-IŞİD’in Hamas’a Karşı Tutumu:
IŞİD, Hamas’ı İslam’ın ilkelerinden sapan bir grup olarak sınıflandırıyor. Hamas yönetiminin İslam’ın kapsamlı öğretilerine uymadığını iddia ediyor. IŞİD’in Hamas’a karşı muhalefeti, IŞİD militanlarının Gazze’de birkaç Hamas üyesini “gerçek İslam” inançlarından sapmakla suçlayarak infaz ettiği yaklaşık 2015 yılına kadar uzanıyor.
IŞİD, propaganda iletişimlerinde Hamas’ı kınayarak onu “kafirlerin müttefiki” olarak niteledi. IŞİD’e göre Hamas, dünya çapında bir İslam halifeliği kurmaya yönelik bir bağlılık göstermiyor ve Filistin ikilemini çözme yaklaşımı IŞİD’in hedeflerine aykırı. Bununla birlikte Hamas, Kudüs ve Filistin topraklarının kurtarılması için Yahudilere karşı aktif direnişini sürdürüyor.
-IŞİD’in Pakistan’daki Tehrik-i-Taliban (TTP) Konusundaki Tutumu:
IŞİD ile Pakistan’daki Tehrik-i-Taliban (TTP) arasındaki etkileşim sıklıkla çatışma ve düşmanlıkla karakterize edilir. IŞİD, TTP’yi İslam dünyasında otorite ve nüfuz için mücadele eden, ideolojisini ve yönetimini bölge içinde yaymaya çalışan rakip bir grup olarak algılar.
IŞİD kendisini küresel bir halifelik olarak tasvir eder ve uluslararası bir İslam hükümeti kurmayı amaçladığını iddia eder. Buna karşılık TTP, Pakistan içinde yerel hedeflerle yönlendirilen faaliyetlerde bulunacak bir İslam hükümeti kurmaya odaklanır. Bu temel ideolojik farklılık ve IŞİD’in ideolojisini tek gerçek olarak kabul edip, diğer grupları zayıf ve kafir olarak görmesi nedeniyle iki grup arasında önemli bir çatışmaya neden olur.
-IŞİD’in Şebab Hareketi’ne Karşı Duruşu:
IŞİD ve Şebab birbirlerine karşı rekabetçi tavırlar sergiler. Somali ve Doğu Afrika’da aktif bir grup olan Şebab, El-Kaide ile bağlantılıdır. Buna karşılık, IŞİD kendisini küresel bir halifeliğin savunucusu olarak konumlandırır ve tüm İslami grupları kontrolü altına almaya çalışır.
Şebab, El-Kaide’ye biatlı ve onun ilkeleri ve direktifleri doğrultusunda faaliyet gösterir. IŞİD’in ise biatını bozup ayrıldığı El-Kaide ile uzun süredir devam eden bir düşmanlığı var ve bu yüzden Şebab’ı kendi boyunduruğu altına dahil etmeyi amaçlıyor. IŞİD, Afrika’daki etkisini artırmak istiyor ve Şebab’a kendine biat etmesi için baskı yapıyor. Ancak Şebab, bağımsızlığına ve biatına sadık kalmaya devam ediyor ve IŞİD’in etkisine karşı kararlı bir şekilde duruyor.
-IŞİD’in Ensaru’l İslam’a Karşı Pozisyonu:
IŞİD ve Ensaru’l İslam birbirlerini rakip olarak görüyor. Bu rekabet, IŞİD’in 2014 yılında Irak ve Suriye’de halifeliğini ilan etmesinden sonra özellikle yoğunlaştı. Nitekim IŞİD, tüm cihad gruplarını sözde halifeliğinin şemsiyesi altına almaya çalıştı. Ancak Ensaru’l İslam, IŞİD’i ve kontrolünü reddederek bağımsızlığını ilan etti.
IŞİD, tüm cihad gruplarını kendi uydurduğu sözde halifeliğe dahil etmeye çalışırken, Ensar bağımsız faaliyetlere ve yerelleştirilmiş hedeflere bağlı kaldı. IŞİD’in meşruiyet iddiasını reddetti ve kendisini bağımsız bir İslami grup olarak tanıttı.
IŞİD, son derece radikal bir duruş benimsiyor ve operasyonlarının çoğunda acımasız taktikler kullanıyor, Ensar ise bu tür sert ve aşırı önlemlere karşı çıkıyor ve İslami ilkelerle uyumlu ama daha vasat bir yaklaşımı tercih ediyor.
Sonuç:
IŞİD, Müslüman bireylere karşı şiddeti sürdüren dış destekli aşırılıkçı bir kukla örgüttür. Mossad, CIA ve ISI gibi kuruluşlardan aldıkları finansal destek ve yardımlarla ibadethanelerde, eğitim kurumlarında, dini okullarda, pazar yerlerinde ve konaklama yerlerinde sivilleri hedef alır ve Müslümanlara zulmeden kafirler yerine nerede İslam düşmanlarına karşı savaşan bir cihad grubu varsa ona musallat olurlar.
















































