IŞİD Haricileri, sözde halifeliklerinin kuruluşundan bu yana, iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak gibi Dini sloganları sürekli olarak öne çıkararak, İslam toplumunu günah ve ahlaki çöküntüden arındırıp, selef-i salihinin dönemine geri döndüreceklerini iddia etmişlerdir. Ancak ideolojileri, davranışları ve Müslüman dünyası üzerindeki etkileri daha yakından incelendiğinde acı bir gerçek ortaya çıkmaktadır; IŞİD kötülüğü yasakladığını iddia ederken kendisi de Dine, akla ve insan onuruna karşı en büyük ihlalleri işlemiştir.
İdeolojik öncülleri olan ilk Hariciler gibi, günümüzün taraftarları da İslami öğretilere dair yüzeysel ve çarpık bir anlayış sergilemektedir. Dünya görüşleri, radikal izolasyonizm ve yabancı ideolojik etkiler tarafından şekillendirilmiştir. Kötülüğü yasaklama ilkesini zulmü, terörizmi, masum sivillerin katledilmesini ve Müslümanları kâfir ilan etme uygulaması olan yaygın tekfiri meşrulaştırmak için kullanmışlardır. Böylece vahşetlerini dindarlık kisvesi altında gizlemeye çalışmaktadırlar.
Kur’an-ı Kerîm ve Peygamberimiz Muhammed’in (sav) Sünneti, kötülüğü yasaklamanın hikmet, şefkat ve adaletle yapılması gerektiğini vurgular. Ancak IŞİD, bu İlahi ilkeleri tamamen göz ardı etmiştir. Eylemleri camileri bombalamak, muhalifleri acı vererek katletmek, Müslümanların dahi kafalarını kesmek ve hatta insanları diri diri yakmak gibi İslami olmayan şiddetle damgalanmıştır. Bu vahşetler, İslam’daki en büyük günahlardan bazılarını temsil etmektedir.
Bu makale, IŞİD Haricilerinin işlediği başlıca suçlardan bazılarını özetlemektedir:
1. Haksız Yere Öldürme:
Kur’an açıkça;
“Kim bir canı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk karşılığı olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir” diye buyurur. (5:32)
Bu kesin yasağa rağmen IŞİD, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere sayısız masum Müslümanı acımasızca öldürmüştür. Bunlar münferit şiddet eylemleri değil, tüm Müslüman toplumuna karşı işlenen suçları kapsayan sistematik vahşetlerdir.
2. Kutsal Mekanlara Yapılan Hakaretler:
IŞİD, camileri bombalamış ve Peygamberimiz Muhammed (sav) ile ilişkilendirilen tarihi eserleri dahi yok etmiştir. Bu eylemler, İslam tarihi konusunda derin bir cehaleti ve nesiller boyu Müslümanlar tarafından saygı duyulan mekanların kutsallığına karşı açık bir saygısızlığı ortaya koymaktadır.
3. Müslümanları Kâfir İlan Etmek:
Aşırı uç bir ideolojiden beslenen IŞİD, görüşlerine katılmayan Müslümanları sürekli olarak kâfir olarak yaftalamaktadır. Tekfirin bu pervasız ve adaletsiz uygulaması, Peygamberimiz Muhammed (sav)’imin şu uyarısıyla çelişmektedir:
“Bir kimse Müslüman kardeşini tekfir ederse, küfür ikisinden biri üzerine döner” (Karşısındaki kafirse söz ona, değilse kendisine döner)
Sahih-i Müslim)
Tekfirin bu tehlikeli kötüye kullanımı, sayısız Müslümanın haksız yere tekfir edilmesine ve hatta infaz edilmesine, mezhepsel ayrılıkların derinleşmesine ve ümmet genelinde anlaşmazlıkların yayılmasına yol açmıştır.
4. Mukaddes İslam Kavramlarının Çarpıtılması:
IŞİD cihad, hilafet, hudut (yasal cezalar) ve şeriatın uygulanması gibi temel İslami ilkeleri kasıtlı olarak çarpıtmıştır. IŞİD, bu ilkeleri meşru ve dengeli bağlamlarında savunmak yerine onları baskı ve otoriter kontrol araçları olarak kullanmıştır. Bu istismar, bu kavramların gerçek anlamını ihlal etmekle kalmamış, aynı zamanda onları dünyanın gözünde itibarsızlaştırmıştır.
IŞİD’in eylemleri hem İslam’ın itibarına hem de Müslüman toplumunun birliğine ciddi zarar vermiştir. İslami değerleri yaymak yerine zulüm ve korku söylemini yaymış, iç savaşları ateşlemiş, bölgeleri harap etmiş ve Müslümanlar arasında nefret ve güvensizliği körüklemişlerdir.
Kötülüğü yasaklama iddiaları da cehalet ve aşırılık bayrağı altında kötülüğü kurumsallaştırmak için kullanılan bir maskeden ibarettir. Gerçekte davranışları iki yönlü bir ihaneti temsil etmektedir; İslam inancına ve ortak insan onuruna ihanet…
