Pakistan Askeri Rejimi: Kendisine Karşı Kör, Başkasına Karşı Basiretli!

Yazan: Ecmel

Her devletin öncelikle kendi iç krizleri ve şahsi zorluklarıyla ilgilenmesi, ardından başkalarının sorunlarıyla meşgul olması gerektiği akıl ve hukuk perspektifince kabul edilmiş bir asıldır. Ancak son yıllarda gözlemlenen, Pakistan rejiminin, kendisini, Amerika Birleşik Devletleri ile bölgedeki bazı ülkeler arasındaki mevcut gerilimlerden, İslam ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları hafifletme girişimlerine kadar bazı bölgesel ve uluslararası çatışmalarda sürekli olarak arabulucu, danışman veya yardımcı olarak sunmaya çalışıyor olduğudur.

Bu durum, komşu ülkelerle olan sorunlarının yanı sıra kendi iç krizlerinin birçoğunun halen çözümsüz kaldığı bir dönemde gerçekleşmektedir. Pakistan, bölgede barış ve istikrarı tesis etmek için çalıştığı iddiasını defalarca tekrarlamış ve bu doğrultuda zaman zaman siyasi ve diplomatik diyaloglara katılmıştır. Bölgesel barış için işbirliğinin vazgeçilmez bir gereklilik olduğu şüphesizdir. Ancak temel soru halen geçerliliğini koruyor: Geniş güvenlik, ekonomik ve siyasi krizlerin yükü altında ezilen bir devletin, önce kendi iç işlerini düzeltmeden, kendisini başkalarının işlerini düzeltmeye adaması uygun mudur?

Pakistan’daki güvensizlik hali, siyasi bölünmeler, ekonomik krizler, idari yolsuzluk ve de toplumsal ve etnik gerilimler, halen halkını rahatsız eden en önemli endişeler arasındadır. Bunun yanı sıra, bazı komşu ülkelerle ilişkileri de çeşitli dönemlerde gerilim ve yanlış anlaşılmalarla gölgelenmiş durumda. Bu koşullar altında, iç krizlere gereken özeni göstermeden dış meselelere aşırı odaklanmak, köklü başarılara veya sürdürülebilir sonuçlara yol açamaz.

Diğer taraftan, Pakistan’a en yakın komşu ülke olarak Afganistan, İslamabad politikalarından en çok etkilenen ülke olmuştur. Kardeş Müslüman halklar olarak iki ülkenin halkları, sadece dini değerlerdeki ortaklıkları değil, aynı zamanda tarihte derinlere kök salmış komşuluk ilişkileriyle de birbirlerine bağlıdır. Ancak bu rejim bugün, her zamankinden daha fazla şekilde uzaklaşma mesafesini genişleten, şüpheleri derinleştiren ve iki halk arasında ayrılığa neden olan bir unsur haline gelmiştir.

Pek çok alim, hatta Pakistan’ın kendi içindeki bazı dini liderler ve önde gelen şahsiyetler, Pakistan’ın Afganistan ile karşılıklı saygıya, müdahale etmemeye ve iyi komşuluğa dayalı olarak, uzaktaki çatışmalarda rol oynamaya çalıştığı kadar çaba göstermiş olsaydı, bölge için daha fazla istikrar ve işbirliği fırsatlarının ortaya çıkacağını düşünmektedir.

Bilim, akıl ve siyasi tecrübe perspektifine göre barış içeriden başlar. Bölgesel çatışmaların çözümünde etkili bir rol oynamak isteyen bir devlet, öncelikle kendi sınırları içinde istikrar, adalet ve iyi yönetim konusunda başarılı bir model sunmalıdır. Eğer bu gerçekleşmezse özsel sorunlar devam ederken başkalarının sorunlarını çözmekle meşgul olmak, kendi kusurlarına göz yumup insanların kusurlarıyla ilgilenen kişinin haline benzer.

Sonuç olarak, bölgenin geleceği, başta Pakistan olmak üzere ancak tüm devletlerin sorumluluk alma ilkesine içeriden başlayarak bağlı kalmalarıyla aydınlanacaktır. Çünkü kalıcı barış, sloganlarla değil, politikaların gerçek anlamda ıslahı, halkların acılarına kulak verilmesi ve komşuların haklarına saygı gösterilmesiyle inşa edilir.

Exit mobile version