Kendisini “İslam Devleti” (IŞİD) olarak tanımlayan grup, bir süre sürdürdüğü korku kampanyasıyla ortaya çıkmıştır. Ancak yıllar içinde örgütsel yapısını derinden sarsan, faaliyetlerini aksatan ve temel istikrarını zayıflatan bir dizi zorlu yerel ve uluslararası zorlukla karşılaşmıştır.
Yıkıcı hırslar ve karanlık ideolojik amaçlarla hareket eden IŞİD, uzun zamandır etkisini ilk kalelerinin ötesine yaymaya çalışmıştır. Bu amaçların peşinde, faaliyetlerini İslam dünyasının diğer bölgelerine genişletmiş ve buralarda da zehirli ideolojisini yaymaya çalışmıştır; doğası gereği yıkıcı, yolsuzluğa batmış ve İslam’ın gerçek öğretilerinden tamamen kopuk bir ideoloji…
İslam’ın asil değerlerini ve ahlaki ilkelerini teşvik etmek yerine, IŞİD kasıtlı olarak dine karşı nefret aşılamaya çalışmıştır. İrtidadı ve manevi yabancılaşmayı teşvik eden zehirli anlatıları körüklemiş ve insanların kalplerinde İlahi rehberliğe karşı düşmanlık ekmeye çalışmıştır. Grubun doktrini İslam ruhuyla o kadar derin bir şekilde çelişmektedir ki, ideolojisine dair samimi bir araştırma kaçınılmaz olarak İslami düşünce ve değerlerle tam olarak uyumsuz olduğunu ortaya koymaktadır.
Sözde “İslam Devleti Horasan Eyaleti” (ISKP), örgütün Irak ve Suriye’deki merkezi liderliğine bağlı bir IŞİD koludur. Bu yan kuruluş, cihad kisvesi altında kaos ve korku ekerek Afganistan’ı istikrarsızlaştırmak ve böylece asil İslami mücadele kavramını kamuoyunun gözünde itibarsızlaştırmak amacıyla kurulmuştur.
Taktik olarak korkuya güvenmesiyle kötü bir üne sahip olan IŞİD, Afganistan ve diğer İslam ülkelerinde bazı bölgelere nüfuz etmeye çalışmıştır. Belirli bölgelerde yerel işbirlikçiler toplamış ve gizli militan hücreleri kurmuştur. Bununla birlikte stratejik planlama ve operasyonel çabalarına rağmen, grup İslam dünyasında yaygın bir reddedilmeyle karşı karşıya kalmış; çoğu halk ve topluluk onların aşırı ideolojisini kabul etmeyi reddetmiştir.
IŞİD Neden Farklı Kollar Kuruyor?
Küresel erişim arayan her yayılmacı hareket veya ideoloji, farklı kollar oluşturarak, çeşitli isimler benimseyerek ve farklı biçimler alarak yerel bağlamlara uyum sağlamayı hedefler. Uzun zamandır İslami değerlere taban tabana zıt doktrinleri destekleyen IŞİD, mesajlarını farklı bölgelere göre uyarlamayı gerekli bulmuştur. “IŞİD-Horasan” etiketi altında, ideolojisini tarihsel olarak mücahid hareketlerinin beşiği ve İslam ümmeti için bir umut ışığı olarak kabul edilen Afganistan’a dayatmaya çalışmıştır.
Korku Siyaseti:
Korkunun geniş çaplı yayılması, hem bölgesel hem de küresel güçler tarafından kullanılan asırlık bir siyasi ve askeri taktiktir. Askeri gücün genellikle siyasi önemi tanımladığı günümüzün jeopolitik ikliminde, etki alanının genişletilmesi kritik bir hedef olarak görülür. IŞİD, yayılmasına elverişli koşullar oluşturmak için huzursuzluk, bölünme ve istikrarsızlıktan yararlanmaya çalışır. Bu strateji ona sınırlı ve geçici bir başarı sağlasa da, tarih bu tür ideolojilerin -hızla yükselseler bile- nihayetinde başarısızlığa mahkum olduğunu tutarlı bir şekilde göstermektedir.
Neden Afganistan’ı Hedef Alıyorlar?
Afganistan sadece direnişle sembolize olmuş bir ülke değil, imparatorlukların sarılıp diz çöktüğü ve işgalcilerin kesin bir şekilde yenildiği bir ülkedir. Bu topraklar; dindar mücahidler, dirençli topluluklar ve yabancı hakimiyetine sürekli olarak direnen köklü İslam hareketleri üretmiştir. IŞİD bu ülkeyi yalnızca bir hedef olarak değil, aynı zamanda kritik bir stratejik ödül olarak görmektedir. Bu kararlı ülkeyi kontrol altına alabilirlerse, aşırılıkçı gündemlerini bölge genelinde daha etkili bir şekilde dayatabileceklerine inanmaktadırlar.
Afganistan hem pratik hem de jeopolitik açıdan stratejik olarak hayati bir konuma sahiptir. Benzersiz konumu ve halkının güçlü ilkeleri nedeniyle uzun zamandır küresel ve bölgesel güçlerin dikkatini çekmiştir. IŞİD, Afganistan’ı kontrolü altına almanın önemli ve tarihi bir zafer olacağının ve bu zaferin bölgesel istikrarsızlaştırma ve ideolojik yayılma gibi daha geniş hedeflere hizmet edeceğinin fazlasıyla farkındadır.
Yine de tüm bu özlemlerine rağmen, Afganistan’ın onurlu direniş mirası ve köklü İslami kimliği, IŞİD’in hedeflerine karşı zorlu engeller olarak durmaya devam etmiştir.
















































