Pakistan’daki Askeri Rejim, İç Sorunlarının Sorumluluğunu Başkalarına Yüklememelidir!

Selman Selim

 

Bölgedeki gergin siyasi ortamda, Pakistan rejiminin Beluçistan mücadelesinin Afganistan tarafından yönlendirildiği yönündeki sürekli iddiası sadece temelsiz değil aynı zamanda derin gerçekleri gizleme girişimidir. Bu, Pakistan rejiminin politikalarıyla bağlantılı bir iç krizdir. Pakistan medyasında tekrarlanan bu suçlamalar, gerçeklere dayalı bir analiz sunmuyor, sadece karalama için mazeret sağlıyor.

Bu iddiaların aksine, Beluç hareketlerinin liderliği ve ana organizasyon yapıları bizzat Beluçistan’da bulunmaktadır. Bu liderlik Beluç halkının içinden doğmuştur ve faaliyetleri bölgedeki mevcut koşullara doğrudan bir tepkidir. Afganistan isminin tekrarlanması dış müdahaleden değil içsel bir meselenin dışsal bir meseleye dönüştürülme arzusundan dolayıdır. Bu tür propagandanın amacı, komşular üzerinde baskı oluşturmak ve kamuoyunun dikkatini şiddetin gerçek nedenlerinden uzaklaştırmaktır.

Bu çatışmanın motivasyonları Pakistan rejiminin iç politikalarında aranmalıdır. Beluç halkının meşru taleplerini görmezden gelmek, sistematik ayrımcılık, siyasi katılımdan mahrum bırakma ve doğal kaynakların adaletsiz dağıtımı derin bir hoşnutsuzluk temeli doğurmuştur. İnsan hakları örgütlerinin raporları, Beluçistan’daki “zorla kaçırılmalara” ve geniş çaplı askeri operasyonlara dikkat çekiyor; bunlar, şiddeti azaltmaktan ziyade insanların öfkesini artıran önlemlerdir.

Afganistan, diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini defalarca teyit etmiştir. Beluç liderliğinin Afganistan’da bulunduğu iddiasını destekleyen güvenilir ve bağımsız hiçbir kanıt yoktur ve bu, Afgan hükümetinin açık beyanlarıyla çelişmektedir. Ayrıca, son saldırıların ardından Beluçistan Kurtuluş Ordusu liderinin Beluçistan’ın kalbinde ortaya çıkışı, Afganistan’da sığınaklar olduğu varsayımını tamamen çürütmektedir. Beluçistan krizi ne bir güvenlik başarısızlığının ne de dış bir komplonun sonucudur; onlarca yıllık politik, ekonomik ve sosyal başarısızlığın meyvesidir.
Bu çatışmanın gerçek çözümü, komşuları suçlamakta değil içe bakma cesaretinde yatıyor.

Pakistan rejimi, Beluç halkının adalet, güç paylaşımı ve kaynakların adil dağıtımı ve kalkınma konusundaki tarihi taleplerini tanımalıdır. Mevcut direniş, geçmiş politikaların yeniden gözden geçirilmesi ve ciddi müzakerelerin başlatılması için bir uyarı olarak görülmelidir.

Bölgesel ve uluslararası kamuoyu, hoşnutsuzluğun ana sebepleri çözülmediği sürece başkalarını suçlamanın sadece savaşı uzatacağını ve sivil halkın acılarını artıracağını anlamalıdır. Beluçistan krizi bir iç meseledir ve çözümü iç eylemlerde, cesur politik reformlarda ve halkın kendi kaderini tayin hakkının tanınmasında yatmaktadır. İnkar ve baskı politikasına ve “başkalarını suçlama” oyununa devam etmek, krizi daha da karmaşıklaştıracaktır. Pakistan rejiminin sınır ötesinde suçlu aramak yerine, kendi sınırları içindeki Beluç halkının sesini dinlemesinin zamanı gelmiştir.

Exit mobile version