Gıyasüddin Guri
Pakistan rejimi, Afganistan’daki yerleşim bölgelerini ve sivilleri hedef almak suretiyle iç sorunlarını örtmeye ve bölgesindeki güvensizliği gizlemeye defalarca çalışmış ve kamuoyuna, Pakistan’ın yaşadığı karışıklıkların arkasındaki sebebin Afganistan olduğu vehmini vermiştir. Gerçekte, her aklı başında kişi, Pakistan’daki ekonomik, güvenlik ve toplumsal sorunların bu münafık rejimin başarısız politikalarının neticesinden başka bir şey olmadığını idrak etmektedir ve bu yaklaşım, iç krizlerini ele almak veya güvenliğini sağlamak için uygun bir çözüm olmayacaktır.
Pakistan rejimi, “terörle mücadele” bahanesiyle Afgan halkına defalarca hava saldırıları düzenledi. Fakat bu rejimin iddiaları, ancak silahlı grupların doğuşunun ve genişlemesinin gerçek faktörlerini araştırır ve kendisine şunu sorarsa inandırıcılık kazanacaktır: Bu gruplar neden ülkelerindeki zalim yönetim düzenine karşı ayaklanmış ve silah kuşanmıştır? Herkesçe apaçık değil midir ki bu gruplar ve kavimler, haklarını talep etmek için ve bu hükümet tarafından kendilerine uygulanan zulme ve baskıya karşılık olarak devlete karşı ayaklanmışlardır?
Ciddiyetle incelenmesi gereken konulardan biri de Pakistan rejiminin başarısız ve kabul edilemez politikalarıdır. Zira İslam Emirliği, Afganistan’da yönetimi devraldığından bu yana Afgan halkı, zulümden ve cebirden uzak bir güvenlik içinde yaşamakta ve insanların kanları, malları ve namusları İslami düzenin gölgesinde korunmaktadır. Bununla birlikte, ahitleri bozan bu hükümet, bu ülkenin güvenliğini sarsmayı planlamayı adet edinmiş durumda; öyle ki Afganistan da kendisinin yaşadığı aynı sorunlardan ve savaşlardan mustarip olsun istemektedir. Son beş yıl boyunca, Afgan halkının huzurunu gidermek amacıyla, topraklarında Harici gruplarını ve de şer ve fesat ehlini barındırmış ve Afganistan’daki İslami düzene karşı savaşmaları için onları eğitmeye ve yetiştirmeye çalışmıştır.
Kısacası, bu rejimin yürüdüğü yol “hedefe ulaştırmayan çıkmaz bir yoldur”.
Bu sebeple Pakistan halkı, bu rejimin kendi şerir hedefleri ve İslam düşmanlarının hedefleri uğruna onların haklarını ve imtiyazlarını gasp ettiğini ve yalnızca müstebit yönetiminin bekasını düşündüğünü idrak etmelidir. Şayet bu rejimin gayesi gerçekten Pakistan halkına güvenlik sağlamaksa, şöyle sorulmalıdır: Onca operasyona rağmen güvensizlik neden sürmektedir? Ve Pakistan içindeki silahlı grupların saldırıları neden gün geçtikçe artmakta ve ülkedeki en önemli güvenlik endişelerinden biri haline gelmektedir? Ve onlarca yıldır izlenen dış ve güvenlik politikası gözden geçirilmeye ihtiyaç duymuyor mu?
Keza ekonomi de bu durumdan şiddetle etkileniyor; zira istikrarsızlık yatırımları daraltmakta, devletin giderlerini artırmakta, ticareti sekteye uğratmakta ve iş imkanlarını sınırlamaktadır. Ekonomik büyümeye ve milyonlarca gence fırsat sağlamaya ihtiyaç duyan bir ülke, her şeyden önce istikrara, komşularıyla sağlıklı ekonomik ilişkilere ve bölgesel gerilimlerin düşürülmesine ihtiyaç duymaktadır.
Diğer yandan Afganistan da güvensizlikten zarar görüyor ve sınırın her iki tarafındaki insanlar bu süregelen gerilimlerin başlıca kurbanı sayılmakta.
Bir kez daha tekrarlıyoruz: Şayet Pakistan gerçekten güvensizliği ve iç sorunlarını sona erdirmek istiyorsa, kapsamlı bir yaklaşım benimsemeli ve başarısız politikalarından vazgeçmelidir. Keza hiçbir devlet, iç sorunlarını sınırlarının ötesine ihraç ederek halkının hesap sormasından sonsuza dek kaçamaz. Zira iç güvenlik, ekonomik sorunlar ve siyasi krizler, iç çözümler ve gerçek ıslahatlar gerektirmektedir ve komşu bir ülkeye saldırganlık bu çözümlerin alternatifi olamaz.
Bölgemiz, kaos çıkarmada rekabet etmek yerine işbirliğine ihtiyaç duyuyor. Pakistan, Afganistan ve bölgenin geri kalan devletleri, diyalog ve işbirliği yoluyla ticaret, güvenlik ve kalkınma için zemin hazırlayabilir. Ancak şiddet, ihtilafları çözmenin bir aracı olarak kaldığı sürece, sıradan insanlar ilk kurban olmaya devam edecektir.
Pakistan halkına açık mesajımız şudur: Bu ülkedeki gerçek güvenlik, bu rejimin halkına ve komşu devletlere yönelik akamete uğramış politikalarının gözden geçirilmesinde ve yenilenmesinde yatmaktadır.
