İstikrarsız Ekonomi: Finansal Kaynaklar IŞİD Grubunu Neden Kurtaramadı?
Aşırılıkçı grup IŞİD, gücünün zirvesindeyken “istikrarlı bir halifelik” kurduğunu iddia etti. Gerçekte ise yağma, kaçakçılık ve dışa bağımlılığa dayanan kırılgan ve sürdürülemez bir sistem kurmuştu. Ancak vahşetine ve görünürdeki kârlılığına rağmen, bu kırılgan ekonomik temel, grubun nihai çöküşünü engelleyemedi.
Bu makale, IŞİD’in savaş ekonomisinin iki temel sütununu inceliyor; petrol gelirleri ve yağma ile dış yardıma bağımlılık. Bu finansal akışların nihayetinde grubun varlığını sürdürmede neden yetersiz kaldığını analiz ediyor.
Petrol Gelirleri ve Yağma
IŞİD’in ekonomik omurgası temel olarak petrol gelirlerine ve büyük ölçekli olarak da yağmalara dayanıyordu. Bu gelir akışları, grubun ilk toprak genişlemesi sırasında oldukça kârlı oldu, ancak özünde istikrarsız ve kısa ömürlüydü. 2014 ve 2016 yılları arasında Irak ve Suriye genelindeki petrol sahalarını ele geçirerek tarihin finansal açıdan en güçlü aşırılıkçı grubu haline geldi. IŞİD, zirve döneminde günde 30.000 ila 40.000 varil petrol çıkarıyor ve bunları karaborsada varil başına 15 ila 40 dolar arasında değişen ucuz fiyatlarla satıyordu.
Başlıca alıcılar, petrolü Türkiye sınırlarından küresel pazarlara taşıyan Kürt, Türk ve hatta İsrailli kaçakçı ağlarıydı. Bu yasadışı ticaret, sınır görevlilerine yaygın rüşvet verilmesi ve yolsuz yerel yetkililerle iş birliği yapılmasıyla sürdürülüyordu.
Ancak bu gelir modeli hızla çöktü. Uluslararası koalisyonun hava saldırıları, IŞİD’in geçici rafinerilerini sistematik olarak yok etti ve tedarik hatlarını aksattı. Eş zamanlı olarak, 2014 ve 2015 yıllarında petrol fiyatlarındaki küresel düşüş, kârları önemli ölçüde azalttı. IŞİD zaten indirimli fiyatlarla petrol sattığı için, fiyatlardaki düşüşün devam etmesi örgütün ciddi şekilde yetersiz olarak finanse edilmesine yol açtı.
Yağma ve gasp da IŞİD’in gelirlerine büyük katkı sağlamıştı. Musul gibi şehirleri ele geçirdikten sonra örgüt, faaliyetlerini finanse etmek için bankalardan milyonlarca dolar yağmaladı ve tüccar ve çiftçilere ağır vergiler koydu. Başlangıçta bu haraçlar etkili olsa da, bu yöntemlerin sürdürülemez olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Çalınan kaynaklar azaldıkça ve halkın direnişi arttıkça, yağma gelirleri hızla tükendi.
IŞİD ayrıca mülklere el koyarak ve halkı acımasızca sömürerek, yerel meşruiyetin kalan izlerini de yok etti. Kontrolü altındaki insanlara göre örgüt; dini bir otorite değil, açgözlülük ve şiddet tarafından yönlendirilen yırtıcı bir güç olarak görünüyordu.
IŞİD, bu uygulamalarıyla gerçek doğasını ortaya koydu. Gerçek bir İslami hareket değil, dini sloganlar altında gizlenen bir paralı asker çetesiydi. Grubun algılanan meşruiyetinin bir kırıntısına sahip olsa bile, barbarlığı onu tamamen yok etti. Geriye kalan, küresel bir kan dökme, hırsızlık ve kaçınılmaz bir kendini yok etme imajıydı.
Dış Yardıma Bağımlılık
IŞİD, iç gelir kaynaklarının yanı sıra başlangıçta dış mali destekten de yararlandı. Grubun ilk yıllarında Katar ve Kuveyt gibi bölgesel aktörlerden destek aldığı bildiriliyordu. Ancak IŞİD’in aşırılığı yoğunlaştıkça ve küresel ünü arttıkça, bu destek giderek azaldı.
Grubun korkunç şiddeti, halka açık infazları ve iğrenç zulümleri, çoğu uluslararası kınamadan kaçınmak için uzaklaşan eski destekçilerini bile yabancılaştırdı. Bir zamanlar operasyonlarını finanse etmek için dış yardıma güvenen IŞİD, artık kendini finansal olarak izole edilmiş bir halde buldu.
Bu düşüşü, iç gelirleri artırarak telafi etme girişimleri de sonuçsuz kaldı. IŞİD’in kontrolü altındaki bölgelerde, gerçek ekonomik üretkenlik için gerekli altyapı ve kurumsal kapasite yoktu. Grubun sömürücü ve baskıcı ekonomik modeli, sürdürülebilir bir zenginlik oluşturmaktan acizdi. Sonuç olarak finansal çöküşü tüm sahte halifelik projesini de yıkıma sürükledi.
Neticede IŞİD’in sözde halifeliği kendi çelişkilerinin ağırlığı altında ezildi. Yağma, kaçakçılık ve güvenilmez dış yardım üzerine kurulu bir ekonomi asla kalıcı olamazdı. Grubun ekonomik başarısızlığı yalnızca dış baskı veya askeri yenilginin sonucu değildi. Bu; sağlam olmayan, gayri meşru ve ahlaksız bir temelin kaçınılmaz sonucuydu.
IŞİD ekonomisi, kumdan yapılmış bir kale gibiydi. Kısa bir süreliğine göz kamaştırıcıydı ama ölümcül derecede istikrarsızdı. Küresel direniş rüzgarları estikçe, yapı çöktü ve geride yalnızca yıkım, kan ve başarısız bir fantezinin acı mirasını bıraktı.
















































