DAEŞ olarak bilinen grup, Irak ve Suriye’yi şaşırtıcı bir hızla kasıp kavurduğunda henüz medresedeydim. Müslüman Ümmeti temsil ettiğini iddia ettiği için destekçi buldu. Ancak bu yanılsama uzun sürmedi. Günler içinde, CIA’nın bu uğursuz icadı ifşa edildi ve sözde İslam Devleti’nin ardındaki ivme hızla sönmeye başladı.
Grup, çok geçmeden terör kampanyasını doğu Afganistan’a taşıdı. Orada öyle acımasız vahşetler işledi ki hayatımızda benzerini ne görmüş ne de duymuştuk.
Yine de aklımda hep bir soru kaldı. Komşu ülkelerimiz Afganistan’dan daha dindar değildir elbette. Eğer DAEŞ gerçekten kendisini İslam’ın en saf temsilcisi ve hilafetin haklı varisi olarak görüyorsa neden aynı vahşeti orada da göstermedi?
Ancak o zamanlar Afganistan İslam Emirliği mücahidleri DAEŞ’e öyle kararlı bir darbe indirdi ki grup birkaç yıl içinde paramparça oldu ve hatta destekçileri geri çekilmek zorunda kaldı. IEA, Afganistan’da yeniden iktidara geldikten sonra DAEŞ saldırıları seyrek ve izole hale geldi ve çoğu kök salmadan etkisiz hale getirildi.
Pakistan askeri rejimi, DAEŞ kartının Afganistan’da işe yaramadığını anlayınca diğer baskı biçimlerine yöneldi. İlk olarak Afgan mültecilerin sınır dışı edilmesi ve Durand Hattı geçişlerinin kapatılması gündeme geldi. Bu etkisiz kalınca Pakistanlı yetkililer Afgan hükümetini DAEŞ militanı eğitmekle suçladı. Bu suçlama ilgi görmyince daha da ileri giderek Kabil’de bağımlılar da dahil savunmasız sivilleri şehit eden doğrudan saldırılar düzenledi ve Durand Hattı boyunca istismarlara devam etti. Ama bu bile son değildi.
Pakistan içinde, DAEŞ bayrağı altında, sıradan Müslümanları, din alimlerini, medrese öğrencilerini, camilerde ibadet edenleri ve hatta üniversite öğrencilerini hedef alıp şehit ettiler.
Bunun yakın tarihli bir örneği, öldürülmesinin sorumluluğunu şüpheleri Afganistan’a yöneltmek için özenle hazırlanmış bir dille DAEŞ’in üstlendiği Şeyh Muhammed İdris’in (rahimehullah) şehadetidir.
Afganistan, İran ve Rusya’daki saldırılar; Çin ve Tacikistan sınırları yakınındaki terör operasyonları; DAEŞ, Afganistan’da ezildikten sonra Pakistan’ın doğrudan müdahalesi; ve Pakistan ordusu ile ISI’nın yakın gözetimi altındaki bölgelerde DAEŞ operatörlerinin defalarca hedef alınıp etkisiz hale getirilmesi, hepsi aynı sonuca işaret etmektedir: DAEŞ eğitiliyor, malzeme sağlanıyor, güvenli limanlar veriliyor, hedefler belirleniyor ve Pakistan kurumları tarafından tamamen destekleniyor.
Bunun çarpıcı bir örneği de Hayber Pahtunhva’nın Orakzai bölgesinde orta düzey bir DAEŞ komutanı olan Muhammed İkbal’in öldürülmesidir.


















































