Yazan: Müftü Sultan Muhammed Sakib
Bir ülkenin yönetici zümresi kölelik atmosferinde yetiştirildiğinde onun düşüncesinin, siyasetinin ve kararlarının temeli de aynı boyun eğmiş zihniyet üzerine inşa edilir. Bu tür yöneticiler kendi milletlerinin gücüne çok az güvenir ve bunun yerine yabancı güçlerin desteğini kurtuluşun tek yolu olarak görürler. Sonuç olarak, ülkelerinin siyasi, ekonomik ve güvenlik politikaları çoğu zaman kendi halklarının uzun vadeli çıkarları yerine dış taleplere göre şekillenir.
Pakistan bir zamanlar Hint alt kıtasının bir parçasıydı ve bazı bölgeleri tarihsel olarak günümüz Afganistan’ının eski coğrafi alanlarıyla bağlantılıydı. 14 Ağustos 1947’de, Hindistan’daki İngiliz sömürge yönetiminin sona ermesinin ardından Pakistan kuruldu. Bu ülkenin kaderi, bugün askeri rejim olarak tanıdığımız belirli bir yönetici zümrenin eline verildi.
Öte yandan, Pakistan’ın kuruluşunun üzerinden yetmiş yıldan fazla zaman geçmiş durumda. Bu uzun dönem boyunca yönetici zümre, yabancı güçlerin sayısız projesini önemli bir beceri ve istihbarat stratejisiyle uygulamış durumda. Bunun bazı örnekleri şu şekilde zikredilebilir:
Yabancı projeleri uyguladıkları en önemli yöntem, kendilerini İslam ve Müslüman kimliği adı altında sunmaları olmuştur. Müslümanlara karşı yabancı yanlısı projeleri İslami hareketler, siyasi partiler ve çeşitli gruplar örtüsü altında ustalıkla yürüttüler. Aynı zamanda zararlı eylemlerini de bu İslami sloganların arkasına gizlediler
Askeri rejim Pakistan içinde çeşitli gruplar oluşturdu; bazıları din adına, bazıları siyasi partiler adına ve diğerleri de cihadi örgütler unvanı altında. Bu grupların arkasındaki gerçek amaç şudur: Pakistan içinde askeri rejimin gerçek yüzünü halka ifşa eden, otoritesine meydan okuyan ya da yabancı destekli projelerinin planlanması ve uygulanmasına engel olan biri ortaya çıkarsa bu kişiler, bu gruplar aracılığıyla hedef alınır, suikasta uğratılır veya hapse atılır. Peştun milletinden birçok lider, alim ve siyasi şahsiyet bu politikanın kurbanı olmuştur. Yakın dönemde bunun açık bir örneği İmran Han’dır.
Şaşırtıcı olan şudur ki askeri rejim, en önemli projelerinin birçoğunu İslami hareketler ve cihadi örgütler adı altında yürütmüş; ancak öte yandan aynı bu grupların liderlerinin devlet liderliği seviyesine ulaşmasına asla izin vermemiştir. Başlangıçtan bugüne kadar hiçbir İslami hareket lideri, Pakistan devletinin en üst liderliğine ulaşamamıştır. Bu, askeri rejimin temel hedeflerinden biriydi ve bu konuda büyük ölçüde başarılı oldular.
Tarihe bakıldığında, askeri rejimin hiçbir zaman Pakistan halkının ve ülkenin çıkarlarını öncelemediği görülmektedir. Bunun yerine sürekli olarak yabancı hamilerinin hoşuna gidecek ve onları tatmin edecek şeyleri yaptılar. Örneğin, Dr. Afiye Sıddıki’yi dolar karşılığında Amerika Birleşik Devletleri’ne teslim etmiştir; bu eylem, tüm Müslüman toplumunun onuru üzerinde kara bir leke bıraktı. Lal Mescid’de birçok erkek ve kadın öğrenci öldürülmüş ve caminin kendisi yıkılmıştır. Aynı şekilde Hayber Pahtunhva’nın kabile bölgelerinde, operasyon bahanesiyle kadın ve çocuklar dahil birçok sivil, askeri rejim tarafından öldürüldü.
Küresel kafir güçler, Müslümanları, İslam ülkelerini ve İslami sistemleri zayıflatmak için tehlikeli bir istihbarat mekanizması kullanıyor. Bu stratejiye göre, bazı bölgelerde İslam adı altında silahlı gruplar oluşturuyorlar ki bu gruplar aracılığıyla istikrarsızlık, hedefli suikastlar ve iç çatışmalar meydana getirebilsinler. Çoğu zaman bu tür projeler görünüşte İslami bir isim taşıyan ülkeler üzerinden uygulanıyor. Pakistan askeri rejimi, bu yabancı istihbarat projelerinin birçoğunu yürüttü ve bugün DAEŞ istihbarat projesi bunun belirgin bir örneğidir.
Pakistan’ın Müslüman Halkına!
Ey Pakistan’ın Müslüman halkı! Gaflet uykusundan uyanın, kölelik zincirleri içinde yetiştirilmiş askeri sistemi tanıyın ve milletinizin onurunu ve geleceğini korumak için tarihi sorumluluğunuzu yerine getirin. Çünkü kulluk ipleriyle bağlı sistemler, kendi halklarının onuru ve iradesi yerine yabancı taleplere öncelik veriyor. Onların milletin durumuna dair hiçbir kaygısı yoktur. Bugün size sesleniyorum ey onurlu millet: Eğer aynı şekilde uykuda kalırsanız, çok geçmeden siz de askeri rejimin eylemlerinin kurbanı olacaksınız.
Pakistan’ın Alimleri ve Tarihin Sayfaları:
Tarih boyunca milletlerde alimlerin rolü her zaman önemli ve etkili olmuştur. Alimler, toplumun fikri omurgası olarak hakikati ifade etme sorumluluğu taşır. Alimler cesaretle gerçeği söylediklerinde toplumu fikri ve ahlaki çöküşten korurlar. Bugün büyük bir tarihi sorumluluk sizin üzerinizdedir. Allah’ın azabından korkun ve kölelik zincirlerinde yetişmiş askeri rejimin eylemlerini millete açıklayın. Hakikat uğruna, korku veya çıkar sebebiyle uzun süredir kapalı kalan ağızlarınızı açın.
Eğer bunu yapmazsanız tarih asla sessiz kalmayacaktır. Her eylem, her karar, her karakter ve her suskunluk bir yargılama konusu olur. Kendinizi, tarih sayfalarında, gelecek nesillere karşı, bu paralı asker ordusunun destekçileri veya suç ortakları olarak takdim etmeniz büyük bir utanç olacaktır.
Şu, tarihin en şaşırtıcı sahnelerinden biri olacaktır: Afganların büyük imparatorlukları yendiği söylenecek ve onların arasında bu alimlerin öğrencileri de bulunacaktır; ancak aynı alimler, yıllar boyunca öğrencilerini hapse atan, onları öldüren ve İslami sistemlerin yıkımına alet olan rejimin destekçileri olarak tarihe geçecektir.
Kendinizi bu büyük tarihi utançtan kurtarmak ve hakikatin sesini yükseltmek için halen zaman ve fırsat var!
Ey kölelik zincirlerinde yetişmiş yönetici zümre!
Tarih şahitlik eder ki bu bölgede sizin temelleriniz yabancıların stratejilerini uygulamak için atılmıştır. Bu sebeple Afganistan’daki bağımsız nizamı her zaman hedef almış, zayıflatmaya çalışmış ve nihayetinde yok etmeyi amaçlamışsınızdır. Savaşın alevlerini körüklemek, Afganları dağıtmak ve birliklerini engellemek aynı stratejinin parçalarıdır; bu strateji Afganistan’ın asla güçlü, bağımsız ve birleşik bir ülke olmamasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Ey köle zümre! Bugün size hitap ederek mevcut şartlar ışığında Afganistan’ın hava sahasını ve topraklarını ihlal etmeyi bırakmanızı istiyorum. Bunu sizin öldürülebileceğiniz, yaralanabileceğiniz ya da maddi zarar görebileceğiniz için söylemiyorum; zira siz askerlerinizin ölümlerine, halkın fedakarlıklarına veya mali kayıplara pek önem vermezsiniz; bunlar yabancı projelerin uygulanmasında sadece ayrıntıdır. Sizin için en önemli olan şey, dış sözleşmeli bu gündemlerin uygulanmasıdır.
Ancak uyarımın asıl amacı, onlarca yıldır İslami sloganlar kisvesi altında gizlice yürüttüğünüz yabancı projelerin ne kadar fazla olduğunu ortaya koymaktır. Bugün, iki yüzlü doğanızı açık delil ve belgelerle Pakistan halkına ve uluslararası topluma ifşa edebileceğimiz bir zamana gelinmiştir.
Bu, utanç ve rezalet hikayenizin açığa çıkacağı gün olacaktır; öyle bir gün, ay ve yıl ki sonrasında yabancı projeleri yürütmeye dair birçok hayaliniz bile imkansız görünecektir. Bugün, tarih boyunca onurunu ve bağımsızlığını korumak için uzun süreli fedakarlıklar yapmış bir milletle karşı karşıyasınız. Tarihin değişmez bir gerçeği şudur ki onurunu ve özgürlüğünü korumak için ayağa kalkan hiçbir millet, yabancı bir güç tarafından yenilemez.
Ey Pakistan’ın Müslüman halkı!
Size bir kez daha sesleniyorum: yabancıların planlarına hapsolmuş yönetimi terk edin. Kölelik zincirlerine bağlı liderleri geride bırakın. Yabancı güçlerin kapısında duran bir liderlik asla milletin refahına hizmet etmez. Bir ülkenin kaderi, zihinleri boyun eğme atmosferinde yetiştirilmiş bir yönetici zümrenin elindeyken o halk özgürlüğün nimetlerinden nasıl faydalanabilir?
Tarih bir gün kimin milletin onurunu koruduğunu ve kimin kölelik sistemini desteklediğini yargılayacaktır. Milletler yok olmaz; ancak kölelik sistemleri kaçınılmaz olarak tarihin mahkemesiyle yüzleşir.
