İslam, ılımlılık, adalet ve eşitlik üzerine kurulu bir dindir ve hayatın tüm işlerinde ifrat ve tefritten nehyeder. İtikatta, davranışta ve sosyal ilişkilerde orta yolda olmaya çağırır ve insanı dünya ile ahiret arasında dengeyi sağlamaya teşvik eder. İslam nazarında tüm Müslümanlar, insanlık onurunda eşittir; soy veya milliyet üstünlük ölçütü sayılmaz, bilakis gerçek ölçüt takva ve ıslah olmuşluktur.
Önceki bölümlerde, İslam’ın her hususta, hatta itikat ve din meselelerinde dahi itidal talep ettiği ve mensuplarını hayatın tüm işlerinde orta yolu tutmaya yönelttiği açıklığa kavuştu. Bu prensip, gelecek bölümlerde daha da açıklanacaktır.
2. Harcamada İtidal
Harcamada itidal, ancak kişinin israftan kaçındığı gibi cimrilikten de kaçınmasıyla gerçekleşir. Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
﴾Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.﴿ (İsra Suresi 29)
Hatta İslam, harcamada itidali, Rahman’ın kullarının en belirgin vasıflarından saymış ve Allah Teala şöyle buyurmuştur:
﴾Ve onlar, harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik; (harcamaları) bu ikisi arasında tam bir denge ile olur﴿ (Furkan Suresi 67)
Aynı şekilde Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de geçim işlerinde orta yollu olmanın önemini vurgulamış ve şöyle buyurmuştur: “Harcamada iktisatlı olmak (tutumluluk), geçimin yarısıdır.”
Özetle söylemek gerekirse: İslam, hayatın ve ibadetin tüm yönlerinde itidal yolunu benimsemiştir. Mali işlerde iktisatlı olmak, insanı fakirlikten ve insanlardan isteme ihtiyacından korur. İsraf ve malı kullanmada haddi aşmak ise çoğunlukla yoksulluğa ve başkalarına bağımlı olmaya götürür, öyle ki kişi başkasına yük haline gelir.
3. Yiyecek, İçecek ve Giyimde İtidal
İslam, harcamada itidali emrettiği gibi yiyecek, içecek ve giyimde de itidali emreder. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) yiyip içmede israfı yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Ademoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Eğer mutlaka daha fazlası gerekiyorsa üçte biri yemeğine, üçte biri içeceğine, üçte biri de nefesine (ayırır).” (Tirmizi ve İbn Mace rivayet etmiştir).
Aynı şekilde Müslümanın giyiminde de ılımlı olması gerekir. Zira Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim gösteriş elbisesi (şöhret libası) giyerse Allah, kıyamet gününde ona onun benzerini giydirir, sonra onun içinde ateş alevlendirilir.”
Bunun anlamı, Müslümanın eski püskü veya yırtık giysiler giymesi değildir. Bilakis istenen, giyiminde fiyat, renk ve şekil bakımından aşırılık ve yapmacıklıktan uzak, orta yollu ve sadeliğe riayet etmesidir.















































