Yazan: Cabir Cemal
Sınırların sadece kağıt üzerinde değil, aynı zamanda insanların hayatları ve kaderleri boyunca da çizildiği Güney Asya’nın sorunlu ve gergin coğrafyasında, Pakistan askeri rejimi bir kez daha gerçek yüzünü gösteriyor. Bu kez, bir komşu olarak değil, tehlikeli ve pervasız bir oyuncu olarak hareket edip, bölgenin istikrarını yıllarca ciddi şekilde tehdit edebilecek bir adım attı.
Eski Arbakilerin, Afganistan’ın eski rejimlerine hizmet etmiş bu köksüz ve mağlup unsurların yeniden toplanması ve bunların bölgenin güvenlik satranç tahtasında yeni taşlar olarak kullanılması, sadece İslamabad’ın stratejik zayıflığını ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda yeni ve tehlikeli bir krizin ortaya çıktığının da sinyalini veriyor. Bir zamanlar yabancı işgalciler ve onların yerel destekçileriyle birlikte duran aynı Arbakiler, şimdi Pakistan askeri rejimi tarafından bölünme, kaos ve güvensizlik için bir araca dönüştürüldü.
Uzun süredir DAEŞ gibi terör gruplarını destekleme ve eğitme sicili olan Pakistan askeri rejimi, Arbaki ağlarını yeniden canlandırarak tanıdık bir istikrarsızlık formülünü bir kez daha takip ediyor.
Belucistan ve Hayber Pahtunhva’daki gizli eğitim merkezlerinde yürütülen bu tehlikeli oyun, sadece Afganistan’ı istikrarsızlaştırma girişimi değildir. Aynı zamanda tüm bölgeyi istikrarsızlaştırma, uluslararası güvenliği tehdit etme ve hatta Pakistan’ın kendi içinde düzensizlik çıkarma girişimidir.
Bunu daha da endişe verici kılan şey, birçok kişinin varsayabileceğinin aksine, bu güçlerin kendilerine ait organize veya güçlü bir yapıya sahip olmamalarıdır. Buna rağmen, bölge ve dünya için ciddi bir tehdit haline gelebilirler. Pakistan ordusunun geniş desteğiyle, bu unsurlar kademeli ancak istikrarlı bir şekilde bölgedeki siyasi istikrarın temellerini zayıflatmakta ve zehirli bölünme ve düzensizlik taktikleriyle derin yaralar açmaktadır.
Bu meselenin önemi, Pakistan’ın, sicilinde baskı, suç ve kaostan başka bir şey bulunmayan unsurlara barınak sağlayarak tehlikeli bir oyunun sınırlarını aşmış olması gerçeğinde yatmaktadır.
Bu grupların Afganistan’daki tarihi, özellikle de cumhuriyet dönemindeki deneyimleri, merkezi hükümetin kontrolü altında olmadıklarını açıkça göstermektedir. Bunun yerine, kendi otoriteleriyle hareket eden silahlı adamlar olarak, hükümetin otoritesini zayıflatmış ve sıradan insanlara eziyet etmişlerdir.
Şimdi bu kaçak ve zayıflamış unsurlar, Pakistan istihbarat teşkilatlarının desteğiyle bir araya getirildiğinde sadece Afganistan’ı tehdit etmek için bir araç değil, aynı zamanda Pakistan ve tüm bölge için ciddi bir güvenlik kaosu haline gelebilirler.
Belucistan’da bu güçlerin varlığına karşı yaygın protestolar ve kamu muhalefeti raporları, bu projenin Pakistan içinde bile artan bir direnişle karşı karşıya olduğunu gösteriyoe. Bu protestolar, krizin yakında bir güvenlik projesinin sınırlarını aşarak Pakistan’ın siyasi istikrarı için ciddi bir zorluk haline geleceğini de gösteriyor.
Öte yandan, Pakistan’ın hamlesi sadece Afganistan ve Beluç halkını tehdit etmiyor. Aynı zamanda bölgesel istikrar ve uluslararası güvenlik için de ciddi bir tehlike oluşturuyor.
Devletlerin yasal çerçevesi dışında sorumsuz silahlı grupların eğitilmesi, her zaman farklı taraflarca kendi amaçları için kullanılabilecek istikrarsız ve tehlikeli unsurların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ahlaki veya insani değerlere bağlılığı olmayan ve yalnızca mali çıkarlar ve kişisel mükafatlar temelinde faaliyet gösteren gruplar, kolayca uluslararası aşırı ağlara ve hareketlere katılarak bölgeye yeni bir aşırılık biçimi getirebilirler.
Pakistan’ın eğittiği şey, hakikatte kontrol edilebilir bir silahlı güç değil. Alevleri yakında aynı ülkeye ve komşularına ulaşacak bir ateştir.
Terör gruplarını desteklemedeki geçmiş başarısız deneyimleri tekrarlayan bu yaklaşım, İslamabad’ın tarihten halen hiçbir şey öğrenmediğini ve kısa vadeli kazançlar için eğittiği bir tehlikeyi kontrolü altında tutabileceğine inanmaya devam ettiğini göstermektedir. Anlayamadığı şey, bu felaketin bir gün kendi sahiplerini vuracağıdır. Pakistan askeri rejiminin bu hamlesi sadece bir güvenlik operasyonu olarak görülmemelidir. Bölgenin denklemlerini değiştirmeyi ve siyasi istikrarı zayıflatmayı amaçlayan daha geniş bir projenin parçası olarak anlaşılmalıdır.
İslamabad’ın çifte standardı ve teröre verdiği gizli desteğe bağlanan bu tehlikeli oyun, dünya için net bir mesaj taşımaktadır: Terörizmi bir dış politika aracı olarak kullanan ülkeler, uluslararası barış ve güvenlik için kalıcı bir tehdit olarak kalacaktır.
Yozlaşmış Arbakileri bu kirli oyunda yeni taşlara dönüştürmenin hiçbir mazereti yoktur.
Aksine bu, Pakistan askeri liderlerinin nüfuzlarını ve güçlerini mümkün olan her yolla korumaya çalıştıklarının bir zayıflık ve çaresizlik işaretidir. Ancak gerçek şu ki bu proje de geçmişteki benzer projeler gibi başarısız olacaktır. Ve bugün ortaya çıkardıkları sorun, bir gün Pakistan’ın kendisi ve tüm bölgenin istikrarı için en büyük güvenlik tehdidi haline gelecektir.
