İslam’da cihat, şer’i hükümleri açık, sınırları belirli ve asil hedefleri olan net ve yüce bir kavramdır; en belirgin hedefleri dini korumak, canı muhafaza etmek, insan onurunu savunmak ve adaleti tesis etmektir. Ancak çağımızda DAEŞ gibi gruplar, bu yüce kavramı tahrif etmiş ve de şiddeti, katliamı ve yıkımı meşrulaştırmak için cihat adını bir bahane haline getirmiştir.
Gerçek şu ki bu sapkın grubun (DAEŞ) bugün yürüttüğü şey cihat değil din kisvesi altında gizlenen açık bir itikadi sapkınlıktır. İslam şeriatında cihat belirli şartlara, bilinen maksatlara ve meşru bir liderliğe bağlıdır ve hiçbir şekilde masumları öldürmeyi, Müslümanları tekfir etmeyi veya bu grubun son yıllarda yaptığı gibi toplumları yıkmayı ifade etmez.
DAEŞ, cihadı siyasi ve fikri hedeflerine ulaşmak için bir araç haline getirdi ve onu ahlaktan, akıldan ve şeriatın maksatlarından kopardı. DAEŞ’in hakikatini ve özünü bilmeyen bazı üyeleri, ayet ve hadisleri seçici ve parçacı bir şekilde delil göstererek dine dair yüzeysel ve aşırı bir anlayışı temsil ediyorlar.
Şu, tüm dünyaya açıkça gösterilmelidir: Kadınların, çocukların ve yaşlıların öldürülmesine yol açan şiddet eylemleri ve terör suçlarının dinimizle hiçbir bağlantısı yoktur ve din, bundan tamamen uzaktır. Bu tür eylemleri işleyenler, İslam alimleri tarafından açıkça kınanmalı ve de bu aşırı ve sert fikirleri durdurmak için tüm olası yollar denenmelidir.
Sonuç olarak: DAEŞ sorununun gerçek kökü, dinin itikat ve metod düzeyinde yanlış anlaşılmasıdır. Bu sapkın grup, tekfiri geniş, gelişigüzel ve aşırı bir şekilde kullanmakta hatta Müslümanların yaklaşık yüzde doksanını tekfir etmekte ve dahi muteber İslam alimlerini bile tekfir etmektedir. Müslümanların kanlarını kolayca helal görüyorlar ve ortaya çıkışlarından bugüne kadar çoğunlukla Müslümanları yok etmek üzerine odaklanmış ve buna cihat adını veriyorlar.
Bu uygulamalar, açıkça İslam’ın ilk dönemindeki Haricilere benzemektedir; onlar, Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) aşırılığa giden ve hak yoldan çıkanlar olarak nitelendirdiği kişiler. DAEŞ’in eylemleri sadece binlerce masumun öldürülmesine ve yerinden edilmesine yol açmakla kalmadı, aynı zamanda İslam’ın saf imajını küresel düzeyde lekeledi ve İslam ümmetinin bölünmesini ve zayıflamasını artırdı.
DAEŞ, mukaddes cihat adını kötüye kullanarak İslam’a karşı en büyük ihaneti işledi. Hakiki cihat, şeriat çerçevesinde olur, aşırılık, tekfir ve kan dökmekte değil. Dini bilinci güçlendirmek ve İslam’ın doğru, dengeli ve öz anlayışına dönmek, bu tür sapkın ve tehlikeli gruplarla yüzleşmenin etkili tek yoludur.
















































