İstikrarımızın Düşmanları Kimlerdir?

Yazan: Ecmel Gaznevi

Uzun yıllar süren savaşların, işgalin, iç çatışmaların ve uluslararası müdahalelerin ardından Afganistan istikrar, güvenlik ve milli odaklanma belirtilerinin görüldüğü bir aşamaya doğru giderek ilerlemektedir. Bu istikrar halen ekonomik zorluklar, uluslararası baskı ve siyasi kısıtlamalarla karşı karşıya olsa da yine de Afgan halkı için önemli bir umut kapısı olarak kabul edilmektedir.

İşte tam da bu nedenle Afganistan’daki her barış alameti, yıllarca savaşın devamından fayda sağlamış olan istihbarat ve siyasi çevreler için bir alarm zili haline gelmiştir.
Bugün en büyük soru şudur: İstikrarımızın düşmanları kimlerdir?
Afganistan’ın ilerlemesine ve siyasi istikrarına dair her örneğe karşı bir şüphe, suçlama ve propaganda fırtınası koparanlar, aslında bu istikrarın düşmanlarıdır. İstikrarlı bir Afganistan’ın, bölgedeki birçok yapay güvenlik denkleminin sonu anlamına geleceğini biliyorlar; çünkü yıllarca Afganistan’daki savaş, belirli ülkeler için bir nüfuz aracı, uluslararası yardım kaynağı ve istihbarat oyunları için bir oyun alanı olarak hizmet etmiş durumda.

Pakistan askeri rejimi, bu oyundaki en önemli oyuncu olarak kabul ediliyor.
Bu ülke ne zaman iç kriz, ekonomik çöküş, siyasi anlaşmazlıklar ve güvenlik başarısızlıklarıyla karşılaşsa sorunlarını gizlemek için Afganistan’ın adını öne sürüyor. Bazen TTP başlığı altında suçlamalar yöneltiyor, bazen sınır güvenliğinin olmamasından Afganistan’ı sorumlu tutuyor, bazen de uluslararası topluma bölgedeki tüm güvenlik krizlerinin Afgan topraklarından kaynaklandığına dair bir tablo sunuyor; oysa gerçek bundan çok daha derin.
Kırk yıl boyunca kendi evlerinde savaşın alevlerini görmüş olan Afgan milleti, istikrarsızlığın anlamını herkesten daha iyi bilir. Nesilleri göçün, bombalamaların, yetimliğin ve ekonomik çöküşün kurbanı olmuş bir millet, asla başka bir savaşı desteklemeyecektir. Bugün Afganlar barışa, ekonomik büyümeye ve milli istikrara susamış durumdadır. Afganistan’ın bir kez daha bölgesel vekalet savaşları için bir alana dönüştürülmesini istemiyorlar.

Eğer bölgede silahlı gruplar faaliyet gösteriyorsa bu mesele her şeyi Afgan halkına veya Afganistan’a yüklemek yerine istihbarat politikaları, tarihi bağlar ve bölgesel rekabetler ışığında incelenmelidir. Dün “Terörle Savaş” ve “Güvenlik Stratejisi” adları altında çeşitli grupları finanse eden aynı çevreler, bugün DAEŞ adı altında yeni denklemler oluşturuyor.

DAEŞ sadece tesadüfi bir olgu değil; bu grup, istihbarat boşluklarının, siyasi hedeflerin ve stratejik oyunların olduğu bölgelerde ortaya çıkmakta ve güç kazanmaktadır. Birçok bölgesel analist, DAEŞ’in ülkeleri sürekli bir güvenlik krizi içinde tutmak için bir baskı, korku ve istikrarsızlık aracı olarak kullanıldığına inanmaktadır. Eğitim kamplarından, güvenli geçişlerden ve gizli desteklerden bahseden raporlar, bu örgütü büyük oyunun bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Afganistan istikrarının gerçek düşmanları, Afganistan’ın kendi ayakları üzerinde durmasını istemeyenlerdir. Afganistan istikrara kavuşursa savaş işinin sona ereceğinden, istihbarat nüfuzlarının zayıflayacağından ve bölgede birçok baskı unsurunun yok olacağından korkuyorlar. Ancak tarih, Afgan milletinin komploların gölgesinde bile kimliğini koruduğunu göstermiştir. Bu millet ne kadar yorulursa yorulsun, kırılmamıştır. Bu nedenle, Afganistan’ın istikrarını parçalamak için tasarlanmış her proje geçici kaosa neden olabilir ancak bu milletin iradesini kıramaz.

Bugün Afgan halkının en büyük ihtiyacı, propagandaya, istihbarat oyunlarına ve yabancı söylemlere odaklanmak yerine, ulusal birliğine, iç istikrarına ve siyasi basiretine odaklanmasıdır. Çünkü istikrar sadece hükümet için bir gereklilik değil, aynı zamanda her Afgan’ın geleceği, onuru ve bekası ile ilgili bir meseledir. Afganistan artık savaşın test edilmesi için bir alan olmaya değil, iç istikrara sahip bir toprak olmaya ihtiyaç duymaktadır.

Exit mobile version