Son zamanlarda, IŞİD tarafından düzenlenen bir terör saldırısında seçkin bir mücahid ve ulusun sadık bir hizmetkarının şehid edilmesiyle sonuçlanan acı bir olay yaşadık. Bu acı olay, grubun iğrenç ve mücrim yüzünü bir kez daha ortaya koydu ve yalnızca Afgan halkı arasında kabul görmediğini değil, aynı zamanda hayatta kalmak için etik olmayan en aşağılık taktikleri dahi kullandığı bir umutsuzluk durumuna düştüğünü de açıkça gösterdi.
Daha önce bir halifelik kurmayı ve yönetmeyi iddia eden örgüt, artık hükümet ve askeri güçlerle bile doğrudan yüzleşmekten aciz. Bunun yerine sivillere ve kamu alanlarına ayrım gözetmeden saldırılarda bulunuyorlar. Bu aciz eylemleri ise onların yalnızca zayıflığını ve beceriksizliğini sergiliyor.
Bu grubun son operasyonları, eski gücünün ve otoritesinin kaybolduğunu gösteriyor. Artık hayatta kalmak için komplolara başvuruyor ve insanların şefkatini ve iyi niyetini kullanıyorlar. Bu tür davranışlar yalnızca İslami değerlerle çelişmekle kalmıyor, aynı zamanda grubun sosyal izolasyonunu ve ideolojik yenilgisini de açığa çıkarıyor.
Cesur direniş tarihleriyle tanınan Afganlar, bu yıkıcı planlara ustaca karşı çıkıyor ve kolektif bir bilinçle IŞİD’in özüne önemli bir darbe indiriyor.
Örgütün sıklıkla sivil bölgelere ve savunmasız bireylere yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları, açıkça onun zayıflığını ve aşağılanmasını gösteriyor. Bu tür eylemler, genellikle savaş alanında etki yeteneklerini kaybetmiş ve bunun yerine varlıklarını doğrulamak için korku ve terör aşılamayı seçen grupların yansımasıdır.
Bununla birlikte bu tür stratejiler yalnızca IŞİD’in konumunu zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda ona karşı kamuoyunun nefretini artırarak grubu daha fazla dışlanmaya sürüklüyor.
Ülkenin yönetim otoritesi olan Afganistan İslam Emirliği, grubun operasyonel özgürlüğünü sağduyu ve kesin taktikler yoluyla etkili bir şekilde kısıtladı. Büyük operasyonlar sayesinde çok sayıda IŞİD kalesi ortadan kaldırıldı. Bu girişimler, grubun operasyonel yeteneklerini azaltmanın yanı sıra Afgan halkı arasında da istikrar ve güvenlik konusunda iyimserliği yeniden canlandırdı.
Bu tür vahşetlerin ve seçkin mücahidlerin şehid edilmesinin acısı ulusta derin yaralar açarken, bu olaylar hem halkın hem de hükümetin IŞİD’in oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırma kararlılığını güçlendirdi.
Sonuç olarak, bir zamanlar aldatıcı sloganlarla İslam toplumlarına sızmaya çalışan IŞİD’in artık parçalanmış, yalnız ve antipatik bir grup olduğu vurgulanmalıdır. Kamu desteğinden ve etkili liderlikten yoksun olan IŞİD, çöküşün eşiğinde duruyor. İnşâAllâh yakında bu batıl örgütün tamamen yok oluşuna da tanık olacağız. Direniş ve mücadele dolu geçmişiyle bilinen Afgan halkı, İnşâAllâh bu yeni tehdidin de üstesinden gelecek ve yine zafer kazanacak.
