İtidallik ve vasatlık, her Müslüman için dini, sosyal hayatı ve günlük davranışların düzenlemede gerekli bir menhectir; çünkü bunlar, İslam’ın davet ettiği köklü esaslardandır. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ibadetinde, davranışlarında, muamelelerinde ve hayatının diğer tüm yönlerinde itidallik konusunda örnek alınacak bir modeldi.
Ümmetine vasat olmayı tavsiye etti ve de aşırılık ve katılıktan, özellikle dinde aşırılıktan sakındırdı; çünkü bu, sonuçta helake ve ifsada yol açar.
İslam, aşırılık dini değildir ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) katılığın her türlü tezahürünü açıkça reddetmiştir. Aynı şekilde Kuran-ı Kerim, birçok yerde aşırılık ve taşkınlıktan nehyeder. Allah Teala, başta Yahudiler olmak üzere önceki ümmetleri ve diğer tüm insanları dinde aşırılıktan sakındırmış ve şöyle buyurmuştur:
“Dinde aşırı gitmeyin.”
Bu itibarla, bazı yöneticiler veya alimlerden kaynaklanan katılık, insanların dinden soğumasına yol açar ve kalplerindeki sevgiyi söndürür. Günümüzde şahit olduğumuz gibi DAEŞ ve benzeri aşırı gruplar, aşırılıkları ve şiddetleri nedeniyle İslam’ın imajına zarar vermiş bulunmakta ve bu yüce dinin itibarını lekeleyerek birçok insanı ondan uzaklaştırmışlardır; oysa İslam, onlardan beridir.
Buna karşılık bazı yöneticiler veya alimlerden kaynaklanan gevşeklik ve ihmal, aşırılık kadar tehlikeli değildir; çünkü aşırılık, özellikle de modern teknoloji araçlarının ve sosyal medya ağlarının istilası nedeniyle günümüzde bir fikri karmaşa ve zihinsel dağınıklık durumu yaşayan gençler ve çocuklar arasında hurafelerin yayılmasına, bidatlerin ortaya çıkmasına ve batıl yolların izlenmesine yol açıyor. En ufak bir gaflet veya aşırılık yahut gevşeklik eğilimi ile bu insanlar, kurtuluş ve mutluluk yolundan sapabilir ve helak yollarına sürüklenebilirler.
Dinde itidal, insanın Sırat-ı Müstakim üzerinde yürümesidir; ne aşırıya kaçar ne de gevşeklik gösterir. Çünkü aşırılık, Allah’ın sınırlarını aşmaya, gevşeklik ise Allah’ın emirlerini yerine getirmede kayıtsızlığa ve hükümlerine uymada kusura yol açar.
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri helak eden, dinde aşırılıktır.”
Özetle; İslam, kolaylık ve itidal dinidir ve asla takipçilerini güçlerinin yetmeyeceği şeyle yükümlü tutmamıştır; Kuran-ı Kerim’de geldiği gibi:
“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.” (Bakara 185)
İmam Ebu Hanife Numan b. Sabit el-Kufi, İmam Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim el-Ensari, İmam Ebu Abdullah Muhammed bin Hasan eş-Şeybani (Allah hepsinden razı olsun) ve diğer tüm alimler bu esası kabul ettiler: İslam, aşırılık ve gevşeklik, fazlalık ve eksiklik, teşbih ve ta’til, cebir ve ihtiyar, ümit ve korku arasında itidalli bir dindir.
Sonuç olarak ayetler, hadisler ve alimlerin sözleri ışığında açıktır ki İslam, insanları soğutan ve onları umutsuzluğa düşüren bir aşırılık veya onları boş hayallere kapılıp amelden yoksun bırakan bir gevşeklik değil mukaddes, itidalli ve vasat bir dindir.
















































