İslam Sisteminin Üstünlüğü   Bölüm 1  

Ahmed Raşid Zerka

 

 

Çağdaş dünyada iki temel yönetim sistemi mevcuttur. Birincisi; insan aklından ve insanın akıl yürütmesinden doğan, insanların kolektif düşünce ve müzakere yoluyla tasarladığı bir sistemdir. Modern toplumlarda bilginler, kanun koyucular ve politikacılar, halk için kanunlar oluşturmak üzere bir araya gelirler. Ancak bu insan yapımı kanunlar kaçınılmaz olarak insan arzularının dalgalanmalarına tabidir ve kolayca değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Meşhur âlim Abdulkadîr Avde’nin (Allâh ona rahmet etsin) ünlü eseri El-Mâl ve’l Hukm fī’l İslam’da belirttiği gibi:

 

“İnsanların oluşturduğu kanunlar ve sistemler, insan arzuları gerektirdiğinde her zaman değişime, tadilata ve iptale tabidir.”

 

İkinci tür ise İlahi sistemdir. Bu, Yüce Allâh tarafından emredilen eksiksiz, sürekli ve adil bir sistemdir. İnsanlığın fiziksel, ahlaki, sosyal ve manevi ihtiyaçlarını mükemmel bir şekilde karşılamak üzere tasarlanmıştır. Bu sistem, insanlığa İslam aracılığıyla sunulmuş ve İlahi hikmete dayalı kapsamlı bir yaşam kuralları dizisi sunmuştur.

 

Âlim Abdullah Turayki, El-İmâme fī’l İslam adlı kitabında, İlahi sistemin yaratılışın başlangıcından kıyamete kadar tüm zamanlarda ve tüm mekanlarda, tüm insanlar için faydalı ve uygulanabilir olmaya devam ettiğini belirtmiştir. İlahi kanunlar zaman, mekan veya toplumsal koşullar nedeniyle değişikliğe uğramaz.

 

İslam, yalnızca bir dizi manevi inanç veya ritüel değildir. Eksiksiz ve bütüncül bir yaşam biçimidir. Bireyi ıslah etmeyi, toplumu yapılandırmayı, adaleti gözetmeyi, güvenliği sağlamayı ve yönetimin her alanında Allâh’ın hükümlerini uygulamayı amaçlar. Bu nedenle her İslam toplumunun İslami bir sistem kurmaya öncelik vermesi zorunludur. İslam’ın yüce hedefleri, adil ve örgütlü bir yönetim olmadan gerçekleştirilemez.

 

Bunun en açık pratik örneği, Allâh Rasulü’nün (sav) eylemlerinde görülür. Medine’ye hicretinden sonra, adaleti sağladığı, İlahi sınırları (hudûd) uyguladığı, bireyleri yetiştirdiği ve şeriatı eksiksiz uyguladığı ilk İslam devletini kurmuştur. Bu, zamansız bir gerçeği ortaya koymaktadır. İslam’ın bütünüyle uygulanması ancak İslami bir yönetimle mümkündür.

 

Böyle bir yönetim yapısı olmadan sosyal, eğitim, yargı ve ibadet yönleri de dahil olmak üzere İslam’ın temel sistemleri eksik kalır. Cihad, zekât, savaş ganimetleri, kısas, cezalar ve iyiliği emredip kötülüğü yasaklama gibi birçok İslami hüküm, yönetimden ayrılamaz. Bunlar bireysel dindarlığın münferit eylemleri değil, kapsamlı sosyo-politik yükümlülüklerdir.

 

İnsanlık tarihi boyunca her medeniyet, siyasi ve askeri örgütlenme yoluyla kimliğini ve gücünü korumuştur. Benzer şekilde İslam ümmetinin güvenliği, bekası ve ilerlemesi de doğası gereği güçlü bir İslami sistemin varlığına ve sürekliliğine bağlıdır.

 

Bu seride, İslam sisteminin benzersiz avantajlarını nokta nokta vurgulayarak, bu İlahi çerçevenin insanlık için neden en eksiksiz ve etkili çözüm olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz. Nitekim İslam sistemi; ümmetin birliğinin, adaletin tesisinin, kurtuluşun ve Yüce Allâh’ın rızasının anahtarıdır.

Exit mobile version