Halid Ahrar
Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan mübarek Ramazan ayı yaklaşıyordu; o ki sükunet ve şefkatin yayıldığı, kin ve düşmanlıkların ortadan kalktığı aydır. Afgan halkının kalbi Allah Celle Celalühü’ne yönelmişti ve Ramazan’ın bereketiyle, düşmanlarına karşı dahi merhamet elini uzattı.
İslam Emirliği, bu ayın hürmetini tazimen, geçen yıl sınır çatışmalarında esir alınan üç Pakistan askerini affetti ve onları sadr genişliği ile serbest bıraktı.
Bu faaliyet, Afgan halkının büyük bir iyiliğiydi ve bizim barış, kardeşlik ve İslam ahlakı davetçileri olduğumuzu ifade eden açık bir mesajdı. Ramazan’ın sıkıntı ayı değil, rahmet ayı olmasını istedik. Ancak aradan sadece birkaç gün geçti ki nankör Pakistan ordusu, taşkınlığı ve nankörlüğüyle gelip hava gücünü harekete geçirdi ve rahmet ayında kendisine iyilik eden aynı mazlum halka karşı vahşice bir bombalama başlattı. Nangarhar’da kadın, çocuk ve diğerlerinden oluşan bütün bir aileyi yok etti, içlerinden sadece iki kişi kurtuldu.
Paktika’da ise bir medreseyi yok etti ve Allah Celle Celalühü’nün kitabının sayfalarını paramparça etti; tıpkı Siyonistlerin Gazze’de Allah’ın evlerini yıkıp kitabını parçalaması gibi.
İyiliğin karşılığı bu mu? İslam ve komşuluk ahlakı bu mu? Hayır, hayır, bunun İslam’la veya komşulukla hiçbir ilgisi yok; aksine bu, İslam’a ve insanlığa açık bir düşmanlıktır; zira iyiliğe saldırganlıkla karşılık verilmektedir.
İslam Emirliği, Pakistan askeri rejiminin kasıtlı olarak sivilleri hedef aldığını resmen teyit etti ancak gurur sarhoşu korkak ordu inkar ederek dedi ki: Son kanlı saldırılara karıştıklarını iddia ettikleri “Tahrik-i Taliban Pakistan” ve “DAEŞ Horasan” merkezlerini vurduk.
Afganistan’daki Birleşmiş Milletler Misyonu (UNAMA) dahi Pakistan bombardımanında sivil kayıplar yaşandığını teyit etti ve El Cezire kanalı, etkilenen bölgelerden belgelenmiş raporlar yayınladı; Pakistan’ın buna tepkisi ise El Cezire’nin kendi topraklarında yayınını yasaklamak oldu. Afganistan Savunma Bakanlığı ise saldırıları ülkenin egemenliğinin ihlali ve uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirip “zamanında hesaplanmış bir yanıt” ile tehdit etti.
Aradan sadece günler geçti ki Emirlik, mücahitlerine halklarının intikamını almaları emri verdi. Bunun üzerine sınır hattı boyunca nankör ordunun mevzilerine, sanki ebabil kuşları gibi saldırdılar ve birkaç saat içinde düşman hatlarını yardılar, onlarca ölü verdirdiler; kaleleri, karargahları ve teçhizatlarını yok ettiler ve de esirler ile ölüleri Afgan tarafına getirdiler.
Pakistan ordusu inatla geri dönüp sınır köylerini bombalamaya ve hatta başkent Kabil’i hedef almaya devam edince de Afganistan kahramanları, ebabil kuşlarını sükunetle Margalla Tepeleri’nin ötesine gönderdi ve orada Pakistan’ın kalbindeki askeri ve hassas tesisleri vurdular. Bombardıman sadece İslamabad’la sınırlı kalmadı, Sevabi, Abbottabad, Nevşehr, Cemrud, Veziristan ve Kuetta’daki mevziler de hedef alındı… Hepsi de tam bir başarıyla gerçekleşti. Sanki mesaj şuydu: Başkente karşı başkent, her mevziye karşı bir mevzi.
Paralı Pakistan ordusu, Afgan güçlerinin zayıf olduğunu zannetmişti; öyle ki gelen yanıt tahmin ettiğinden katbekat daha şiddetli ve sert oldu.
Artık Afgan halkının eli onların yakalarına ulaşmış durumda ve her darbeye ondan daha şiddetlisiyle karşılık verebilirler. Eğer Amerikan projelerinin komisyoncusu Asım Munir cüret edip:
“Söz konusu herhangi bir Pakistanlının güvenliği olduğunda, tüm Afganistan’a lanet olsun.”
Veya şu aşağılayıcı sözü:
“Bir Pakistanlının hayatı, tüm Afganistan’dan daha kıymetlidir.”
diyorsa şunu bilsin ki İslam Emirliği’ndeki en küçük mücahidin hayatı, sizin paralı askerlerinizden yüz askerin hayatından daha azizdir. Eğer ecdadımız bir tek muhacir için tahtlarından vazgeçtilerse bilin ki bu vatanın evlatları bugün, gerektiğinde, çocuklarının gözyaşlarını savunmak için İslamabad, Peşaver, Lahor ve Karaçi’yi ateşe vermeye hazırdır.
Onlarca yıl Pakistan’ın istihbari, askeri ve ekonomik zulmü altında yaşamış Afgan halkının kalbi yine kırıldı… Ancak bu, zayıflıktan bir kırılış değil intikam ateşi doğuran bir kırılıştır. Ramazan’da düşmanlarına merhamet edenler, bugün mazlum halklarının hakkını bu hain komşunun vahşetinden almaya hazırdır.















































