Güvenlik ve İstikrar: Afganistan Tarihinde Yeni Bir Sayfa

Yazan: Cemal

Afganistan tarihi her zaman dik inişler ve çıkışlarla iç içe sürmüştür. Ancak bu tarihte, güvenliğin ve istikrarın bu ülke üzerine bugün olduğu kadar geniş bir gölge sunduğu başka bir dönem bulunamaz.

Bugün Afganistan’da yaşananlar sıradan bir değişim değil; ülkenin siyasi hayatında ve toplumsal düzeninde temel bir dönüşümdür. Bugünkü güvenlik ve istikrar, Afganistan tarihinde yeni bir sayfa açtı; kendi inişleri ve çıkışlarıyla dolu bir tarihte, sonsuz kaygının işgal ettiği yerin aydınlık bir geleceğe bırakıldığı, ilerlemeye dair geniş umutların artık gözlerimizin önünde somut biçimde durduğu bir sayfa.

Bu dönüşümü gerçekten anlamak için Afganistan’ın yakın geçmişine, her günün bir patlama, bir adam kaçırma veya silahlı çatışma haberiyle geldiği döneme geri dönmemiz gerekir. O zamanlar güvenlik, garip ve ulaşılmaz bir kelime gibi görünüyordu. Pazarlar öğle vakti olmadan boşalır, akşam olduğunda ise sokaklar korkuya çekilirdi.

Ancak bugün o tablonun her parçası değişmiş durumda. Bugünkü güvenlik yalnızca bir vaat değil; ülkenin her köşesinde hissedilebilen bir şey. Bir zamanlar ölüm yolları olarak bilinen yollar, geliş gidişlerle dolu güvenli ve işlek yollara dönüşmüş; ticaret kervanları bugün doğudan batıya, kuzeyden güneye rahat bir şekilde yol almaktadır. Bu değişim bir mucize değil; yeni bir düzenin gölgesi altında bu ülkenin bedenine yeni bir ruh üflemiş olan sürekli çabanın sonucudur.

Bugün Afganistan’da güvenlik daha derin bir anlam kazanmış durumda. Güvenlik yalnızca savaş ve şiddetin yokluğu demek değil; aynı zamanda hukukun etkin biçimde uygulanması, kamu düzeni ve toplumun farklı katmanları arasında güven ve sükunet duygusu demektir.

Onlarca yıldır ilk kez aileler gecenin kalbinde parklarda rahat bir şekilde yürüyebilmektedir. Çocuklar kaçırılma korkusu olmadan okula gidiyor. Bu gündelik manzaralar dünyanın başka yerlerinde sıradan olabilir; ancak Afganistan için bunlar yeni bir sayfanın başladığının müjdesidir.

Bugün tanık olduğumuz güvenlik, birleşik komuta yapısının, güvenlik kuvvetleri arasındaki koordinasyonun ve de halk ve İslam nizamı arasındaki geniş işbirliğinin sonucudur. İslam nizamının bu alandaki en büyük başarısı, ülkeyi güvence altına almak için eşgüdümlü ve etkili bir yapı kurmak olmuştur. Geçmişte, bazen birbirine zıt yönlerde çalışan çok sayıda güvenlik kurumunun ayrı ayrı hareket ettiği dönemin aksine bugün bütün askeri ve güvenlik kuvvetleri tek bir merkezi komuta altında, tek bir plan ve açık bir hedef doğrultusunda hareket etmekte, sınırları korumakta ve kamu düzenini sağlamaktadır.

Bu stratejik eşgüdüm, ülkenin savunma kapasitesini öyle bir noktaya getirmiştir ki herhangi bir güvenlik tehdidi, krize dönüşmeden önce tespit edilip etkisiz hale getirilmektedir. Sınırlardan şehirlerin derinliklerine kadar düzen ve güvenlik tek bir birlik ilkesi haline gelmiş; hiçbir grup veya güç, bu müstahkem duvarı çatlatamamaktadır.

Bugünkü güvenlik, halk ve İslam nizamı arasındaki eşsiz işbirliğinin sonucudur. Bu işbirliği bir yandan halkın güvenlik kurumlarına duyduğu derin güveni, diğer yandan da yıllar süren kaosun ardından sükunetin ve düzenin değerini gereğince anlamış bir toplumun siyasi olgunluğunu göstermektedir.

Halk, güvenlik kuvvetlerinin en iyi müttefikidir ve zamanında bilgi sağlamak, asılsız söylentilerden uzak durmak ve düzen inşa etme programlarına katılmak yoluyla bu istikrarın sürdürülmesinde değişmeyen bir rol oynamaktadır. Bu iki yönlü ilişki, güvenliği dayatılan bir şey olmaktan çıkarıp ortak bir kültüre dönüştürmüş; bu kültürün kökleri artık toplumun inançlarının ve değerlerinin içinden geçmektedir.

Bu istikrarın etkileri yalnızca askeri güvenlikle sınırlı kalmamış, hayatın diğer alanlarına da yayılmıştır. Ülke ekonomisi yeniden nefes almış; yollar ticaretin işlek damarlarına dönüşmüş, pazarlar eski canlılığına kavuşmuş ve yatırımcılar giderek artan bir istekle imar ve üretim projelerine yönelmiştir. Böyle bir ortamda yoksulluk ve işsizlik de azalmış; aydınlık bir geleceğe dair umut, bu toprakların gençlerinin ve gençliğinin yüreğinde kök salmıştır.

Bu şekilde güvenlik, süreklilik arz eden ilerlemenin itici gücü haline gelmiş; siyasi istikrar da ekonomik kalkınmayla sağlam bir bağ kurmuştur.

Bugünkü Afganistan dünyanın ilgisinin merkezindedir; ancak bu kez savaş ve güvensizlik yüzünden değil, inşa ettiği istikrar ve güvenlik sayesinde. Bu büyük dönüşüm hiçbir yabancı gücün hediyesi değildir; bir milletin gayretinin ve sarsılmaz azminin, bir idarenin de iyi yönetiminin sonucudur.

İslam nizamı, ülkenin kendi ilkelerinden ve değerlerinden güç alarak kalıcı ve birleşik bir güvenlik inşa etmeyi başarmış ve Afganistan’ın artık bitmek bilmeyen krizlerin ülkesi olmadığını, bölge ve dünya için bir düzen ve istikrar örneği olduğunu göstermiştir.

Bu yeni tarih sayfası, milletin azmi ve İslam nizamınım akıllı yönetimiyle yazılmaktadır. Bugünkü güvenlik ve istikrar büyük bir kazanımdır; bu kazanımın, bu toprakların ilerlemeyle dolu bir ufka bağlantısı her geçen gün daha da sağlamlaşsın diye basiret ve birlik içinde korunması gerekir.

Exit mobile version