Pahtunhva’daki askeri ve güvenlik gelişmeleri, yalnızca Pakistan’ın iç meselesi olarak ele alınamaz. Bu bölgenin güvenlik durumundaki herhangi bir değişim, Afganistan’a yakınlığı ve bölgesel güzergahlarla bağlantıları sebebiyle Afganistan, Orta Asya ve tüm bölge üzerinde geniş kapsamlı etkiler doğurabilir.
Bu bölge genelindeki insanlar, Pahtunhva’da terörizmin ortadan kaldırılması ve güvenliğin tesisi bayrağı altında kötüleşen bir askeri durumun, tekfirci DAEŞ grubu ve benzeri diğer gruplar için güvenli sığınaklar, eleman kazanma merkezleri ve eğitim ağları kurulması gibi daha da tehlikeli değişimlere zemin hazırlayabileceğinden endişe duymaktadır.
Bu endişeler, Pakistan’ın güvenlik kurumları hakkında ciddi soruları gündeme getiriyor: Mevcut askeri politikalar gerçekten tüm terörist grupları zayıflatıyor mu? İlgili bölgelerde DAEŞ ağlarının olası faaliyetlerine dair şeffaf ve bağımsız soruşturmalar yürütülmüş müdür? Ve en önemlisi, bu sinsi planın Afganistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin güvenliğini tehdit etmeyeceğine dair ne gibi bir garanti var?
İşte bu yüzden Pakistan’ın kukla hükümeti, Afganistan ve Orta Asya’yı istikrarsızlaştırabilmek için bu bahaneyi DAEŞ eğitim merkezleri kurmak amacıyla kullanmak istiyor. Pahtunhva ve Pakistan’ın kabile bölgeleri, coğrafi konumları, toplumsal yapıları ve Afganistan’a yakınlıkları sebebiyle geçtiğimiz onlarca yıl boyunca karmaşık güvenlik değişimler geçirmiştir.
Bölgenin konumu, savaşçıların herhangi bir hareketinin, silah transferinin veya destek ağlarının oluşturulmasının Durand Hattı’nın her iki yakasında ve tüm bölgede güvenliği etkileyebileceği anlamına gelir. Bu koşullar altında, olağanüstü hal ilan edilmesi ve geniş çaplı operasyonlar yürütülmesi şeffaflık, hesap verebilirlik ve ölçülebilir sonuçlarla birlikte gelmelidir. Yalnızca terörizme karşı operasyon ilan etmek, kendilerinin sinsi amaçlarını gizlemeye yetmez.
Öte yandan DAEŞ terör örgütü, Pakistan’ askeri rejiminin birkaç yıldır desteklediği ve eğittiği gruplardan biridir. Bu hükümet, çeşitli plan ve hedeflerini gerçekleştirmek için bu grubu kullanmak istiyor. Bu grup yıllardır Afganistan’daki önde gelen İslam alimlerini ortadan kaldırmaya ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışmaktadır. BM raporları da grubun eleman kazanma, aşırılık propagandası yayma ve saldırı planlama kabiliyeti konusunda uyarıda bulunmuştur.
Bölgedeki tüm ülkeler DAEŞ’in oluşturduğu tehlikeyi kabul etmektedir. Ancak şimdi Pakistan’ın yozlaşmış hükümeti, grubun üslerini ve eğitim merkezlerini Hayber Pahtunhva’ya taşımak için bu fırsatı kullanmak ister. Dolayısıyla, Pahtunhva’nın herhangi bir yerinde DAEŞ için eleman kazanma veya eğitim merkezleri faaliyetteyse bu, yalnızca Pakistan’ın iç meselesi olarak ele alınamaz. Böyle bir durum, Afganistan’ın ve diğer ülkelerin güvenliğini ciddi biçimde tehdit edebilir.
Bir diğer kilit nokta, güvenlik politikalarını değerlendirmenin temel ölçütlerinden birinin pratik sonuçları olmasıdır. Eğer olağanüstü halin amacı terörist grupları ortadan kaldırmaksa o zaman grupların kabiliyetlerinin küçüldüğünü, destek ağlarının yok edildiğini ve halkın güvenliğinin iyileştiğini kanıtlayan açık deliller sunulmalıdır.
Kısacası, Pahtunhva’nın güvenlik durumu, Afganistan ve tüm bölgeyle doğrudan bağlantısı sebebiyle yakın izleme ve bağımsız değerlendirme gerektiriyor. Bu bölgede DAEŞ ağlarının olası faaliyetlerine dair uyarılar ciddiye alınmalıdır. Özellikle bu toprakların halkı tetikte olmalı, bu rejimin tuzağına bir kez daha düşmekten kaçınmalı ve planlarının kurbanı olmayı reddetmelidir. DAEŞ için herhangi bir güvenli sığınağın veya eğitim merkezinin, nerede olursa olsun ve arkasında kim durursa dursun bölge halklarının güvenliğini tehdit ettiği gerçeğine gözlerimizi kapatamayız.
