Müslümanlar dünyanın liderliğini üstlendiklerinde vahşet seviyesine inmiş dünyayı yozlaşma, adaletsizlik, zulüm, baskı ve değerlerin düşüşüne sürükleyen o hasta kavimleri, onların Firavuni sistemlerinden uzaklaştırarak insanlığı uyum ve dengenin hakim olduğu bir yola sevk ettiler. Bunun nedeni, liderliğe layık ve ona ehil kılan niteliklere sahip olmalarıydı.
Ancak ne yazık ki önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi Müslümanların zayıflamasına ve de güç ve önderliği kaybetmelerine yol açan ilk neden, aralarında inanç ve amel zaafının ortaya çıkmasıydı.
2- Ayrılık ve Bölünme (İslam Ümmeti Arasında Birlik Eksikliği)
İslam ümmetinin zayıflamasına neden olan ikinci sorun, ayrılığı ve ihtilafıdır; Müslümanlar arasındaki iç ihtilaflar nedeniyle bugün Müslümanlar, dünyanın her köşesinde zulüm ve tuğyana maruz kalmaktadır. Birçok Müslüman yönetici sadece kişisel çıkarlarının peşinde koşuyor İslam’ın tarihi düşmanlarıyla uzlaşmalar yapıyor ve de Müslümanların öldürülmesinde ve onlara karşı binlerce zulüm çeşitinin işlenmesine ortak oluyorlar. Eğer herhangi bir bölgede bir Müslüman grup dini, milli ve toprak haklarını savunmaya başlarsa onu bastırmaya ve zalim rejimlerin işgalinin devamını garanti etmeye çalışıyorlar; bunun açık örneklerini Afganistan, Irak, Suriye ve Filistin’de gördük.
Allah Teala, Kuran-ı Kerim’de Müslümanların birliğinin önemini şöyle açıklamaktadır:
“Allah’a ve Peygamberine itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz elden gider. Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi 47)
Bu ayet-i kerimede Allah Teala açıkça Müslümanlar arasındaki çekişme ve ayrılığın güçlerinin kaybolmasına ve heybetlerinin kırılmasına yol açtığını bildiriyor. Bu, çağımızda İslam ümmetinin durumunda açıkça hissettiğimiz ve şahit olduğumuz bir gerçektir.
Özetle, İslam ümmetinin ihtişam ve izzetini geri kazanmanın ve çektiği zayıflık halini ortadan kaldırmanın tek yolu, Müslümanların birleşmesi ve sözlerinin bir olmasıdır. Onlar ilk Müslümanlar gibi olmalı ve ümmetin alimler, öğretmenler, mühendisler, şairler, yazarlar, gazeteciler ve daha nicelerinden oluşan evlatları, İslam ümmetinin birliğini en yüce öncelikleri haline getirmeli ve onu gerçekleştirmek için gayretle ve samimiyetle çalışmalıdır. Çünkü Müslümanlar birleşip toplandıklarında yeniden ayağa kalkacak ve dünyadaki tüm mazlumları savunma ve onların intikamını alma gücüne sahip olacaklardır. Ancak eğer aralarındaki ihtilaf ve ayrılık devam ederse bu kafirlere zulümlerini bugün olduğu gibi sürdürme fırsatı verecektir.
Müslümanlar arasındaki ayrılığı pekiştiren diğer faktörler arasında şunlar yer alıyor: Milliyetçi ve vatancılık eğilimlerinin artması ki bu ihtilaf ve bölünme köklerini derinleştirmiş ve topluma nefret ve fitne tohumları ekmiştir. Aynı şekilde siyasi partilerin kurulması, bu ümmeti parçalamak ve birliğini bölmek için başka bir araç olarak kullanılmıştır.













































