Son Gelişmeler Işığında Müslümanlar İçin Önemli Dersler

Halid Ahrar

Orta Doğu’da, 28 Şubat 2026’dan bu yana, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran’a doğrudan saldırılar düzenliyor; bu saldırılar Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ve bir dizi üst düzey yetkilinin ölümüyle sonuçlandı, Hürmüz Boğazı etkilendi, Lübnan’da Hizbullah ile bir savaş çıktı ve Körfez ülkelerindeki enerji tesisleri ciddi hasar gördü. Tüm bunlar Müslümanlar için büyük bir ders ve ibrettir.

Aynı zamanda, Mart ayının başından itibaren, yıkıcı seller Afganistan ve Pakistan’ın kabile bölgelerini vurdu; onlarca Müslüman şehit oldu, binlerce aile evsiz kaldı, yüzlerce ev yıkıldı. Bu iki olay -askeri savaş ve doğal afet- birlikte açık ve net mesaj taşımaktadır.

Birinci Ders:
Müslümanların ayrılığa düşmesi ve ihtilaf etmesi, onların zayıflığına ve güçsüzlüğüne sebeptir.
Allah Teala, şerefli kitabında şöyle buyurmaktadır:
“Allah’a ve Resulü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer ve gücünüz gider.” (Enfal Suresi, 46)
Bugün Orta Doğu’da “Direniş Ekseni” ezici bir yenilgiye uğradı. Şii-Sünni ihtilafları, Arap-Arap olmayan rekabetleri ve her devletin dar çıkarlarını gerçekleştirmek için yarışması bu ayrılığı derinleştirdi. Bu bölünmeler, Amerika ve İsrail’e Müslümanlara birer birer saldırılar düzenlemesi için altın fırsat verdi.

Alınacak ders güneş gibi açıktır: Müslümanlar birliğe ve beraberliğe dönmeli, vekalet savaşlarının ateşinden ve kendilerini gözetleyen dış güçlere fırsat vermekten uzaklaşmalıdır.

İkinci Ders:
Orta Doğu’daki son gelişmeler, İran ve direniş cephelerinin (Hizbullah, Husiler ve diğerleri) asimetrik (düzensiz) savaş yoluyla Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail karşısında başarı sağladığını göstermektedir. Tüm saldırı ve tehditlere rağmen Amerika Birleşik Devletleri, İran’ı yenemedi. Ayrıca İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulunarak ve bölgesel müttefiklerini kullanarak Amerikan ekonomisine yüksek maliyetler yükledi ve böylece stratejisini bozdu.
Müslümanlar için buradaki önemli ders, saflarını birleştirmeleri ve ortak direniş güçlerini genişletmeleridir. Zayıf görünen bir direniş bile güçlü bir düşmanı yenebilir. Çünkü sabır, savunma ve asimetrik savaş taktiklerinin işgalci güçlere (ABD ve İsrail) karşı etkinliği kanıtlanmıştır. Ayrıca, Amerikan maksimum baskı politikası bölgede yine başarısız olmuştur.

Üçüncü Ders:
Kalıcı çözüm yalnızca tövbe, ıslah ve pozitif diplomasidedir. Askeri saldırılar geçici zaferler getirebilir ancak yeni sorunlar doğurur. Ayrıca can kaybı, göç ve ekonomik krizler şeklindeki insani maliyet son derece ağırdır.

Müslümanların çıkarması gereken ders, zulme karşı direnmek gerektiği, ancak bunun adil bir yöntemle ve İslami ilkelere uygun olarak yapılmasıdır. Filistin davası, bölgenin istikrarı ve Müslümanların hakları ancak birlik, ilim, ekonomik güç ve dua ile çözülebilir. Ayrıca, salih kimseler, azabın tüm toplumu sarmaması için emr-i bi’l-maruf ve nehy-i anil-münker görevlerini yerine getirmelidir.

Sonuç ve En Önemli Mesaj:
Yaşanan bu hızlı değişimler bize, Müslümanların dünyanın en büyük ve en yüce değere sahip ümmeti olduğunu, izzete ancak Allah’ın Kitabı ve Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine uygun bir hayat yaşadıklarında kavuşacaklarını hatırlatmaktadır.
“Şüphesiz ki Allah, bir kavm kendilerini değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” (Rad Suresi 11)
Öyleyse bizim görevimiz, Allah’a samimi bir tövbe ile tövbe etmek, salih ameller işlemek, birliğe dönmek ve zarar gören Müslümanlara samimiyetle ve hiçbir çıkar gözetmeden yardım etmektir.

Ayrıca Allah Teala’dan, Afganistan ve kabile bölgelerindeki sellerden zarar görenlere ve Orta Doğu’daki savaşlardan zarar görenlere sabır, şifa ve yardım dilemeliyiz. Ey Müslümanlar! Bu gaflet zamanı değil, uyanış ve ıslah zamanıdır. Allah’tan hepimize bu derslerden faydalanmayı nasip etmesini ve İslam’ın izzetini geri getirmesini niyaz ederiz. Amin, ey alemlerin Rabbi!

Exit mobile version