Yazan: Hamid
Tarih şahittir ki Pakistan ordusu hiçbir zaman hayırlı bir iş yapmamıştır; bilakis başlangıçtan itibaren Müslümanlar arasında ayrılık ve karışıklık yaymak için tesis edilmiştir; bu da Müslümanlar arasından kafir güçler için tehdit oluşturacak herhangi bir gücün ortaya çıkmaması içindir. Bu sebeple, geçmişte Müslümanların gücünü temsil eden hakiki bir kuvvet, bir grup, bir teşkilat ve hatta bir fert ortaya çıktığında, bu kuvvetler onunla savaşmak için bütün enerjilerini seferber etmişlerdir.
Pakistan’ın nükleer programının küfür güçleri tarafından kabul edilmesi, bu hizmetlerin bir neticesinden başka bir şey değildir; aksi takdirde İslam dünyası, nükleer silah edinme kabiliyetine sahip Pakistan’dan çok daha iyi devletlerle doludur; ancak onlara bu izin verilmemektedir. Neden? Sebep şudur ki Pakistan askeri rejimi, Müslümanlara saldırmak için her vasıtayı bahane edinmektedir ve bu silsile devam edecektir; zira onların kafir efendileri bu vazifeyi tam olarak onlara tevdi etmiştir. Son saldırılar bu silsilenin bir halkası ve tehlikeli, kasıtlı bir stratejik planın parçasıdır. Bu saldırılar hiçbir şekilde terörle mücadele operasyonları değildir; şayet öyle olsaydı, bu korkak ve sahte güç, teröristleri ortadan kaldırdığını ispatlayan gerçek bir delil gösterirdi; ancak gerçeklik, bunların bütün dünyanın gördüğü üzere masum Afganları, kadınları ve çocukları doğrudan hedef almaya yönelik girişimlerden ibaret olduğuna tanıklık etmektedir.
Pakistan askeri kurumu şu anda şiddetli bir iç krizden mustarip ve kendilerinde şu ayet tecessüm etmiştir: “Sen onları bir arada sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır.” Zira ülke ekonomik çöküşün eşiğinde durmakta, enflasyon halkın sırtını kırmakta, rupi gün geçtikçe değer kaybetmekte ve ülkenin tamamı IMF borçlarının ağırlığı altında ezilmektedir. İş imkanlarının azlığı, sürekli elektrik kesintileri ve halkı protestolara sevk eden un kriziyle birlikte, bu sinsi rejim halkın dikkatini kendi krizlerinden saptırmaya, bir “dış düşman” icat ederek kendisini vatanı savunmakla meşgul bir görünüme sokmaya çalışmaktadır. İşte Afganistan’a saldırı ve savaş atmosferi oluşturma isteği buradan gelmektedir; zira iki ülkenin de kaybetmesi bu ordu için hiçbir şey ifade etmeyecektir.
Servet ve menfaat “Mekke Anlaşması”nda yatmaktadır. Pakistan’ın şu anki durumu, “kasesini” biraz riyalle doldurmak için barış anlaşmaları akdetmeye çalışması, aynı zamanda Müslümanlar arasında kaosun sürmesini garanti ederek efendilerini memnun etmek zorunda olmasıdır. Şayet Pakistan, Mekke Anlaşması uyarınca fiili eylem sahasına girseydi, Müslümanlar arasında fitne çıkarmak için tahrik edilen Husilerin ortadan kaldırılması kaçınılmaz olurdu. Diğer yandan Pakistan, gözü Suudi parasında olduğu için bu anlaşmadan vazgeçmek istememektedir.
Bu sebeple, bu çıkmazdan kurtulmak için en kolay yol onun için Afganistan’a saldırmak gibi görünmektedir; ta ki İngiliz efendilerini memnun etsin ve Suudi Arabistan’a: “Biz savaşlarla meşgulüz” diyerek bir bahane sunsun. Böylece tek okla iki hedefi gerçekleştiriyor: Kaosun sürmesi ve ceplerin riyalle dolması.
Aynı şekilde, bu münafık grubun tehlikeli hedeflerinden biri de “terörist” olarak nitelendirdiği bütün grupları Afganistan’a bağlı “vekqlet grupları” olarak damgalamaya çalışmaktır; bu da dünyaya gerçek terör merkezinin Afganistan olduğu izlenimini vermek için. Bu hedef uğruna bu ordu, “DAEŞ Horasan”ın ve bu ordunun işaretleriyle hareket eden farklı cephelerin faaliyetlerinde görüldüğü üzere, silahlı grupları düzenli olarak eğitmekte. Gözlemlendiği üzere, bu gruplar Afganistan’ın istikrarını sarsmaya çalışmış, ancak Allah’ın lütfuyla bütün girişimleri başarısız olmuş ve eserleri yok olmuştur; bu da onları sabır sınırlarını aşmaya ve Afganistan’a doğrudan saldırılara başlamaya itmiş vaziyette.
Bilinçli Pakistan halkı, ordusunun vergi paralarıyla sınırları korumadığını, bilakis o paraları imparatorluklar, fabrikalar, adalar, banka hesapları inşa etmek ve silahlı grupları alçak hedeflerine hizmet etmek üzere eğitmek için kullandığını idrak etmelidir. Ekonominizin tahrip edilmesi, bu askeri politikaların doğrudan neticesidir. Bu politikalar sona ermedikçe, Pakistan’da güvenlik de bölgede istikrar da gerçekleşmeyecektir. Öyleyse, ey bilinçli Pakistan halkı! Gaflet uykusundan uyanın, yoksa elinizde kalan her şey de kaybolup gidecektir.


















































