Islah Edici Öğretiler; Müminlerin Emirinin (Allah onu korusun) Talimatlarının, Direktiflerinim ve Hutbelerinin Analitik İncelemesi! Bölüm 4

Kerim Ekremi

İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sakındırmak: Saf Bir Topluma Giden Yol

İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, İslam’ın temel vazifelerinden biridir ve toplumun selametini korumada ve fesadın yayılmasını önlemede büyük bir rol oynar. Müminlerin Emiri (Allah onu korusun), birçok beyanında iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı yalnızca sıradan bir dini vazife olarak değil, İslami düzenin merkezi hedeflerinden biri olarak ele almıştır. Kandahar’da güney vilayetlerinden yerel yetkililer, alimler ve kabile büyükleriyle yaptığı bir toplantıda, yirmi yıllık cihadın temel amaçlarından birinin iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma vazifesini yerine getirmek olduğunu açıkça söylemiştir.

Bu beyan, bu vazifenin liderliğin düşüncesindeki merkezi yerini göstermektedir; bu ilkenin pratiğe geçirilmesinin, Afgan milletinin yıllarca süren cihad, mücadele ve fedakarlığının büyük başarılarından biri olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun) beyanlarında sıkça tekrarlanan bir başka önemli tema da iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmaya dair örgütlü, sistemli görüşüdür: Öyle bir görüş ki onda alimler dini açıklama ve öğretme sorumluluğunu taşırken hükümet bu hükümleri uygulama ve onlar için gerekli zemini hazırlama sorumluluğunu taşımaktadır.

Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun) görüşünde iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma, düzeni güçlendirir ve istikrara kavuşturur ve bunu yerine getirmek her Müslüman için dini bir vazifedir. Bu, onun iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmayı yalnızca idari veya hükümete ait bir iş olarak değil, bütün Müslümanlar için dini bir sorumluluk olarak gördüğünü ve yerine getirilmesinin İslami düzenin bekasını ve toplumun salihliğini garanti ettiğini göstermektedir. Paktika vilayetinden yerel yetkililerle yaptığı bir başka toplantıda da aynı şekilde iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmaya dair kanunun uygulanmasını vurgulamış ve ülkenin mevcut durumunu İslami hükümlerin pratiğe geçirilmesi için uygun olarak nitelendirmiştir.

Tahlili olarak, Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun) iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmaya yaptığı vurgu birkaç temel tema altında incelenebilir.

Birincisi: İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırmaktan Sorumlu Kurumun Desteklenmesi

Bir mukaddime, dört bölüm ve 35 maddeden oluşan iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma kanunu, Emirü’l-Mü’minin (HA) tarafından imzalanmasının ardından resmi gazetede yayımlanmış ve uygulanması sorumluluğu İyiliği Yayma, Kötülükten Sakındırma ve Şikayetleri Dinleme Bakanlığı’na verilmiştir. Bu kanun, bakanlığı İslam şeriatı ve Hanefi fıkhına uygun olarak iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmakla yükümlü kılmaktadır. Bakanlık ayrıca halk arasında barış ve kardeşliği sağlama ve etnik, dilsel ve bölgesel önyargıyı önleme sorumluluğunu da taşımaktadır.

İkincisi: İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırmayı Yerine Getirirken Ahlaki İlkelere Riayet Edilmesi

Bu kanun uyarınca, insanların onuruna ve insani değerine saygı, onlara iyi muamele, yumuşak öğüt ve nasihat, insanların gizli günahlarının ifşa edilmesinden kaçınma ve onları gözetlemekten sakınma, hisbenin temel ilkeleri arasında sayılmaktadır. Bu ilkeler, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmanın şiddetle ve٧ insanların özel işlerine müdahaleyle değil, hikmetle, güzel öğütle ve insan onuruna saygıyla yerine getirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Üçüncüsü: Alimlerin İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırmaktan Sorumlu Otoriteyle İşbirliği Yapmadaki Rolü

Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun), alimlerden iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma vazifesinin yerine getirilmesinde ilgili otoritelerle tam işbirliği yapmalarını ve her gün kendi camilerinde cemaate ve halka iman, itikat ve namaz meselelerini açıklamalarını istemiştir. Bu talimatlar, liderliğin iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmaya dair yapılandırılmış, sistemli görüşünü göstermektedir; öyle bir görüş ki onda alimler dini açıklama ve öğretme sorumluluğunu taşırken hükümet İslami hükümleri uygulama ve onlar için gereken zemini hazırlama sorumluluğunu taşıyor.

Dördüncüsü: İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırmanın Halkın Şer’i Haklarıyla Bağlantısı

Kadınların şer’i haklarını güvence altına almak için bakanlık, zorla evlendirme, mehr (evlilik bedeli), nafaka ve mirasla ilgili çok sayıda davayı ele almış ve kadınlara yönelik zulmü önlemek için adımlar atmıştır. Bu adımlar, Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun) görüşünde iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmanın yalnızca kötülüğü önlemekle sınırlı olmadığını; aynı zamanda zulme uğrayanların haklarını güvence altına almayı ve toplumdaki kırılgan grupları desteklemeyi de kapsadığını göstermektedir.

Müminlerin Emiri’nin (Allah onu korusun) iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmaya yaptığı vurgu, bu vazifenin hem bireyi hem de toplumu ıslah etmedeki rolüne dair derin bir anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bakanlığa verdiği destek ve alimleri bu kurumla işbirliğine teşvik etmesi yoluyla, bu ilahi vazifenin yerine getirilmesi için yapılandırılmış, eşgüdümlü bir mekanizma inşa etmeye çalışmaktadır; ta ki Afgan toplumu saflığa, takvaya ve şeriat hükümlerine bağlılığa doğru ilerlesin. Hikmet ve güzel muameleyle birlikte bu yaklaşım, toplumsal inanç ve davranışta derin değişimler için zemin hazırlayabilir ve İslami düzenin yüce hedeflerine ulaşmasına yardımcı olabilir.

Tecrübe, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma vazifesi olmadan toplumu ıslah etmenin mümkün olmadığını kanıtlamıştır.

İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma, İslam toplumunun sağlam direğidir. Eğer o zayıflarsa toplumun bütün yapısı çöküşle karşı karşıya kalır.

Exit mobile version