerçekleşiyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşları, Pakistan’ın uluslararası hukuk ihlalleri konusunda defalarca uyarıda bulunmuş olsa da bu saldırganlık eylemlerini durdurmak için gerçek bir baskı yok. Bu hareketsizlik, Pakistan askeri rejimini cesaretlendirmiş ve onu çelişkili, iki yüzlü politikasını sürdürmeye teşvik etmiştir.
Pazartesi sabahı Kunar ve Paktika’ya yapılan saldırı bir terörle mücadele operasyonu değil, bir askeri rejimin kendi iç güvenliğini sağlama konusundaki başarısızlığının açık bir itirafıydı. Kendi şehirlerindeki militanları kontrol edemeyen Pakistan, Afganistan’da insanların evlerini bombalayarak kendini güvence altına almıyor veya kaybettiği itibarını geri kazanmıyor. Bu saldırılar yalnızca bir şeyi kanıtlıyor: Zayıflık, bir silahla birleştiğinde bir suça dönüşür. Şunu da belirtmek gerekir ki IEA sözcüsü bu saldırıyı “saldırganlık ve haksızlık” olarak nitelendirdi ve kınadı. Afganların bu saldırılara hak ettiği karşılığı vereceğini kararlılıkla ifade etti.

















































