Bölüm 5
Yazan: İhsan
DAEŞ’te Zirveye Ulaşan Haricilerin Diğer Özellikleri
Önceki makalelerde ele alınan Haricilerin dört özelliği kesinlikle tek özellikleri değil. Sapkın hareketlerinin, her biri tek başına günümüzün tekfirci gruplarını tanımlamaya yetecek birçok başka belirleyici özelliği daha vardır. Bu özelliklerin aynıları DAEŞ’te daha da büyük bir yoğunlukla, daha organize ve sistematik bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bu makalede daha önce ele alınmayan, grubun ideolojisi ve davranışlarına dair resmi daha net tamamlayan bu özelliklere bakacağız.
Beşinci Özellik: İbadette Gösteriş
Hariciler, namaz, oruç, Kuran-ı Kerim tilaveti ve gece namazları gibi dışa dönük ibadetlerde aşırıya kaçtılar. Ancak bu eylemler samimiyet temelli değildi. Bunları başkalarını etkilemek ve kendilerini herkesten daha salih göstermek için yaptılar.
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
“Onların namazı yanında sizin namazınız, onların orucu yanında sizin orucunuz önemsiz kalacaktır.”
Bu hadis, Haricilerin dışa dönük ibadette o kadar aşırıya kaçtıklarını ve başkalarının ibadetlerinin onların yanlarında önemsiz göründüğünü gösterir. Ancak bu aynı dışa dönük gösteriler onları Şeriatın gerçek ruhundan ve hedeflerinden uzaklaştırdı.
Sahabenin en büyük alimlerinden biri olan Abdullah b. Abbas (radiyallahu anhu), Haricilerle karşılaştıktan sonra şöyle demiştir:
“Onlardan daha çok ibadet eden bir topluluk görmedim. Sürekli namazdan dolayı elleri devenin dizleri kadar nasır bağlamış, alınları secdeden kararmıştı. Oysa onlar Allah’ın yaratıklarının en kötüleridir.”
Aynı özellik DAEŞ’te de açıkça görülmektedir. Üyeleri siyah kıyafetler giyer, cemaat namazlarını dışa dönük bir tevazu ve sükunet gösterisiyle kılar ve bu sahnelerin kaliteli propaganda videolarını, kendilerini tek gerçek Müslüman olarak sunmak için üretirler.
Ancak aynı bu kimseler, masum Müslümanları kafir ilan eder, başlarını keser, kadın ve çocukları köleleştirir ve kutsal mekanları yok eder. İbadet görünümü ile eylemlerinin yozluğu arasındaki keskin tezat, ibadetlerinin samimiyet temelli olmadığını gösterir. Bunun yerine, insanları aldatmak ve saflarına yeni üyeler çekmek için bir propaganda aracı olarak kullanılır.
Altıncı Özellik: Kibir, Kendini Beğenmişlik ve Din Alimlerine Saygısızlık
Zülhuveyre olayı, Haricilerin kibir ve küstahlığının en açık örneklerinden biridir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimetleri dağıtırken adam kaba bir şekilde şöyle dedi:
“Ey Muhammed, adil ol.”
Yeryüzündeki en adil ve asil insana bu şekilde hitap etmek, Haricileri karakterize eden kibri ortaya koyuyordu.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) cevap verdi:
“Yazıklar olsun sana! Eğer ben adil değilsem, kim adil olacak?”
Daha sonra Sahabilerini bu adamı öldürmekten men etti ve şöyle dedi:
“Bu adamın soyundan, Kuran okuyan ancak Kuran boğazlarından öteye geçmeyen bir topluluk çıkacak. Okun avdan geçtiği gibi dinden çıkacaklar.”
Hariciler, İslam Ümmetinin alimlerine ve liderlerine hiçbir saygı göstermediler.
Kendilerini en bilgili ve en dindar kişiler olarak görüyorlardı. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Sahabilerini, Tabiun’u ve İslam’ın en büyük alimlerini, onları küfür ve sapkınlıkla suçlayarak ve hükümlerini reddederek azarlamaya hakları olduğunu düşündüler.
Aynı bu tutum DAEŞ’te daha da büyük bir yoğunlukta ortaya çıkıyor. Grup, önde gelen Sünni alimleri rahatça kafir ilan ediyor, onları tağut, “laik alimler” ve “kafir yöneticilerin hizmetkarları” olarak damgalıyor. DAEŞ, kendisini tek meşru dini otorite ve de Kuran ve Sünnetin tek doğru yorumcusu olarak sunuyor ve kendi bilgisinin üzerinde bilgi sahibi olan bir alimin varlığını kabul etmiyor.
Yedinci Özellik: Gençlik ve Cehalet
Meşhur bir hadiste, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Haricileri “yaşları genç, akılları zayıf” olarak tanımlamıştır.
Olgunluk ve deneyimden yoksun oldukları için duygusal sloganlarla kolayca kandırılıyorlar ve dikkatli düşünme veya sağlam muhakeme olmadan hareket ediyorlar.
DAEŞ de aynı modeli takip ediyor. Üyelerinin çoğu genç, deneyimsiz ve kolayca yönlendirilebilir. Grup, onların bu coşkularından yararlanırken aynı zamanda bilgi eksikliklerinden de kendi amaçlarına ulaşmak için faydalanıyor. Bu gençlerin çoğu siyasi gerçeklikler veya toplumun karmaşıklıkları hakkında çok az şey biliyor. Cennet ve şehadet vaatleriyle kandırılıyorlar ve grubun ideolojisine hapsoluyorlar.
Sekizinci Özellik: Müslümanların Can ve Mallarına Saygısızlık
Asılsız argümanlar ve Kuran ayetlerinin çarpıtılmış yorumları aracılığıyla Hariciler, Müslümanların kanını helal ilan ettiler ve mallarına el koydular. Bir Müslümanın canının ve malının kudsiyetini tanımadılar ve muhaliflerini öldürmeyi sadece caiz değil, aynı zamanda vacip gördüler.
DAEŞ de aynı yolu izledi, zayıf ve asılsız suçlamalarla İslam dünyasında binlerce masum Müslümanı öldürürken mallarını yağmaladı.
Yalnız Afganistan’da, Kabil’deki Dasht-e-Barchi doğum hastanesine düzenlenen ve hamile kadınlar ile yeni doğan bebeklerin katledildiği saldırı, Kabil Üniversitesi’nde sınav sırasında öğrencilerin katledilmesi ve Kabil Havalimanı’ndaki ölümcül bombalama, DAEŞ tarafından işlenen korkunç suçların sadece birkaç örneğidir.
Dokuzuncu Özellik: Haricilerin Tarih Boyunca Tekrar Tekrar Ortaya Çıkması
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“En sonuncusu Deccal ile birlikte çıkana kadar ortaya çıkmaya devam edecekler.”
Hariciler, İslam tarihi boyunca farklı aşamalarda yeniden ortaya çıkmışlardır. Kendi zamanımızda, DAEŞ bu aynı sapkın ideolojinin en açık tezahürlerinden biri olarak durmaktadır.
Tekrar tekrar ortaya çıkmaları, Harici ideolojisinin hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadığını göstermektedir. Bunun yerine, yeni isimler ve yeni biçimler altında defalarca yeniden ortaya çıkmıştır. Tüm bu özellikler şüpheye çok az yer bırakmaktadır. Hem inançlarında hem de eylemlerinde DAEŞ, Haricilerin gerçek mirasçısı ve bu sapkın ideolojinin en sonki devamıdır.

















































