İnsanlarla Muamelede ve Toplumsal İlişkilerde İtidal
Hanif İslam dininin en belirgin özelliklerinden biri, toplumsal ilişkilerde ve insanlarla muamelede itidale ve ölçülülüğe yönlendirmesidir.
İslam, Allah Teala’ya ibadete vakit ayırma bahanesiyle insanın toplumdan tamamen kopup uzaklaştığı o mutlak inzivayı ve toplumdan ayrılmayı sevmediği gibi, hakların ve İslami değerlerin zayi olmasına yol açacak aşırı ve ölçüsüz bir şekilde toplumsal hayata dalmayı da onaylamaz. Aksine, Müslümanı ilişkilerini denge, hikmet, sorumluluk ve güzel ahlak temelinde düzenlemeye davet eder.
İslam, hayatın her alanında ılımlılığı ve ölçülülüğü sever ve Müslümanı toplumuyla olan ilişkisinde dengeli orta yolu izlemeye yönlendirir. Ne insanlardan tamamen kopar, ne de kendisini Rabbini ve ibadet hakkını unutturacak kadar toplumsal hayatın meşguliyetlerine dalar. Zira mutlak inziva, insanı toplumsal sorumluluklarından uzaklaştırır, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma görevini ve insanlara karşı diğer sorumluluklarını unutturur. Diğer yandan, insanın vaktini Allah Teala’ya ibadet ile topluma hizmet arasında hikmetle paylaştırması için toplumsal hayatta da ölçülülük gözetilmelidir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanları ılımlılığa, yumuşaklığa ve güzel muameleye tavsiye etmiş, sertlikten ve kötü ahlaktan sakındırmıştır. Şöyle buyurmuştur: “Yumuşaklık (rıfk) bir şeyde bulundu mu onu güzelleştirir; bir şeyden çıkarıldı mı da onu çirkinleştirir.” (Müslim, No: 2594)
İslam, Müslümanın ailesi, komşuları, arkadaşları, meslektaşları ve toplumun diğer fertleriyle olan ilişkilerinde ölçülü bir yol izlemesini ister. Öyle ki ne insanları kendisinden uzaklaştıracak kadar sert ve itici olsun, ne de şahsiyetini, vakarını ve mevkiini kaybedecek kadar gevşek olsun. Toplumsal ilişkilerde denge, kişinin ilke ve değerlerini korumasını, aynı zamanda başkalarına saygı, hoşgörü ve güzel ahlakla muamele etmesini gerektirir.
Fertlerin ilişkilerini karşılıklı saygı, güzel ahlak ve ölçülülük temelinde düzenlediği bir toplum, birçok çatışma, kin ve anlaşmazlıktan uzak kalır. Bu nedenle güzel geçim ve toplumsal davranışta ölçülülük, insani ilişkileri sağlamlaştıran, sevgi ruhunu geliştiren, birlik ve kaynaşma bağlarını güçlendiren en önemli sebeplerden sayılır.
İşte bu yüzden İslam, toplumsal ilişkilerde ve insanlarla muamelede ölçülülük yolunu seçmiş ve Müslümanları, muamelelerinin hikmet, adalet, merhamet ve güzel ahlak üzerine kurulmasına davet etmiştir. Çünkü bu yol, bireysel huzurun, toplumsal refahın ve sağlıklı, dayanıklı, güçlü bir toplum inşasının temelidir.
